Son Depremleri görmek için linki tıklayınız ve Öğüt dolu ayetleri lütfen okuyunuz.

10 Haziran 2012, Hidâyet Rehberimiz Ayetler, Yorum Yok »

  http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/map/tr/index.html

|

|

Deprem zamanı Allah’a yönelişlerimiz inşallah daimi/kalıcı olur

/-/ Yakup Köse:

Antalya’da deprem hissedilir bir şekilde sallandık.

Beğenmekten Vazgeç · · Paylaş · 25 dakika önce · /-/

.
~ Sadık Türkmen:

Geçmiş olsun, Allah bu vesile ile kendisine yönelen kullardan eylesin oradaki insanlarımızı: VESİLE ARAMAK İSTEYENLER İÇİN GÜZEL BİR VESİLE; O’nun gücüne şahit olarak O’na iman etmek veya imanı tazelemek iyidir…

birkaç saniye önce · Beğen

|

|

Bu depremler, EN BÜYÜK DEPREMİ (Kıyametimizi) hatırlayıp Rabbimize yönelmemiz için birer işarettir.

Allah; büyük depreme (kıyamete yani son depreme) yakalanmadan önce kurtulan kullarından olmamız için bize imani güzelliği lütfettin.

Bugün Kütahya merkezli 5.9 depreminde varsa zarar gören halkıma büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Gerçekleri görmeyi nasip etsin. O an için tattığımız korkunun, Allah’a yönelişimizin, O’nu hatırlayışımızın daimi olmasını dilerim.

 

ZİLZAL/ZELZELE/DEPREM SURESİ

İniş Sırası: 93 • Arapça Tertip Sırası: 99 • Medeni Sure • 8 Ayettir

 

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

«1. YERYÜZÜ, o sarsıntıyla sarsıldığında,

2. yeryüzü ağırlıklarını çıkardığında
3. ve insan;
“Buna ne oluyor?” dediği zaman;
4. işte o gün yer,
kendi haberlerini (şahit olduklarını) anlatır.
5. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.
6. O gün insanlar,
yaptıkları şeylerin kendilerine gösterilmesi için,
bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.
7. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse,
onun ödülünü görecektir.
8. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse,
onun cezasını görecektir.» [ZELZELE SURESİ]

|

|
O TEK BİR ÇIĞLIKTIR

«6. O GÜN, şiddetli sarsıntı sarsar,
7. ikinci bir sarsıntı da onu takip eder.
8. O gün, yürekler kaygıdan hoplar,
9. gözleri donakalır!

10. DİYORLAR Kİ:
“Gerçekten biz diriltilip eski halimize döndürülecek miyiz?
11. Ufalanmış kemikler olmamızdan sonra ha?!”
12. ”Öyleyse bu, zararlı bir dönüştür” dediler.

13. OYSA O, ancak bir tek çığlıktır!
14. Onlar, derhal uyanırlar/kalkarlar!» [NAZİAT SURESİ’nden]

|

|
O BÜYÜK BİR SARSINTIDIR, ONUN ŞİDDETİNDEN…

«1. EY İNSANLAR! Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Şüphesiz kıyametin sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
2. Onu gören her emzikli kadın,
emzirmekte olduğu çocuğundan geçer
ve
her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür.
İnsanları sarhoş görürsün, halbuki onlar sarhoş değillerdir.
Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
3. İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde
Allah hakkında tartışmaya girer
ve
her azgın şeytanın ardına düşer.
4. Şeytan hakkında (Sicil dosyasına);
“Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır
ve
onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.» [HAC SURESİ’nden]

 |

17 Ağustos 1999 seni unutmadık, O’nun gücü de hatırımızda.

~ Yeryüzünde doğal afetler sebebiyle bilcümle ölmüşlerimize İman üzere gitmişlerse Allah’tan Rahmet; Mekanları Cennet olsun diliyoruz.

Varsa; ufak tefek günahlarını da bağışlayacağını umduğumuz yalnız Allah’tır.

Henüz büluğa ermemiş veya çocuk yaşta iken kendi katına/huzuruna aldıklarına da Yüce Allah; sorgusuz süalsız umarız Cennetine koymuştur. Çünkü insanlar der ki; hadi büyükler işledikleri günahların karşılığını gördüler veya görüyorlar, ya küçüklerin, çocukların ne günahı vardı da Deprem vs. gibi doğal afetlerde ölüyorlar veya daha ileri giderek bu inkarcılar Allah ne diye bu çocukları öldürüyor? Biz de deriz ki: İyi ya işte, ne güzel; Allah’ın bu güzel kulları dünyada kirlenmeden Yüce Yaratıcılarının Cennetini hakediyorlar, orada, afetzedelerin yurdunda doğmakla/dünyaya gelmekle… Kısa geçen dünya hayatlarında, böyle bir durumla karşı karşıya gelmelerinden dolayı UZUN ve SONSUZ BİR YAŞAMI HAKETMEK… Herkese nasip olmaz beyler!..

Münkir ve Müşrik olarak ölenlerin de Ahirette asla yardımcısı/yardımcıları yoktur.

Ona göre herkes nerede ve ne zaman öleceğini bilemediğinden; dünyada güzel bir yaşam sürmeli diye düşünüyorum.

17 Ağustos 1999 yılını biz de böyle hatırlayalım istedik.

Yine de Yüce Allah; hiçbir ülke insanına böyle acı günler yaşatmasın temennisiyle, sevgiyle kalın.

|
 |

Günlüğümden Seçmeler
17 Ağustos’tan birkaç gün sonra kaleme alınmıştır.

|

17 Ağustos 1999, Avcılar/İstanbul: DEPREMİ YAŞADIĞIM GÜN…


   ~ Bugün gece 02.00’ye kadar kitap okudum. Biraz uzanayım dedim. Uyku ile uyanıklık arasında birden, karyolam çok şiddetle sarsılmaya başladı. Peşinden müthiş bir uğultu. Kulakları sağır eden biçimde. Eşime, birazdan geçer dedim. Geçmedi. Şiddetlendi. Hemen çocukların odasına koştuk. Seyyid Kutub’u (küçük oğlum) kucağıma aldım. Uyuyordu. Uyandı. Dışarı çıkmak istedik. Üçüncü kattayız. O ne? Aman ya Rabbi! Bacaklarımın bağı çözülmüştü resmen. Adım atamıyorum. Eşim hepten gitti. Ben de öyle. Ancak çocuklarım ve eşime güç vermek adına bunu belli etmeden, onları yatıştırmaya çalışıyordum: “Geçer birazdan!” diyerek.

Alttan yukarı doğru defalarca “Küt, küt!” diye müthiş bir darbe! Tamam dedim, Esma hanım, çocuklar: Sanırım kıyameti yaşıyoruz. Hakkınızı helâl edin, helâlleştik. Allah’a müthiş bir yakarışla yakınlaştık. Ayetler okuyordum. Ailemi sakinleştiriyor, ölüme hazırlıyordum. O an’ı hiç unutamıyorum. Allah, her şey ile bizi kuşatmıştı. O’nun gücüne yakinen boyun eğmiştik. Her şe-yimizle bunu hissediyorduk. O an, yaşamım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu: ‘Allahım affet, bağışla beni! Hiç bir şey yapamadan huzuruna gelmek ne acı! Beni affet, beni bağışla ya Rabbi!” Çok içtenlikle dudaklarımdan sürekli dökülen dua buydu, aileme de sürekli dua etmeleri, bağışlanma dilemelerini tembih ediyordum.

Sarsıntı durmuyordu. Çocuklar bağırışıyor, ağlıyorlardı. Ben içimden ağlıyordum. Aslında biz de çocuklarımızla birlikte ağlıyorduk.

“Tamam çocuklar, durmayacak galiba, birazdan bina yerle bir olacağa benziyor. Allah’a yönelin. La İlahe İllallah, deyin. Şüphesiz ki O’ndan geldik yine O’na gidiyoruz. Sorun yok!” diyordum. Aman ya Rabbi! Bu kısacık zamanda, 44-45 saniyede yeniden bir ömrü (39 yılımı) yeniden yaşadım. Hatta belki 2-3 katı daha fazla bir zamanı. Bitmiyordu bir türlü. Duvarlar sarsıldıkça patlıyordu. Kapılar da öyle. Sonra nasıl aklettiysek, belki holde olduğumuz için, çelik kapı olan dış kapıyı zorla açmışız, ancak; aşağıya inmek için dizlerimizde derman kalmamıştı. Çökekaldık öylece!.. Aynen ayeti yaşıyorduk: “Dizleri üzere çökekaldılar!” Üç çocuğumuza eşim ve ben sımsıkı sarılmış dualar ediyorduk. Birbirimize dualar ile güç veriyorduk aynı zamanda. Çelik kapı açıktı. Birden uğultu kesildi. Hemen ardından sarsıntı durdu. Fırsatı değerlendirelim dedik, merdivenlere koştuk. Küçük oğlum hâlâ kucağımda…

Kendimizi aşağıda bulduk. Mahallemiz ve Avcılar ana baba günü. Her taraf toz bulutu. Çevremizde bir fabrikada büyük bir yangın çıkmış, bulut ve alev göğe yükselmiş. O an gökyüzüne kafamızı çevirdiğimizde, tam tepemizde UFO’ya benzer, dairesel dönüşler yaparak İzmit, Gölcük tarafına doğru ilerleyen bir cisim gördük. Herkes yukarı ile ilgileniyor, birbirine gösteriyordu. Çevremizde binalar, apartmanlar yıkılmıştı. Bizim sıra halindeki 7 site ve binamız, ayaktalardı. O an, yalnız Allah’a yönelmiş ve “Ey Rabbim! Aslında biz yaşamıyoruz. Biz öldük! Sen ki bizi yeniden dirilttin! Çevremiz yokolmuşken bizi yeniden dirilttin… İnanıyorum sana Ey Allahım! Sen ki bize biraz daha mühlet verdin. Bizi, kendimize gelelim, seni tesbih edelim, bu insanlığa seni yüceltelim, dinini ikame edelim, diye bize biraz daha mühlet tanıdın, diyerek teselli ediyordum kendimi. Sana sonsuz şükürler olsun! O an aklıma Ramazan Koyuncu diye bir arkadaşım vardı Fatih’te, onu aramak geldi. Ama telefon bir türlü düşmüyordu. Eğer yaşıyorsa; Rabbimizin bize yeniden, biraz daha mühlet verdiği inancımı paylaşmak istiyordum. Uzun bir müddet sonra cepten ulaşabildim: O da bana, aynı şeyleri düşündüğünü ve benimle eğer yaşıyorsam aynı şeyleri paylaşmayı düşünmüş. Zaten, bu anlayışı Kur’an vermekte. İmanımız bir kat daha arttı böylece. Dedim: “Ramazan kardeşim, kendimizi yeniden, yeniden gözden geçirmeliyiz. Bu uyarıyı dikkate alıp kendimizi, inancımızı, düşüncelerimizi sorgulamalıyız. Rabbe yönelen muhlis kullardan olarak, O Yüce Yaratan’a kulluğumuza daha bir özen göstererek, gece demeden, gündüz demeden hizmet etmeliyiz” dedim. “Evet, kesinlikle!” dedi…

|

|

HELÂK İLE YAPILAN UYARI!..

Giriş

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla


98. ÖYLEYSE Kur’an okuduğun/okuyacağın zaman,
kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın (yalnız O’nu düşün!) [NAHL SURESİ]

 

204.KUR’AN (veya çevirisi) okunduğu zaman hemen susun!
Ve onu (okunanları anlamaya çalışarak) dinleyin!
Umulur ki; böylece merhamet olunursunuz! [ARAF SURESİ]

 

121. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler var ya;
ancak onlar onu gereği gibi/(Allah’ın öğrettiği şekilde) okurlar.
Ve işte yine onlardır ona (Kitab’a) gerçekten inananlar!
Onu inkâr edenlere (görmezlikten gelenlere) gelince;
işte onlar, zararda olanların/kaybedenlerin ta kendileridir. [BAKARA SURESİ]

 

 

Helâk ile yapılan uyarı!..

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. YERYÜZÜ, o sarsıntıyla sarsıldığında,
2. yeryüzü ağırlıklarını çıkardığında
3. ve insan;
“Buna ne oluyor?” dediği zaman;
4. işte o gün yer,
kendi haberlerini (şahit olduklarını) anlatır.
5. Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir.
6. O gün insanlar,
yaptıkları şeylerin kendilerine gösterilmesi için,
bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır.
7. Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse,
onun ödülünü görecektir.
8. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse,
onun cezasını görecektir. [ZİLZÂL/ZELZELE/DEPREM SURESİ]

 

15. O SİZE, yeryüzünü boyun eğer şekilde yaptı.
Haydi onun sırtlarında dolaşın ve O’nun rızkından yiyin.
Sonunda dönüş O’nun katınadır.
16. Emin mi oldunuz?
Gökte olan(Allah)ın sizi yere batırmayacağından!
O zaman bakarsın ki, yer çalkalanıyor.
17. Yoksa gökte olanın,
üzerinize taş yağdıran fırtınayı göndermeyeceğinden
emin mi oldunuz?
O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz! [MÜLK SURESİ]

 

45. KÖTÜ tuzaklar kuranlar,
Allah’ın kendilerini yerin dibine batırmayacağından
ya da azabın kendilerine,
hiç ummadıkları bir yönden gelmeyeceğinden emin midirler?
46. Yahut gezip dolaşırlarken kendilerini yakalamasından?
Onlar buna engel olacak değillerdir.
47. Ya da kendilerini bir korku üzerinde yakalamayacağından?
Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir. [NAHL SURESİ]

 

67. Denizde size bir sıkıntı dokunduğu zaman,
O’ndan başka yalvarıp çağırdıklarınız kaybolur.
Karaya çıkararak sizi kurtardığı zaman ise yine yüz çevirirsiniz.
İnsan gerçekten nankördür!
68. Karayı ters çevirip sizi batırmayacağından
veya
üzerinize bir kasırgayı göndermeyeceğinden emin misiniz?
Sonra kendinize hiçbir vekil/koruyucu bulamazsınız!
69. Yoksa siz,
siz tekrar oraya açıldığınızda üzerinize;
yerle bir eden bir kasırga göndermeyeceğinden
ve
inkâr etmenizden dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz?
Sonra;
Bize karşı sizi takip edip de koruyacak kimseyi bulamazsınız! [İSRA SURESİ]

 

22. Karada ve denizde sizi yürüten O’dur.
Hani, gemide olduğunuz zamanı;
gemiler güzel/tatlı bir rüzgârla içindekileri yüzdürürlerken
ve
bununla sevindikleri sırada,
birden kasıp kavuran bir kasırga gemiye gelip çatar.
Her yandan dalgalar gelip
ve
kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını anladıkları zaman;
dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarmaya başlarlar:
“Eğer bizi bu sıkıntıdan kurtarırsan,
elbette ki şükredenlerden olacağız!” (derler). [YUNUS SURESİ]

 

32. Kara bulutlar gibi dalgalar onları sardığı zaman,
dini O’na has kılarak Allah’a yakarırlar;
onları kurtarıp karaya çıkardığında ise içlerinden bir kısmı
orta yolu tutar.
Zaten Bizim ayetlerimizle ancak;
gaddar ve nankör olanlar mücadele eder. [LOKMAN SURESİ]

 

 

KAMER SURESİ BÜTÜNLÜĞÜNDE
HELÂK’İN ÇEŞİTLİ TOPLUMLARDAKİ YANSIMASI

 

SU İLE HELÂK EDİLEN BİR TOPLUM
NUH TOPLUMU :

9. ONLARDAN ÖNCE Nuh kavmi de (Rasûlleri) yalanlamıştı.
Kulumuzu yalanladılar ve:
“Bu adam bir mecnundur” dediler.
O çok engellendi/incitildi!
10. Bunun üzerine Rabbine (şöyle) dua etti:
“İşte ben mağlup oldum, bana yardım et!”
11. Biz de bardaktan boşanırcasına akan bir su ile,
gökyüzünün kapılarını açtık.
12. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık.
Kesin ölçülerle plânlanmış bir işin olması için sular birleşti.
13. Onu levhalardan yapılmış
ve
çiviyle çakılmış şey (gemi) üzerinde taşıdık.
14. Bizim gözetimimizde akıp gidiyordu.
Nankörlük edilmiş olan kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak!
15. Ant olsun, onu bir ibret olarak bıraktık.
Düşünüp de ibret alan yok mudur?

16. AZABIM

ve
uyarılarım nasılmış?!
17. Ant olsun, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.
Düşünüp öğüt/ibret alan yok mudur? [KAMER SURESİ]

 

KASIRGA İLE HELÂK EDİLEN BİR TOPLUM
AD TOPLUMU:

 

18. AD KAVMİ de yalanladı.
Azabım
ve
uyarılarım nasılmış?!
19. Şüphesiz Biz, uğultulu bir kasırgayı üzerlerine gönderdik,
kendilerine hoş olmayan/aman vermeyen,
dehşeti sürekli bir günde!
20. İnsanları,
dibinden sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu!
21. Azabım
ve
uyarılarım nasılmış?!
22. Ant olsun, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.
Düşünüp öğüt/ibret alan yok mudur? [KAMER SURESİ]

 

6. Âd’a gelince onlar da uğultulu,
azgın bir kasırga ile imha edildiler!
7. Onu üzerlerine yedi gece ve sekiz gün kesintisiz saldı;
öyle ki, orada o kavmi yere yıkılmış olarak görürsün.
Sanki onlar kökten sökülmüş/içi boş hurma kütükleridirler!
8. Şimdi onlardan hiç geri kalan bir şey görüyor musunuz? [HAKKA SURESİ]

 

23. SEMUD da uyarıları yalanladı.
24. Dediler ki: “Bizim gibi bir insana mı uyacağız?
O zaman biz, bir sapıklık ve bir çılgınlık içine düşeriz.”
25. “İlâhî öğüt aramızdan ona mı bırakıldı?
Hayır! O, yalancı şımarığın tekidir.”
26. Yalancı şımarık kimmiş yakında/yarın bileceklerdir. [KAMER SURESİ]

 

30. Azabım
ve
uyarılarım nasılmış?!..
31. Şüphesiz Biz, üzerlerine tek bir çığlık gönderdik.
Hayvan ağılına konulan kuru otlar gibi, yere seriliverdiler.
32. Ant olsun, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.
Düşünüp öğüt/ibret alan yok mudur? [KAMER SURESİ]

 

36. Oysa ant olsun,
Bizim yakalamamıza karşı (Lut) onları uyarmıştı.
Fakat uyarıları sürekli şüphe ile karşıladılar.
37. Onun misafirlerinden (sapıkça) yararlanmaya kalkıştılar.
Biz de gözlerini siliverdik.
“İşte azabımı
ve
uyarılarımı tadın!”
38. Ant olsun,
onları önü alınmaz bir azap bir sabah vakti yakalayıverdi.
39. Şimdi azabımı
ve
uyarılarımı/tehditlerimi tadın!
40. Ant olsun, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.
Düşünüp öğüt/ibret alan yok mudur? [KAMER SURESİ]

 |

|

ONLARI O SIKINTILARDAN KURTARDIĞIMIZDA YÖNELSELERDİ YA!..

«21. İNSANLARA kendilerine dokunan bir darlıktan sonra,
bir rahmet tattırdığımız zaman bir de bakarsın ki onlar;
ayetlerimiz hakkında tuzak/komplo kuruyorlar!
De ki:
“Allah komployu/tuzağı bozmada daha çabuktur!”
Şüphesiz ki elçilerimiz, kurduğunuz komploları yazıyorlar.
22. Karada ve denizde sizi yürüten O’dur.
Hani, gemide olduğunuz zamanı;
gemiler güzel/tatlı bir rüzgârla içindekileri yüzdürürlerken
ve
bununla sevindikleri sırada,
birden kasıp kavuran bir kasırga gemiye gelip çatar.
Her yandan dalgalar gelip
ve
kendilerinin tamamen kuşatıldıklarını anladıkları zaman;
dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarmaya başlarlar:
“Eğer bizi bu sıkıntıdan kurtarırsan,
elbette ki şükredenlerden olacağız!” (derler).
23. Ama onları kurtardığımızda derhal o zaman;
haksız yere yeryüzünde taşkınlık yaparlar.
Ey insanlar! Sizin taşkınlığınız ancak kendi aleyhinizedir.
Sadece dünya hayatının geçici zevki!
Sonra dönüşünüz Bizim huzurumuzadır.
O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber veririz.» [YUNUS SURESİ’nden]

 

«45. KÖTÜ tuzaklar kuranlar,
Allah’ın kendilerini yerin dibine batırmayacağından
ya da azabın kendilerine,
hiç ummadıkları bir yönden gelmeyeceğinden emin midirler?
46. Yahut gezip dolaşırlarken kendilerini yakalamasından?
Onlar buna engel olacak değillerdir.
47. Ya da kendilerini bir korku üzerinde yakalamayacağından?
Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.» [NAHL SURESİ’nden]

 

«113. Ant olsun,
onlara kendilerinden bir elçi geldi ama onu yalanladılar.
Böylece, onlar zulümlerine devam ederlerken,
azap kendilerini yakalayıverdi.» [NAHL SURESİ’nden]

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar