Vesile aramak ile Aracı edinmeyi birbirine karıştırmayalım

19 Haziran 2011, Kur'anî Bazı Terimler, 1 Yorum »

Allah’ın adıyla mealen;

«35. EY İMAN EDENLER!
Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya bir vesile
(iş/ibadet [namaz veya dua] ile bir fırsat) arayın
ve
O’nun izin verdiği şekilde, saldırganlara karşı cihat edin ki,
kurtuluşa eresiniz.» [MAİDE SURESİ’nden]

 

 

Vesîle kelimesine dışardan bir anlam veremeyiz; yani, Vesîle denilince Allah’a bizi yaklaştırsınlar diye BİRİLERİNİ EDİNEMEYİZ. Ona ARACI EDİNMEK denilir ve o da küfürdür.

Vesîle denilince Kur’an bütünlüğünde düşünülür, düşünülmesi gerekir; Kur’an nasıl ve ne şekilde emreder: ALLAH’A NAMAZ İLE, SALİH AMEL/GÜZEL İŞLER YAPARAK, DUA İLE; BİR BÜTÜN OLARAK VERECEK OLURSAK; İBADET İLE YAKLAŞILMASI olarak verir Kur’an : VESİLE KELİMESİNİN ANLAMINI…

 

BU AYET’TE GEÇEN, VESİLE KELİMESİ İLE ARACI EDİNMEYİ KARIŞTIRMAYALIM

Çünkü bu ayet Maide Suresin’de bağımsız bir ayet gibi görünse de 30. ayetten 34. ayete kadar olan bölümün devamıdır.

«32. (…) “Kim bir insanı bir can karşılığı veya yeryüzünde
bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse,
o sanki, bütün insanları öldürmüş gibidir.
Her kim de birini kurtarmaya vesile olursa,
sanki bütün insanları kurtarmaya vesile olmuş gibidir.
Andolsun ki, onlara rasûllerimiz apaçık deliller
(Rasûllüğün Belgelerini) getirdiler. (…)» [MAİDE SURESİ’nden]

O’na yaklaşmak için vesile aramayı bu (32.) ayette Allah Teala belirtmektedir. Birini kurtarmak gibi bir iş ile, bir fırsat ile, bir ibadet ile vesile aramak.

 

ARACI EDİNMEK İLE İLGİLİ AYETLERİ DÜŞÜNMELİYİZ
ARACI EDİNMEK MÜŞRİKLİKTİR, ÖYLE YAPTIĞINIZDA MÜSLÜMANLIKTAN ÇIKARSINIZ.

«3. İyi bilin ki, hâlis/yegâne din yalnız Allah’ındır.
O’ndan başkasını evliya/dostlar edinenler:
“Onlar bizi Allah’a daha yaklaştırıcı olsunlar diye,
onlara kulluk ediyoruz/etraflarında toplanıyoruz” (derler).
Elbette ki Allah;
aralarında ihtilâfa düştükleri konuyla ilgili kararını/hükmünü verecektir.
Şüphesiz Allah; yalancı, kâfir (gerçekleri bilerek gizleyen) kişiyi
doğru yola iletmez!» [ZÜMER SURESİ’nden]

 

ARACI EDİNENLER; ARACI EDİNDİKLERİ ŞEYE BAĞLANIRLAR

«41. ALLAH’IN dışında,
birtakım evliyaya/dostlara/efendilere bağlananların durumu,
kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir!
Halbuki evlerin en dayanıksızı/çürüğü,
şüphesiz ki, örümceğin evidir! Şayet bilselerdi!» [ANKEBUT SURESİ’nden]

 

ALLAH YALNIZ KENDİSİNE BAĞLANILMASINI İSTER

«41. ALLAH’IN dışında,
birtakım evliyaya/dostlara/efendilere bağlananların durumu,
kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir!
Halbuki evlerin en dayanıksızı/çürüğü,
şüphesiz ki, örümceğin evidir! Şayet bilselerdi!» [MÜNAFIKUN SURESİ’nden]

 

ŞİMDİ MAİDE SURESİ’NDE GEÇEN VE ÖZELLİKLE TAVAVVUF EHLİ TARİKATÇILARIN
ALLAH’A YAKLAŞTIRICI OLARAK EDİNDİKLERİ ŞEYHLERİNİ/EFENDİLERİNİ
“BİRER VESİLE” OLARAK TANIDIKLARI VE BU ANLAMDA GETİRDİKLERİ
BİR TEK MAİDE: 35. AYET VARDIR, BAŞKA YOKTUR.
BU AYETİ DE YANLIŞ ANLAMAKTADIRLAR.

MAİDE 35. AYETİN İÇİNDE OLDUĞU O İKİ BÖLÜMÜ YENİDEN OKUYALIM,
KESİNLİKLE ONLARIN ANLADIĞI MÂNÂDA BİR ANLAM ÇIKMAYACAĞI AÇIKÇA GÖRÜLECEKTİR.
ÇÜNKÜ ÖLMEKTEN, ÖLDÜRMEKTEN BAHSEDİLMEKTEDİR.
ADEM VE İKİ OĞLUNUN YAŞAM ÖYKÜSÜ SÖZKONUSUDUR.
İNSANLARI ÖLDÜRMEMEK İÇİN BİR YOL, BİR VESİLE ARAYIN, DER ALLAH.
BU ŞEKİLDE BİR YOL/BİR VESİLE ARAMAK ALLAH’A YAKINLAŞMAKTIR, DENİR.

YANİ; ADEM’İN OĞLU BÖYLE YAPTI, ALLAH’TAN UZAKLAŞTI.
SİZ ONUN GİBİ YAPARAK, (İNSAN) KARDEŞİNİZİ ÖLDÜREREK BENDEN UZAKLAŞMAYIN, DER.

BİR İNSANI KURTARMAK İÇİN YERYÜZÜNDE GÜZEL BİR SİSTEM GELİŞTİRİN, DER.

 

MAİDE SURESİ’nden

 

«BÖLÜM 5
27. (EY MUHAMMED!)
Onlara, iki ademoğlunun (insanın) haberini gerçek olarak oku:
Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da,
birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti.
Kurbanı kabul edilmeyen;
“Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti.
Öteki; “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan
kabul eder” demişti.
28. “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da
ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim.
Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”
29. “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da,
kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın.
İşte bu zalimlerin cezasıdır.”

30. DERKEN nefsi onu, kardeşini öldürmeye sevketti de
onu öldürdü ve böylece kaybedenlerden oldu.
31. Nihayet Allah ona kardeşinin ölmüş cesedini
nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için
yeri eşeleyen bir karga gönderdi.
“Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup ta
kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi.
Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
32. Bundan (biri diğerini öldüren iki kişiden) dolayı,
İsrailoğullarına şunu bildirdik:
“Kim bir insanı bir can karşılığı veya yeryüzünde
bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse,
o sanki, bütün insanları öldürmüş gibidir.
Her kim de birini kurtarmaya vesile olursa,
sanki bütün insanları kurtarmaya vesile olmuş gibidir.
Andolsun ki, onlara rasûllerimiz apaçık deliller
(Rasûllüğün Belgelerini) getirdiler.
Ama onlardan birçoğu,
bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde malları
ve canları israf (aşırılıkla yok) etmektedirler.
33. Allah’a ve Rasûlüne savaş açanların,
yeryüzünde saldırganlık/teröristlik yapanların cezası;
ancak öldürülmeleri yahut asılmaları
veya
ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi,
yahut o yerden sürülmeleridir.
Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir.
Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.
34. Ancak onları ele geçirmenizden önce
tövbe edenler bunun dışındadırlar.
Artık Allah’ın çok bağışlayıcı,
çok merhamet edici olduğunu bilin.

 

BÖLÜM 6

35. EY İMAN EDENLER!
Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya bir vesile
(iş/ibadet [namaz veya dua] ile bir fırsat) arayın
ve
O’nun izin verdiği şekilde, saldırganlara karşı cihat edin ki,
kurtuluşa eresiniz.

36. ŞÜPHESİZ yeryüzünde olanların hepsi ve
yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da
onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için
fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez.
Onlara çok acıklı bir azap vardır.
37. Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir.
Onlara sonsuz bir azap vardır.

38. YAPTIKLARINA bir karşılık
ve
Allah’tan caydırıcı bir ceza olmak üzere,
(karşılıksız para basan) hırsız erkekler ile hırsız kadınların
ellerini kesin.
Allah mutlak güç sahibidir, doğru karar/hüküm verir.
39. Her kim de işlediği zulmünün (hırsızlığın) arkasından
tövbe edip durumunu düzeltirse (zararı tazmin ederse);
kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder.
(O zaman ellerini kesmeyin).
Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
40. Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir.
O dilediğine (azılı suçlulara) azap eder,
dilediğini (suçsuz kimseleri) de bağışlar.
Allah herşeye hakkıyla gücü yetendir.

41. EY PEYGAMBER! Kalpten inanmadıkları halde,
ağızlarıyla: “İnandık” diyenler (münafıklar) ile
Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.
Onlar yalan uydurmak için (seni) dinlerler,
sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler.
Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra
yerlerini değiştirir
ve
şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun.
O verilmezse sakının.”
Allah kimin (suçluların) azaba uğramasını istemişse,
artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın.
Onlar Allah’ın kalplerine mutluluk vermediği kimselerdir.
Onlara dünyada bir rezillik,
ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
42. Onlar yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir.
Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver,
ister onlardan yüz çevir.
Onlardan yüz çevirecek olursan
sana asla hiçbir zarar veremezler.
Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet.
Çünkü Allah âdil davrananları sever.
43. Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken
nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar,
sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar?
İşte onlar, inanmış değillerdir.

44. ŞÜPHESİZ Tevrat’ı Biz indirdik.
İçinde bir hidayet, bir nur vardır.
(Allah’a) teslim olmuş Peygamberler,
onunla İsrailoğullarına hüküm veriyorlardı.
Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile
âlimler de öylece hükmederlerdi.
Çünkü bunlar,
Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi.
Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler.
Şu halde siz de insanlardan korkmayın,
Ben’den korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin.
Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.
45. Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık:
Cana can,
göze göz,
buruna burun,
kulağa kulak,
dişe diş kısas edilir.
Yaralar da kısasa tabidir.
Kim de bu hakkını bağışlar,
sadakasına sayarsa o, kendisi için kefaret olur.
Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler
zalimlerin ta kendileridir.
46. O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı,
önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik.
Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan,
önündeki Tevrat’ı doğrulayan,
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici
ve
bir öğüt olarak İncil’i verdik.» [MAİDE SURESİ’nden]

 

“Vesile aramak ile Aracı edinmeyi birbirine karıştırmayalım” için bir cevap

  1. Bu ayeti (Maide:35. Ayeti) BİR BEŞERE/BİR İNSANA (TASAVVUF’TA/TARİKATLARDA BİR ŞEYHE, BİR EFENDİYE) BAĞLANMAK için delil gösterenlerin, getirenlerin: ALLAH’TAN KORKMALARINI ÖNERİRİM… Sırf bu durumun hesabını veremeyeceğinizi asla unutmayın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar