Tebliğ vazifesini yayına hazırladığım Kur’an Meali’ne bırakıyorum

23 Şubat 2018, Sadık Türkmen ve Medya, Yorum Yok »

Yayına Hazırladığım: İniş Sırasına Göre Kur’an Meali.

Kendimi ölünceye kadar emekliye ayırıyorum.

1979 yılından bu yana kendime görev edindiğim ve: Dava Adamlığı, Tebliğ, Din, İslâm, Kur’an’ın Anlaşılması uğruna verdiğim mücadeleyi kişisel anlamda bırakıyor ve görevi benden çok daha iyi yapacağına iman ettiğim ve Yayına Hazırlamış olduğum: “İniş Sırasına Göre Kur’an’ın Türkçe Çevirisi” adlı Kur’an Mealimize bırakıyorum…
 
Yanlış anlaşılmak istemem, izninizle bir iki cümleyle açıklık getireyim. (Aşağıda daha detaylı bir açıklama var zaten).
  
Şimdiye kadar evet dünya hayatı ve geçimliğimizi temin etmek için çalıştık, ancak kendimi hiçbir zaman dünyaya/dünyalığa adamadım.
 
Ah keşke gençlik yıllarımda rahmetli anacığımı dinleseydim de başımı sokacak bir ev alsaydım diye kendime kızıyorum… Artık Tebliğ vazifesini yayına hazırladığım Kur’an Meali’ne bırakıyorum
  
Onun için kurdum ilk cümlemi/paragrafımı: Dinden imandan ya da inancımızdan pes edip bırakmış değiliz, bu yaştan (58) sonra çalışıp Allah’ın izin verirse en azından başımı sokacak bir evim olsun istiyorum.
  
Allah büyük, ölmedik; hayattayız, canımız sağ ve elimiz ayağımız da tutuyor çok şükür.
  
Şimdi TEBLİĞ vazifesini yayına hazırladığım: KUR’AN’A BIRAKIYOR, ÇALIŞMAYA BAŞLIYORUM…
  
Diyeceksiniz ki şimdi nereden çıktı bu?!
  
Tebliğ vazifesi bir kitaba bırakılır mıymış?!
  
Değerli Arkadaşlar; ben 19 yaşımdan itibaren bir şeye odaklanmışım: KUR’AN’IN DOĞRU ANLAŞILMASINA…
  
Bunun için de çok işler yaptım; evde Meal dersleri, sokaklarda insanlara tebliğ çalışması, broşürlerle uyarı, dergi çıkarmalar vs. ile insanlara ulaşmaya çalıştım.
  
Sonra Allah nasip etti, bir Radyo programıyla 7’den 70’e insanlarla birlikte: KUR’AN MEALİ OKUMA VE ANLAMA ÇALIŞMASI YAPTIK CANLI YAYINDA.
  
90’lı yıllarda İstanbul’da Marmara’ya yayın yapan 99.3 Radyo Mim ‘in İşletme Müdürlüğü ve Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım ve bu arada her Cumartesi Akşamı Saat 20:00 ‘den başlayıp Sabah 06:00 ‘ya kadar 5 Bölüm’den oluşan CANLI YAYIN program yaptım ve ortalama bir gecede 50-60 kişi canlı yayına katılıyor: Evlerinde bulunan Kur’an Meali’nden İNİŞ SIRASINA GÖRE OKUTUYOR veya diğer bölümlere KONUK olarak insanları alıp onları konuşturuyor ya da sohbet ediyorduk ki insanlara faydalı olalım…
  

Dolayısıyla bundan böyle;

Bana: “Neye nasıl inanıyorsun, şu konuda ne düşünüyorsun” diye soranlara ya da soracak olanlara; git şu kitabı (Kur’an Mealimizi) oku, işte ben o ne diyorsa ve orada ne yazıyorsa: OLDUĞU GİBİ ONA İNANIYORUM, diyeceğim…

Çünkü onun dışında: Kendimi üzüyor, tartışmalara giriyor, stres yapıyor ve hasta oluyorum (zaten kronik şeker hastasıyım). Ve artık bıktım bu saldırgan ins şeytanların ağır, hakaretengiz, saygısız, sevgisiz, seviyesiz konuşmalarına dayanamıyorum: Özellikle bu Sosyal Medya’da cereyan eden tartışmalar katlanır gibi değil?! Ve yine özellikle bu MÜSLÜMANIM diyen insanlar anladıkları dilde Kur’an’ın Türkçe Mealini/Türkçe Çevirisini okumadıkları sürece de kimseyle konuşmama kararı aldım…

Oysa sağlıklı bir şekilde yaşamak ve daha fazla insana yararlı olmak için yaptığım bir işim var ve daha çok hayata dokunmam lazım.

Bunun için de ruh ve beden sağlığımı korumam lazım…

Yukarıda ve yazımın içeriğinde bahsettiğim konulardan dolayı artık Tebliğ vazifesini yayına hazırladığım Kur’an Meali’ne bırakıyorum.

BU LİNKTEN ÜCRETSİZ İNDİREBİLİRSİNİZ!
(Sevgili Anacığım ve Babacığımın Aziz Hatıralarına).

|
Mealimizi kitap olarak 6. ve 7. Baskısını yaptık. 2009 Yılı Ramazan Ayı’nda VATAN GAZETESİ de binlerce adet promosyon olarak verdi ve bu insanlar okudukça evlatları, yakınları için almak ve hediye etmek istediklerini beni arayarak belirttiler.
  
2010 yılından sonra ekonomik sıkıntılardan dolayı yeni baskıları yapılmadı ve kaç yıldır piyasalarda maalesef kitap olarak bulunmuyor ve bu beni çok üzüyordu. Elimde birkaç yüz adet Allah’tan kalmıştı da internet sitemizden Kitap olarak okumayı sevenlerin ihtiyacını karşılıyorduk.
 
Yıllar sonra: İnternet Sitelerinde 40’a yayın Meal Sahiplerinin arasına alıp KARŞILAŞTIRMALI MEAL olarak okunması için yüklediler ve ben bu durumu Yüce Rabbimin bir yardımı olarak algıladım, şükür. Gerçekten bastırabilecek gücüm yoktu. Rabbim gördü ve yine bu aciz kuluna desteğini esirgemedi: Çünkü en büyük ızdırabım buydu…
 
Onlarca sitede artık bizim Meal de var ve okuyan insanlar arıyor: Kitap olarak piyasada bulamıyoruz, diye?!
 
Öyle sanıyorum ki; bundan sonraki ZAMANLAR bana göre artık: KUR’AN ZAMANI olacak ve Kitap olarak baskısına ihtiyaç duyulacak…
 
Bu yüzden ben: Dava Adamlığından, Dini Tebliğ’den, İslâm’dan, Kur’an’ın Anlaşılması için verdiğim mücadeleden kendimi (istifa ettiriyorum demeyelim de) emekliye ayırıyorum (başka bir boyuta geçiyorum) diyelim ve tamamen global dünya dillerine çevirisini ve baskısını yaptırabilmek için dünyevi olmaya adıyorum…
  
DAVA, TEBLİĞ, İSLÂM MESELEMİ: En güzel şekilde yapıyor olan ve yapacak olan Kur’an Mealimiz artık üzerimdeki yükü aldı diye düşünüyorum. Ben de onun çoğaltılması, global dünya dillerine çevirisinin yapılması işinde para ve servet kazanmak için ölünceye kadar mücadelemi sürdürmeyi: YENİ BİR GÖREV OLARAK YÜKLENİYORUM inş. Artık Tebliğ vazifesini yayına hazırladığım Kur’an Meali’ne bırakıyorum

(Özeleştiriye gelince)
BEN BİR ŞEYİ GERÇEKTEN İSTEMEDİM

Çok ama çok zengin olmayı?!
 
Evet belki dilimle dile getirdim ama kalben hiç istemedim, hatta seçimim hep fakir fukaraca yaşamaktan yana oldu: Ve ben bu durumuma şimdiye kadar hep şükrettim (şükrettiğimi çoğalttım yani yoksulluğumu); çünkü hep yoksul yaşadım, zaman zaman ümitsizliğe (ye’se) düşsem de halime şükrettim…
 
Elime imkân geçtiği dönemlerde de böyle oldu: Çünkü beni engelleyen yegâne unsur beynimdi, düşüncelerim ve inandığım değerlerdi beni bağlayan?!
 
Hani ne tam olarak uhrevi olduk ve ne de dünyevi…
 
Dünyamızı kurtarıp fethedelim dedik, bize uhrevilik (kardeşim/yanım) mani oldu.
 
Aynı şekilde Ahiretimizi kurtarıp fethedelim dedik, bize dünyevilik (kardeşim/yanım) mani oldu.
 
Yani tam da: İKİ ARADA BİR DEREDE KALMA HALİ?!
 
Bu kafa 1979 yılından bu yana aynı kafa, haydi diyelim 2019’dayız: Dile kolay 40 yıldan bir yıl eksik… 39 yıllık kafa, kalp, beyin kolay kolay değişir mi?! Biraz zor, bununla birlikte değişmek mümkün: TABİ GERÇEKTEN İSTERSEM?!
|

İŞTE O GLOBAL PROJELERİMDEN BİRİ

|

Tüm global dünya dillerine inşaallah çevirisini yaptıracağım örnek bir çalışma: Solda Arapçası, Sağda İngilizcesi, Almancası, Fransızcası, Türkçesi, Arapçası, Farsçası olacak şekilde tasarlandı ve KALIBIM hazır! (Arapça Orijinali Solda ~ Bizim Meal’in Arapçası Sağda).

 
Muhteşem bir hayâlim var.
 
Ve çok büyük bir projeye sahibim.
 
Gerçekleştirmek üzere yıllardır kurduğum bir hayâl…
 
Bunun için de tam 10 Milyar Dolara ihtiyaç var ve para dışında hersey hazır!
 
~ HAYÂLİM: Uhrevi bir yatırım?!
 
~ ANCAK BAŞARMAK İÇİN: Dünyevilik gerektiren bir yatırım?!
 
Dengeyi kuramayacağım için şimdiye kadar gerçekten istemedim: Allah bana bu imkânı verdiğinde gerek azgınlaşır sapıtırım ve gerekse bana kurulan birtakım tuzaklara aldanır (servet şımarıklığı, mal mülk, kadın, şöhret tuzakları vs ile) kendimi kaybederim endişesiyle tam anlamıyla dünyalığa saldırmadım… Çünkü gençliğimde bu vb çok şeyle ufak tefek te olsa sınandım ve çok ta aldandım…
 
Bugün 58 yaşıma bastım: İnsanız ya; kırklı, ellili, altmışlı, yetmişli ve seksenli yaşlarda bile olsanız nefis taşıyorsunuz… Haberlerde izliyorsunuz özellikle nefsi olayların yaşı başı yoktur?! Şükürler olsun her türlüsüyle denendik; kimi zaman yenildik, kimi zaman başarılı olduk…
Yenildiğimizde nefsimize yenik düştük, başarılı olduğumuzda ise kesinlikle Rabbimin yardımını gördük diyebilirim… Demek ki, o an yardım gördüysek muhtemelen iyilerden/iyi iş yapanlardandık… Çirkin işler yaptığımızda ise; ayet gereği: Ellerimizin öne sürdüğündendir, diye imanım vardır: EL-HAMD.
 
Lakin bu yaşımıza kadar, abartısız; yaşımızı on ile çarpsanız yani 580 yıllık bir ömür sürdük diyebilirim: O kadar yaşlıyız anlayacağınız…
 
Artık huzurdan başka bir şeyle mutmain olmayacak olan bir nefse sahibiz (bin şükür) diyebilirim…
 
Bundan sonra: Dünya güzelini de koysalar ki geçmişte; 1996’larda Canlı Radyo Programı yaptığım vakit derinciler (o dönem fetöcülermiş 15 Temmuz ve sonrasında ortaya çıktı) kadın tuzağına düşürmek için manken gibi (derler ya hani söz meclisten dışarı) bayanları koydular önümüze…
 
Kimi mi?!
 
Müslüm Gündüz’e kurulan tuzak -o yıllarda İstanbul’da ne kadar bilinen bilinmeyen, gizli açık güç unsuru varda hepsine ve herkese meydan okuyan Türkiye çapında popüler birisiydim- Gündüz’den 3 ay önce bana kurulmuştu o Fadime Şahin tuzağı ve ben bu tuzağı farkedip düşmeyince ona kurmuşlar; 90’lı yılları bilenler anlamıştır ne demek istediğimi… Artık tuzak kuracakları o genç adam da yok, davası da…
 
Emekliye ayrıldı…
|
 
|
Onun yaptığı görevi en iyi şekilde: YAYINA HAZIRLADIĞI KİTAP ÜSTLENDİ…
 
Ondan daha güzel tebliğ ve tebliğci olur mu?!
 
Binlerce şükür olsun…
 
HEDEFİM İÇİN: Yani tüm Global Dünya Dillerine Kitabın Çevirisini yaptırıp bastırarak, DAĞITIMINI gerçekleştirmek için farklı bir boyutta mücadeleme yeniden bismillah diyerek başlıyorum…
 
Çünkü Yüce Rabbim sağlığımı bana yeniden lûtfetti, kaldığım yerden devam edip uğrunda çalışayım, diye.
 
O zaman bana: Koşturmak düşer, verilen sağlımın zekatı olarak…
 
40 Yıllık Emeğim YETİM Kaldı ve Ben Şimdi…
 
EVET ŞİMDİ ÇOK BÜYÜK SERVET İSTİYORUM…
 
VE BEN ŞİMDİ; O BÜYÜK SERVETİ ALMAYA, SEVK VE İDARE ETMEYE ARTIK HAZIRIM…
|
|
|

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir