rulet sayi tahmini bahis siteleri

Vahyin Bünyesinde Tek Ümmet!..

28 Nisan 2011, Kur'an Çalışmalarımız, Yorum Yok »

Kur’an’ı Tertil/Hayata Programlama Çalışması – 2
(Ankara, İstanbul – TÜRKİYE, 1979-1999)


Allah’ın adıyla mealen;

«98. ÖYLEYSE Kur’an okuduğun/okuyacağın zaman,
kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın (yalnız O’nu düşün!)
99. Gerçek şu ki;
onun/şeytanın, inanan ve Rablerine güvenip dayananlar üzerinde
hiçbir gücü yoktur.
100. Onun gücü/hakimiyeti sadece kendisini veli/dost edinenleredir.
O kimseler ki; (şeytanı), O’na ortak koşarlar!» [NAHL SURESİ’nden]

«204. KUR’AN (veya çevirisi) okunduğu zaman hemen susun!
Ve onu (okunanları anlamaya çalışarak) dinleyin!
Umulur ki; böylece merhamet olunursunuz!» [ARAF SURESİ’nden]

«121. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler,
onu (Kitabı) gereği gibi okurlar.
İşte bunlar (kitabı gereği gibi okuyanlar),
ona (Kitab’a, ancak öğrettiğimiz şekilde) inanırlar.
Onu inkar edenlere (görmezlikten gelenlere) gelince,
işte onlar, zararda olanların ta kendileridir.» [BAKARA SURESİ’nden]

«1. EY KENDİSİNE ağır bir sorumluluk yüklediğimiz!
2. Geceleyin kalk/gecenin büyük bir kısmında ayakta/uyanık dur;
3. gece yarısı (veya onun yarısında),
biraz önce (veya ondan biraz eksilt)
4. ya da biraz sonra (onun üzerine biraz ilave et)
ve
Kur’an’ı ağır ağır/üzerinde düşüne düşüne oku,
(tabiatla çelişkisiz biçimde) anlamaya çalışarak!..

5. GERÇEK ŞU Kİ;
Biz sana,
sorumluluk yükleyen ağır bir söz bırakacağız.
6. Şüphesiz gece (kalkışı, Kur’an’ı okuma/anlama bakımından),
tesirce şiddetli (anlayışça daha uygundur)
ve
özümleme (kavrayış) bakımından daha etkilidir.
7. Çünkü,
senin için gündüz vaktinde uzunca bir meşguliyet vardır.
8. Rabbinin ismini an
ve (şimdiye kadar din adına edindiğin bilgileri bir tarafa bırakarak)
tüm yeteneklerinle O’na (Allah’a/Kur’an’a) yönel.» [MÜZZEMMİL SURESİ’nden]

«1. (Ey MUHAMMED ve ey insan) sana/size bir Kitap indirdik ki;
Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarasın[ız],
güçlü, övgüye lâyık olanın yoluna (önderlik edesin[iz]).» [İBRAHİM SURESİ’nden]

«52. İŞTE BU bütün insanlığa bir duyurudur: “Bununla uyarılsınlar,
O Allah’ın, Tek İlâh/Kainatın İmparatoru olduğunu bilsinler
ve temiz düşünce/akıl sahipleri de düşünüp öğüt alsınlar!”» [İBRAHİM SURESİ’nden]

 

► VAHYİN BÜNYESİNDE TEK ÜMMET!..
Allah’ın adıyla mealen;

«52. Ve şüphesiz; işte bu sizin ümmetinizdir, bir tek ümmet!
Ben de sizin Rabbinizim.
Öyleyse Benden korkup sakının!» [MÜMİNUN SURESİ’nden]

«92. (SİZ EY İNANANLAR), gerçek şu ki;
sizin bu toplumunuz/ümmetiniz tek bir ümmettir!
Ben de sizin Rabbinizim.
Öyleyse, yalnız Bana kulluk edin!» [ENBİYA SURESİ’nden]

«30. OHALDE SEN,
Allah’ı birleyen olarak yüzünü dosdoğru bu dine çevir,
Allah’ın fıtratına (sünnetine/tabiat kanununa),
insanları ona (bir ilme) göre yarattığı o fıtrata/kanuna…
Allah’ın tabiat kanununda hiçbir değişiklik olmaz!
İşte, dosdoğru din budur!
Fakat insanların birçoğu bilmiyor.» [RUM SURESİ’nden]

«19. VE bütün insanlık sadece tek bir toplumdan ibaretti!
Ama sonradan görüş ayrılığına düşerek parça parça oldular.
Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı,
ihtilâf ettikleri konuda aralarında hemen hüküm verilirdi.» [YUNUS SURESİ’nden]

«213. İNSANLAR tek bir toplumdu.
Allah müjdeciler
ve
uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde,
insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda,
aralarında hüküm vermek üzere kitapların içinde,
insan hak ve özgürlüklerini bildirdi.
Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak;
kitap verilenler,
aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler.
Bunun üzerine Allah,
(peygamberine) bildirdiklerine iman edenleri,
kendi izniyle, onların tartışıp durduğu gerçeklere ulaştırdı.
Allah yola gelmek isteyeni doğru yola ulaştırır.» [BAKARA SURESİ’nden]

 

Ümmet’in İhtilafa Düşmesinin Sebebi :

a) Vahyin unutulması;

«18. (…) Fakat Sen onları ve atalarını nimetle yaşattın,
ta ki zikri (Kur’an’ı ve hatırlatıcı ayetleri) unuttular
ve
helâk/yok olmayı hak eden bir topluluk oldular.» [FURKAN SURESİ’nden]

 

b) Kur’an’ın terkedilmesi veya sahiplenilmemesi;

«30. (KIYAMET GÜNÜ, kavminden şikayetçi olan) Resul de,
dedi ki: “Ey Rabbim!
Gerçekten kavmimden birçokları bu Kur’an’ı sahiplenmedi!”» [FURKAN SURESİ’nden]

 

c) Kitab’a dillerini eğip bükmeleri; (bugün de olaya Kur’an bütünlüğünde baktığımızda ve bazı kavramlara Kur’an tarafından kabul görmeyen anlamlar yüklenilmekte ve bu manada bazı gruplarca diller eğilip bükülmektedir).

«78. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki,
Kitap’tan olmadığı halde Kitap’tan sanasınız diye
(okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler
ve; “Bu, Allah katındandır” derler.
Halbuki o Allah katından değildir.
Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

 

d) Allah rızası adına, Allah’ın olmasına müsaade etmediğini icat etmek;

«27. Sonra bunların peşinden art arda peygamberimizi gönderdik.
Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik,
ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat
ve
merhamet duygusu koyduk.
(Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince;
Biz onu onlara farz kılmamıştık.
Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.
Fakat ona da gereği gibi uymadılar.
Biz de içlerinden iman edenlere ödüllerini verdik.
Fakat onlardan birçoğu da fasık kimseler oldular.» [HADİD SURESİ’nden]

 

BÜTÜN BUNLARIN SONUCUNDA: Toplu bir ifade ile,
TEK ÜMMET’e varis olanların emirleri kendi aralarında parçalaması;

«53. Derken,
aralarında dinlerini çeşitli kitaplara parçalayıp böldüler.
Her cemaat/her grup,
kendi yanlarında bulunan ile yetinip sevinmektedir!» [MÜMİNUN SURESİ’nden]

«93. Onlar, emri/dini kendi aralarında parçalara ayırdılar.
Ama hepsi Bize döneceklerdir.» [İNBİYA SURESİ’nden]

«32. Onlar ki, dinlerini parça parça eden
ve
cemaat cemaat olanlardır!
Her bir cemaat (bu Kur’an ile değil de),
kendi yanlarındaki (eserleri) ile övünüp sevinmektedir!» [RUM SURESİ’nden]

 

Vahyin bütünlüğünde bulunan Müminin Vahiy’den sonra İcat edilenlerle bir ilişkisi yoktur.

«159.Gerçek şu ki; dinlerini parça parça edip,
grup grup cemaatlere ayrılanlar var ya;
senin onlarla (ve yaptıklarıyla) hiçbir ilişkin yoktur.
Onların işi yalnızca Allah’a kalmıştır!» [EN’AM SURESİ’nden]

 

Vahyin tekliğinden ihtilafa sevkeden ihtiras.

«17. Ve onlara dinlerinde/işlerinde açık deliller verdik.
Ancak onlara ilim geldikten sonra,
aralarındaki ihtiras/çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.
Şüphesiz Rabbin; kıyamet günü aralarında,
ihtilâf ettikleri şeyler hakkında hüküm/karar verecektir.» [CASİYE SURESİ’nden]

«213. İNSANLAR tek bir toplumdu.
Allah müjdeciler
ve
uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde,
insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda,
aralarında hüküm vermek üzere kitapların içinde,
insan hak ve özgürlüklerini bildirdi.
Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak;
kitap verilenler,
aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler.
Bunun üzerine Allah,
(peygamberine) bildirdiklerine iman edenleri,
kendi izniyle, onların tartışıp durduğu gerçeklere ulaştırdı.
Allah yola gelmek isteyeni doğru yola ulaştırır.» [BAKARA SURESİ’nden]

 

Allah ihtilaftan menetmektedir; ihtilafta gazap vardır.

«105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra
parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.
İşte onlar için büyük bir azap vardır.» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

 

Kur’an Allah’tan olduğu için ihtilafsızdır (halistir).

«82. Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?
Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı,
mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.» [NİSA SURESİ’nden]

 

Muhtelif düşüncelerin müntesibinin durumu.

«29. Allah; birbiriyle çekişip duran ortakları olan bir adam ile,
yalnız bir kişiye bağlı bir adamı örnek verdi.
Örnek olarak, o ikisi hiç bir olur mu?
Övgü yalnız Allah içindir. Fakat onların birçoğu bilmiyor.» [ZÜMER SURESİ’nden]

 

Kur’an’ın çağrısı kendisinde birlik.

«103. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın.
Parçalanıp bölünmeyin.» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

 

 

İÇİ ÖĞÜTLE DOLU AYETLER

«50. De ki: “Eğer (sizin iddia ettiğiniz gibi) saparsam,
ancak kendi aleyhime sapmış olurum.
Eğer doğru yolu bulursam,
bu Rabbimin bana lütfu/vahyettiği (Kur’an) ile olmuştur!
Şüphesiz O işitendir, yakındır.”» [SEBE SURESİ’nden]

«50. De ki: “Eğer (sizin iddia ettiğiniz gibi) saparsam,
ancak kendi aleyhime sapmış olurum.
Eğer doğru yolu bulursam,
bu Rabbimin bana lütfu/vahyettiği (Kur’an) ile olmuştur!
Şüphesiz O işitendir, yakındır.”» [SEBE SURESİ’nden]

«2. O, ümmîlere (kitap nedir, iman nedir bilmeyenlere);
içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan,
onları temizleyen,
onlara kitabı
ve
hikmeti (bilimsel olarak faydalıyı, zararlıyı) öğreten
bir peygamber gönderendir.
Halbuki onlar bundan önce,
(kitap nedir, iman nedir bilmeyen) apaçık bir sapıklık içinde idiler.
3. (Allah o peygamberi) onlardan,
henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir.
O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
4. İşte bu, Allah’ın lütfudur.
Onu (Peygamberliği) dilediğine (kendi seçtiğine) verir.
Allah büyük lütuf sahibidir.» [CUMA SURESİ’nden]

«127. Hani İbrahim,
İsmail ile birlikte (ibadet için yapılan) Ev’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor;
“Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur!
Şüphesiz Sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.
128. “Rabbimiz! Bizi Sana teslim olmuş kimseler kıl!
Soyumuzdan da Sana teslim olmuş bir toplum kıl!
Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster/öğret.
Tövbemizi kabul et.
Şüphesiz Sen,
tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”
129. “Rabbimiz!
İçlerinden onlara bir elçi gönder;
onlara ayetlerini okusun,
kitabı
ve
hikmeti öğretsin ve onları, her kötülükten arındırsın.
Şüphesiz Sen,
mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”» [BAKARA SURESİ’nden]

«151. Nitekim kendi aranızdan size ayetlerimi okuyan,
sizi (başınıza gelebilecek) her türlü kötülüğe karşı uyaran,
size kitap
ve
hikmeti öğreten;
ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
152. Öyleyse yalnız Beni anın/hatırlayın ki,
Ben de sizi anayım/hatırlayayım.
Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.» [BAKARA SURESİ’nden]

«164. Andolsun Allah, müminlere kendi içlerinden;
onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan,
onlara Kitap
ve
Hikmeti (bilimi) öğreten bir peygamber göndermekle
büyük bir lütufta bulunmuştur.
Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

«17. Allah, doğru yola gidenlerin doğruluklarını artırır
ve
onlara korunma gücü bahşeder.» [MUHAMMED SURESİ’nden]

«104.Allah’ın ayetlerine inanmayan kişileri elbette Allah,
doğru yola ulaştırmaz.
Onlara can yakıcı bir azap vardır.» [NAHL SURESİ’nden]

«17. (…) Allah; doğruyu dileyenleri/isteyenleri doğru yola ilettiğinde,
işte o kimse doğru yolu bulmuştur.
Sapıklığı isteyenleri de sapıklıkta bıraktığında,
kesinlikle ona doğru yolu gösteren bir dost bulamazsın.» [KEHF SURESİ’nden]

«2. İNSANLAR;
inandık demekle bırakılacaklarını,
açığa çıkarılmayacaklarını
ve
yaptıklarının karşılığının verilmeyeceğini mi sandılar?
3. Ant olsun ki Biz,
kendilerinden öncekilere (yaptıklarının karşılığını verdik).
Elbette Allah, doğru davranan kimseleri (bugün de) ortaya çıkaracak
ve
yalancıların kimler olduğunu da (herkese) gösterecektir.
4. Yoksa o kötülükleri işleyenler,
Bizden kurtulacaklarını mı sandılar?
Ne kötü hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah ile karşılaşmayı umuyorsa,
hiç şüphesiz, Allah’ın süresi yaklaşarak gelmektedir.
O işitendir, bilendir.
6. Kim cehdeder/çalışıp çabalarsa,
ancak kendisi için çalışıp çabalar/cehdeder.
Şüphesiz Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur, zengindir.» [ANKEBUT SURESİ’nden]

«29. EY İMAN EDENLER!
Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız;
O size, iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış(ı/furkanı) verir
ve
sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar.
Allah, büyük lütuf sahibidir.» [ENFAL SURESİ’nden]

«8. EY İMAN EDENLER!
Allah’a içtenlikle tövbe edin.
Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi
ve
onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde
Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.
Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider.
“Ey Rabbimiz!
Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla;
çünkü senin herşeye hakkıyla gücün yeter” derler.» [TAHRİM SURESİ’nden]

«12. ANDOLSUN, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı.
Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik.
Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim.
Andolsun eğer namazı kılar,
zekatı verir
ve
elçilerime inanır onları desteklerseniz,
(fakirlere/işsizlere iş sahası açarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz;
elbette sizin kötülüklerinizi örterim
ve
andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım.
Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse,
mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”» [MAİDE SURESİ’nden]

«190. GÖKLERİN ve yerin yaratılışında,
gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde
aklını düzgün kullananlar için elbette ibretler vardır.
191.Onlar ayaktayken,
otururken
ve
yanları üzerine yatarken Allah’ı hatırlarlar (düşünürler).
Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde de düşünürler:
“Rabbimiz!
Bunu boş yere yaratmadın, Seni eksikliklerden uzak tutarız.
Bizi ateş azabından koru” derler.
192. “Rabbimiz!
Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir.
Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur”.
193. “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran
bir davetçi işittik, hemen iman ettik.
Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört.
Canımızı iyilerle beraber al.”
194. “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver.
Kıyamet günü bizi rezil etme.
Şüphesiz Sen vadinden dönmezsin.”
195.Rableri, onlara şu karşılığı verdi:
“Ben; erkek olsun, kadın olsun,
sizden hiçbir çalışanın yaptığını zayi etmeyeceğim.
Sizler birbirinizdensiniz.
Hicret edenler,
yurtlarından çıkarılanlar,
yolumda eziyet görenler;
savaşanlar
ve
öldürülenlerin de andolsun günahlarını elbette örteceğim.
Allah katından bir ödül olmak üzere,
onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.
Ödülün en güzeli Allah katındadır.”» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

«73. Onlar ki, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman;
onlara karşı kör
ve
sağır (ilgisiz) davranmazlar (hemen dikkat kesilirler).» [FURKAN SURESİ’nden]

«2. Müminler ancak o kimselerdir ki,
Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir.
O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman,
onların imanlarını artırır.
Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.» [ENFAL SURESİ’nden]

«37. Elbette bunda dinleyen/kalbi olan,
ya da şahit olarak,
anlamaya çalışan/kulak veren kimse için bir öğüt vardır.» [KAF SURESİ’nden]

«82. Artık kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler,
çok ağlasınlar!..» [TEVBE SURESİ’nden]

«284.GÖKLERDEKİ herşey,
yerdeki herşey Allah’ındır.
İçinizdekini açığa vursanız da,
gizleseniz de Allah sizi,
onunla sorguya çeker de dilediğini (iyileri) bağışlar,
dilediğine (kötülere) azap eder.
Allah’ın gücü herşeye hakkıyla yeter.
285.Peygamber,
Rabbinden kendisine indirilene iman etti,
müminler de (iman ettiler).
Her biri;
Allah’a,
meleklerine,
kitaplarına
ve
peygamberlerine iman ettiler
ve
şöyle dediler: “O’nun peygamberlerinden hiçbirini
(diğerinden) ayırt etmeyiz.”
Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik.
Ey Rabbimiz! Senden bağışlanma dileriz.
Sonunda dönüş yalnız Senin katınadır.”
286. Allah bir kimseyi,
ancak gücünün yettiği şeyden sorumlu tutar.
Onun kazandığı iyilik kendi yararına,
kötülük de kendi zararınadır.

(ŞÖYLE diyerek dua ediniz):

“EY RABBİMİZ!
Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!

EY RABBİMİZ!
Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.

Ey RABBİMİZ!
Bizi gücümüzün yetmediği şeylerden sorumlu tutma!
Bizi affet,
bizi bağışla,
bize acı!

SEN bizim Mevlamızsın.
Ayetlerini çarpıtan/örten insanlara karşı bize yardım et.”» [BAKARA SURESİ’nden]

 

______________________________________
Kur’an Mealleri Kaynak: “İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri; İki Cilt Birarada Cep Boy, Birinci Baskı, İstanbul 2010” adlı eserden alıntılanmıştır.

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar