Zikir nedir? Bel’am ne demektir ve kime denir?!

11 Ocak 2012, SÜNNET Kitabımız Hakkında, Yorum Yok »

 Zikir nedir ve Bel’am ne demektir ve kime denir?!

 

 ZİKİR: Bir anlam itibariyle de; ‘Konuşmak, söylemek, dile getirmek’ olarak Türkçemize geçmiştir: “Dün zikrettiğim gibi yine söylüyorum; enflasyon %50’den aşağı düşmez” örneğinde olduğu gibi.

Gerçi bu eserin son kısmında “Bazı Kavramlar” olarak; Zikir kavramı hakkında kısa bilgi verilmiştir ama yine de diğer anlamlarını da burada hatırlamakta fayda var:

Zikir: Anmak, hatırlamak, akla getirmek, dillendirmek, akılda tutmak, öğüt vermek, öğüt almak, kişinin elde ettiği doğru bilgiyi koruması ve hatırlayarak kullanması, tabiattan ve ayetlerden elde edilen bilgiye de ‘Zikir’ denilir. Kur’an ayetleri anlamlandırılırken yerine (gelişine) göre manâ verilmiştir.

Aynı zamanda şu bilinen bir gerçektir; Kur’an’ın bir diğer adı da Zikir’dir, Öğüt’tür:

“9. ŞÜPHESİZ,
(bu) Zikr’i (Öğüdü, Kur’an’ı); Biz indirdik
ve
elbette onun koruyucusu da Biziz!” [HİCR SURESİ’nden]

Bizim O’nu hatırlamamızın karşılığında, O da bizi hatırlar; O’nun hatırlaması ise: Günahlarımızı siler, işimizin gücümüzün rast gitmesini sağlar, tam manası ile YARDIMCIMIZ olur.

Aklımız daha güzel çalışmaya başlar. Her konuda en tepede olan bir kişinin bile görmediğini görür, akletmediğini aklederiz; bu Allah’ın bize bir lütfu olur. (Bu eserin Bazı Kavramlar, bölümünden).

Şöyle de diyebiliriz; Kur’an Allah’ın konuşmasıdır. Hitabıdır, kelâmıdır.

Bu konuşması Levh-i Mahfuz’a yazılmıştır.

Melek Cebrail, Allah’ın emirleri üzerine buradan öğrenerek getirmiş; Allah’ın Rasûl seçtiği Hz. Muhammed sav.’e aktarmıştır.

Kur’an’ın Orijinali’ni kıyamete kadar kimse tahrife güç yetiremeyecektir.

Şu gün araplar dahi Peygamberimizin yürüttüğü tebliğ şekli gibi Kur’an’a yönelmedikleri için, Arapça bilmeleri, Kur’an’ı tam anlamalarına yetmiyor.

O halde biz Araplardan öğrenerek lûgat manâlarını, Peygamberimizin ilk günden başlayarak Kur’an’ı nasıl öğrendiğini, nasıl tatbik ettiğini araştırarak bu yolu izlersek, umulur ki; Kur’an kelimelerini tahrif edenler devrileceklerdir.

Bu evrensel Zikri, Peygamberimiz ve sağlığındaki Sahabeler nasıl anlamış ve tatbik etmişlerse bunu araştırmak her müslümanın boynunun borcudur.

BEL’ÂMLAR; Kur’an’dan bahseder.

Hz. Muhammed’in ayağının tozuna kurban olduğunu söylerler.

Lâkin ne yapar ederler bu Bel’âmlar; Hz. Muhammed ve Ashabının tatbikat ve anlayışına aykırı anlayış ve tatbikatlar geliştirirler, yaparlar.

Bunu farketmeyen insanlar ise, böylece bu insanları büyük zatlar olarak vehmeder, algılar.

O halde bu ZİKRİ ANLAMAK ve tatbik etmek için Bütün Kur’an ayetlerini LÛGAT manâları olarak öğreneceğiz.  Kur’an Mealimizi biz bir bütün olarak adeta KUR’ANİ SÖZLÜK olarak görüyoruz. Başka lûgatlardan Kur’an Kavramlarına anlam veremeyiz. Yoksa yolumuzu şaşırırız: Sözlükleri hazırlayanların da birer bel’âm olduğunu unutmayalım… Kur’an Kavramlarını (sözlüklerle, lûgatlerle) saptırarak maalesef yüzyıllar önce anlamları tahrif etmişlerdir. Yani şöyle bir örnek verecek olursak: Bir dükkanın tabelâsında MARKET yazıyor, içeri giriyorsunuz HIRDAVATÇI DÜKKANI, bunun gibi  ve bu derece tahrif etmişler maalesef…

Bizler İlk Sûreden itibaren Peygamberimizin sav. tatbikatını izleyeceğiz.

Böylece; umulur ki, gerçekten ZİKRİ anlamış olacağız. (Allah, Zikre yönelenlere yardım etsin).

 

 

___________________________________
VE SÜNNET, adlı eserimizden alıntıdır. Sh. 443-444.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar