Sosyal Medya’da Yayınlanan Arakan Resimleri Gerçeği

30 Ağustos 2017, Gündem, Haber ve Duyurular, Yorum Yok »
Sosyal Medya’da Yayınlanan Arakan Resimleri Gerçeği
Tamam; Arakanlı Müslümanlara büyük bir zulüm var ancak bu resimler orada zulme uğrayan Müslümanlara ait değil?!
 |
Sadık Türkmen Ey iman EDENLER! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip, yaptığınıza pişman olmamak için, o haberin doğruluğunu iyi araştırın. (Hucurat: 6)

 

SOSYAL MEDYA’DA YAYINLANAN;
ARAKAN İLE İLGİLİ RESİMLERDE ALDATICILIK

Kaynak: www.teyit.org

Bu zahmetli ve muhteşem araştırma ve karşılaştırma için TEYİT EKİBİNİ KUTLARIM!

Ve konuyu tespit edip Facebook’ta paylaşan Samih Uylaş Üstadıma da çok teşekkür ediyorum…

https://teyit.org/arakandaki-musluman-katliamindan-oldugu-iddiasiyla-paylasilan-8-yanlis-fotograf/

Az önce kızım Esra Kılıç Türkmen ile bu konu üzerine dertleşiyorduk; çocukların bu görüntüleri özellikle ANALAR üzerinde çok kötü izler bırakıyor?!

Bu linkte ise Çocukların Kolları üzerinden geçen Motorlusiklet görüntülerinin gerçeğini göreceksiniz;

https://teyit.org/fotografin-arakandaki-musluman-cocuklara-iskence-yapildigini-gosterdigi-iddiasi/

İşin en ilginç ve enteresan yanı işe bana göre şu: Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devlet Erkanı’nın Twetter’da paylaştığı bu resimleri araştırmadan yayınlamaları?!

Sayın Melih Gökçek yine aynı şekilde?!

Gerçi ben olsam ben de aynısını yapardım, yapıyorum da: Aslında şüpheci biri olma özelliğimden dolayı sorgularım ama maalesef onlarca, yüzlerce, binlerce insan paylaşınca; otomatik olarak BEYİN doğru gibi algılıyor ve mecburen biz de aşırı duygusal bir yapıya sahip insanlar topluluğu olarak ister istemez paylaşım tepkimizi dile getiriyoruz?! Herşeye rağmen yüzdeyüz emin olmadan paylaşmamak ta fayda var: Çünkü insanlarımızda onarılması mümkün olmayan ÇOK DERİN YARALAR açabiliyor, uzmanlar öyle söylüyor!

Aslında bir Devlet Yetkilisi olarak bu insanların daha dikkatli olmaları gerekmez mi?

Türk Milleti bu konularda çok hassastır ve aynı zamanda SUİSTİMAL eden, edecek olan bazı yamyamların gazabına uğrayabilir; dolandırıcı ve aldatıcılar için kapı aralanmış olmaz mı? Yani maddi anlamda paralar toplamalar, özellikle VAKIFLAR hesaplar açarak: İşte Kurban Bedeli şu kadar, şuraya buraya gönderilecek vs. Bu vakıfların beslenme alanları buralar?! Geçmişte bunu yaşadık, onlarca farklı Vakıflar kurarak fetöye para aktarıldı; Kimse Yok mu Derneği en başta gelenlerindendi?! Belki belirli bir yüzdesini gönderiyorlardır, olabilir; ancak denetimsiz olduğu için kimin ne yaptığını kimse bilmiyor?! Dikkatli olmak lazım…

 

ARAKANLI RAHİB İLE YAPILAN RÖPORTAJ

Bir Arakanlı Rahip ile bir Türk Gazetecimizin ARAKAN’da gerçekleştirdiği Röportajı izlettim Youtube’dan kızıma, doğrusu biraz yüreğimize su serpildi! Şükür hepsi öyle değilmiş, dedik…

Ve Budist Rahib’in sözleri, tespitleri ve karşılaştırma yapması çok etkileyici idi?!

Sosyal Medya’daki paylaşımlara bakarak az önce tüm Rahiplere nefret duygusu gelişmişti yüreğimizde?!

Rahibi dinledikten sonra:
YÜREK (ADALETİ) TERAZİMİZ TEKRAR DENGESİNİ BULDU, BİN ŞÜKÜR!

|

İSRAİLLİ İNSANKIZIMIZ RACHEL CORRİE

İsrailli İnsan Kızımızı hatırladık birden: İsrailli Askerlerin ve Tankın önüne geçip, o cılız gibi görülen göğsünü (aslında bana göre tanktan da güçlü dev göğsünü) gerdi ve: YİNE BANA GÖRE TANKI, İSRAİL ASKERİNİ, İSRAİLLİ TERÖR YANLISI HÜKÜMETİ VE TARAFTARLARINI O (RACHEL CORRİE) EZDİ…

~ “Zulüm bizdense, ben bizden değilim!” dedi.

Onun için hazırlanan Belgesel

İşte Arakanlı Rahip te aynı şeye vurgu yaptı: “Onlar bizden değil ve asla bizden olamazlar?!”

Ve şöyle devam etti; aynı şekilde Afganistan’daki el-Kaide ve yaptıkları nasıl ki Müslümanları temsil etmiyorsa?! (Veya bugün daeş vs.)

|

BİZİ ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR [Hz. Muhammed sav]

Doç.Dr. Cemal AĞIRMAN [27.04.2008]

Bizi aldatan bizden değildir.” [Müslim, Îmân 164, Fiten 16]

وَعَنْ أبي هُرَيرةَ رضي اللَّه عَنه أنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ : « … مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا ».

Ebû Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

Aldatmak; karşı tarafı yanıltmak, hîle ve oyuna getirmek, kandırmak, iğfâl etmek, dolandırmak, sözünde durmamak demektir. Hakikatin zıddı anlamına gelen yalanla eş anlamlıdır. Ferdi ve toplumsal yıkımlara sebep olacak nitelikte kötü bir davranıştır.

Birinin diğer birini aldatması, bilerek hakikat dışı bilgi vermesi, yanıltarak kendi lehine hak etmediği birtakım menfaatler elde etmesi, her şeyden önce Allah’ın en şerefli yaratığı olan insana büyük bir saygısızlıktır; insanın değer ve konumunu anlayamamaktır. Savaş ortamında düşmanı aldatmak dışında, hangi şartlarda olursa olsun başkasını aldatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Dolayısıyla aldatmak bir hak ihlâlidir.

Hayat, doğruluk ve güven üzere kurulmuştur. Karşılıklı güven olmadan hayat yürümez. Bu güven, bütün beşeri ilişkileri kapsar. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşaması mümkün olmadığına göre, başkalarıyla karşılıklı ilişkiler kurması da kaçınılmazdır.

İslam inancının değer yargılarına göre her ne suretle ve hangi şartlarda olursa olsun, hile yapmak ve insanları aldatmak kesinlikle yasaktır. Kur’an, aldatmayı, münafıklara yakışan çirkin bir davranış olarak ifade eder. Çünkü münafıkların en belirgin özelliği, Allah’a inanmadıkları hâlde, ‘inandık’, diyerek, Allah’ı ve başkalarını kendilerince kandırmaya kalkışmalarıdır. Hâlbuki onlar, aslında kendilerini aldatmaktadırlar. Çünkü Allah onların hîle ve aldatmalarını bilir. Kur’an’ın ifadesiyle; “Onlar Allah’ı ve inananları aldatmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değildirler.” [Bakara, 2/9]

Bir gün Allah’ın Resûlü (s.a.v.) pazarda bir buğday sergisine uğradı. Elini buğday yığınının içine daldırınca parmakları ıslandı. Bunun üzerine satıcıya; “Bu ıslaklık ne?” diye sordu. Adam; ‘Ey Allah’ın Resûlü! Yağmur ıslattı’, dedi. Kutlu Nebî; “İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya!” karşılığını verdi. Ardından da; “Bizi aldatan, bizden değildir.” buyurdu. [Müslim, Îmân 164]

Aldatma ve hile sadece alış verişte değil, hayatın her alanında olabileceği için, Hz. Peygamber’in, “Bizi aldatan bizden değildir” ifadesi son derece anlamlı ve önemlidir. Bu sebeple aldatma ve hile, bir müslümanın mal ve hak kaybının yanı sıra canına bile mal olabilir. Yalan, aldatma ve hilenin olduğu yerde, adalet ve hukuk olmaz. Bu sebeple hile ve aldatma, her türlü olumsuzluğa neden olabilir. Bu yüzden hile ve aldatma, Müslüman olmayanların ancak yapabileceği bir davranıştır. Çünkü müslümanın malı da canı da dokunulmazdır; bir başka müslümana haramdır.

Müslüman bir malı satarken iyi ve kötü, malının her şeyini karşı tarafa bildirmelidir. Malın ayıbını gizlemek veya söylememek aldatmadır. Bu sebeple bir malı ölçüp tartmadan kabala satmak, yanıltıcı olduğu için doğru değildir. Örneğin malın kötüsünü yığının altına veya tezgâhın arka kısmına koymak, süte su katmak, yüksek kaliteli mala düşük kalitelisini karıştırmak, para veya kıymetli kâğıtların sahtesini yapmak ve müşteriyi aldatacak her türlü sahtecilik, “Bizi aldatan bizden değildir.” hadîs-i şerîfinin tehdidine muhataptır. Çevremize ve dünyaya bakıldığında milletlerarası sahtekârlıklar, büyük ihâle yolsuzlukları, mal stoklayarak yapılan fiyat artırımları göz önüne getirildiğinde, Hz. Peygamber’in tehdidinin ne kadar manidar, İslam’ın hedeflediği hayat düzeninin ne kadar insan merkezli ve âdil olduğu daha iyi görülecektir.

Şu geçici dünya için bir menfaat uğrunda insanları aldatan ve yalan söyleyen kimselerin insan kalitelerinin düşüklüğünü gösterir. İmanları zayıf olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü İslamî kuralları, Kur’ânî ve peygamberî öğütleri, yaşanması için öngördükleri kuralları özümsememiş demektir. Allah’ı ve ahiret sorgusunu hesaba katmadan yaşadıkları anlaşılmaktadır. Allah öbür dünyada bunların hayır ve iyiliğini dilemez.

Çözüm olarak, özelikle ticaretle uğraşanlar, daha fazla hak ihlali ile karşı karşıya kaldıklarından, kendilerini hak ihlalinden koruyabilmeleri için Allah’ı ve âhiret gününü hatırlarından hiç çıkarmamaları gerekir. Kalpleri/gönülleri sürekli Allah’a bağlı olmalıdır.

Şunu iyi bilmeli ki hîle ile rızık artmaz. Aksine hile malın bereketini giderir. Hîle ile azar azar biriktirilen mallar, ansızın gelen bir felâketle, birden bire elden çıkar; hile yapanların yanına da sadece günâhları kalır.

İslamiyet hiçbir şekilde ve hiçbir alanda hile ve aldatmayı kabul etmez. Ona büyük bir uhrevi ceza takdir etmiştir. Çürük ve sakat iş yapmayı da, eksiklikleri gizlemeyi de haram kabul eder.

İnsanlarla olan ilişkilerde dürüst olmak İslam’ın şiarıdır. Başta alış-veriş olmak üzere herhangi bir konuda başkalarını aldatmak ahlâksızlıktır. Dünyada insanları aldatmak mümkündür, fakat ilmiyle her şeyi kuşatan Allah’ı aldatmak elbette mümkün değildir. Asıl aldanan aldattığını sanan hilekârlardır.

“(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise; Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.” [Bakara, 2/14]

Hilekârlık münafıklık alametidir. Akıllı bir müslüman her şeyden önce imanının gereği, hile ve aldatmaya tevessül etmemeli, böyle bir lekeyi üzerinde taşımamalıdır.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, aldatma ve hile Müslümanlık vasfıyla bağdaşmaz. Mümin, imanıyla ve imanının bir yansıması olan eylemleriyle müslümandır. Yalanın, hile ve aldatmanın, onun hayatında yer almaması gerekir. Dünyanın geçici olduğunu, yaptığı her şeyden ahirette sorguya çekileceğini düşünerek adımlarını atması, hayatını Allah’ı ve ahireti hesaba katarak sürdürmesi gerektiğini unutmamalıdır.

Velhasıl doğruluk ve hakkaniyet, müslümanın şiarı olmalıdır.

Doç.Dr. Cemal AĞIRMAN [27.04.2008]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar