Radyo ve Tv Program konuşmalarından

04 Mayıs 2011, Radyo-Tv Röportajlarımdan, Yorum Yok »

~ Soru:
Bu Meal’de Sayın Ertuğrul ÖZKÖK’ü
ve
Meal okuyucusunu etkileyen en önemli şey sizce nedir?

[2009-2010 yılı Radyo ve Tv Programlarından derlenmiştir.]

 

~ SORU: Bu Meal’de Sayın Ertuğrul ÖZKÖK’ü ve Meal okuyucusunu etkileyen en önemli şey sizce nedir?

Sorunuza dönmeden önce;

Elinizdeki bu mütevazı Çeviri’yi/Meal’i okuyarak “Artık Kur’an’ı Anlıyorum” başlığı ile 12.6.2009 Tarihli, Cuma günkü Köşesinde düşüncelerini yazarak, bana binlerce e-mail ve telefon gelmesine vesile olan; Saygıdeğer Ertuğrul ÖZKÖK’e sınırsız teşekkürlerimi izninizle sunmak isterim.

ÖZKÖK’ün: «Bana göre Kur’an; insanın kendisiyle baş başa kalma kitabıdır. Böyle anlarda, Kuran’ın en iyi yorumcusu da insanın kendisi oluyor» cümlesini dünyadaki her insanın duymasını arzu ederim…

İşte Kur’an’ın kişiye özel vermek istediği mesaj budur!..

 


Sorunuza gelince;

Bu Meal’in HAZIRLANMA METODUDUR, yani;

a) Kur’an’ın genel bütünlüğüne,
b) Resuller tarafından uygulama metotlarına,
c) Akıl ve Bilim ile çelişmezliğine özen gösterilerek cümleler haline getirilmiş olmasıdır, diyebilirim.


Bu Çeviri’de/Meal’de herkesin katkısı var.

Bana göre hiçkimse Kur’an Meallerine bu anlamda “BENİM” dememeli.

İlk insandan bugün doğan son insana kadar herkesin katkısı vardır, diye düşünüyorum. Hatta daha da ileri giderek; inanmayan, ortak koşarak inanan veya tamamen inkarcı olan insanların daha çok katkısının olduğunu düşünenlerdenim: Çünkü bu vesile ile bizler kendimizle baş başa kaldığımızda Kur’an’ı daha ciddi okuyor, düşünüyor ve araştırmalar yapıyoruz; oluşmadan önceki problemlere çözümler bulabilmek için…

Çok enteresandır, ancak okuyunca görülebilen bir gerçek vardır ki, o da şudur; Kur’an kendisini gereği gibi okuyan herkese açıyor…

 

“Bu ÇEVİRİYİ/MEALİ tüm dünya insanlığına hizmet olsun diye hazırladım…”

Ve bu Eserin adeta BİR VATAN gibi herkesin ortak malı olmasını arzu ettim.

Ve okuyan her insanın böyle inanacağını düşünüyorum…

Bu Eserin dünya dillerine çevirisinin yapılması arzusu içerisindeyim.

Tüm dünyaya yayabilmemiz için; İş adamlarımız ve İş kadınlarımız destek verebilir…

 

Mealler insanlığa malolmuştur

O kelimeler, kelimelere şekil verenler, bir yaşam biçimi olarak en güzel örneklikleriyle Kur’an’a hayat verenler (Peygamberler ve Arkadaşları) bu uğurda hayatlarını verdiler.

Bu bir mirastır.

Kutsal kitaplar da insanlığın mirasıdır…

Kur’an’dan başka; Tevrat, Zebur, İncil ve Sahifeler’i de birlikte düşünmek lazım.

(Bu kitaplarda yazılı olan kıssalar ve o toplumların değer yargıları; bozulmamış şekliyle halen Kur’an’da yer almaktadır.)

 

Bu Çeviri’yi veya Mealleri okurken Okuyucunun mutlaka dikkat etmesi gerekenler:

[1] Bilim; varlıkları ve olayları inceler. Bilimin ispatlanmış hükümlerine (yani varlıkların ve olayların bilinen özelliklerine) Çeviri’de/Meal’de bir zıtlık görürseniz, elinizdeki Çeviri’nin ilgili satırlarını çizerek, Çeviri’yi kabul etmeyiniz. Gönderilmiş Kitap Kur’an ile Yaratılmış Kitap Kainat (Bilim) asla çelişmez.

[2] Aklınıza, Mantığınıza, Vicdanınıza ters gelen çeviriyi reddetmeniz en doğal hakkınızdır. Hür iradenizi, hiçbir sınır tanımaksızın, özgürce kullanınız. Hür iradenize ters gelen bir ifadeyi reddetmeniz sizi dinden, imandan çıkarmaz. Akıl, Allah’ın ayetidir. Kur’an da Allah’ın ayetidir. Akıl ile Ayet çelişmez.

[3] Mesleğinde uzmanlaşmış kişilere sorunuz. Çeşitli, iyi veya kötü olayları yaşamış kişilerin tecrübelerini dinleyiniz. Çeviri’nin bütünlüğü içerisinde birbirini tutmayan, çelişkili anlatımlar tesbit ederseniz, çelişkileri çiziniz ve kabul etmeyiniz. Kur’an’da çelişki olmaz.

[4] Bu Çeviri; büyük oranda her satırın üzerine orijinal metinden ilgili kısmı yazılabilecek şekilde düzenlenmiştir. Arapça bilenler, Çeviri’nin bu özelliğini hemen görebilirler. Bundan dolayı, yer yer devrik cümleler oluşmuştur.

Devrik cümlelerin kullanılması hızlıca okumaya engel olmaktadır. Bu durum Çeviri’nin (okuyanın lehine) ağır ağır, yavaş yavaş, düşüne düşüne, anlaya anlaya okunmasını bir zorunluluk haline getirmektedir. Sure bütünlüğünde konunun akışını izlemeniz için, konudan konuya geçişlerde, geçişlerdeki ayet numaralarını bold/siyah ve ilk bir iki kelimeyi de büyük harflerle yaptık. Ayrıca, Allah kendisine atfen söylediği: “Ben, Biz, O” ve kulların veya Peygamberlerin hitabet olarak: “Sen, Sana” kelimelerinin baş harflerini büyük yaparak özelleştirmiş olduk. Başka bir özellik de: Arapça orijinali aynı olan kelimeler, Türkçe karşılık olarak birden fazla anlam olarak gösterildi. Yani tek bir anlamı/kelimeyi tercih etmekten kaçındık. İstedik ki; okuyucu Türkçe anlam zenginliğini de yaşasın. Bilinen gerçek şu ki; ne kadar çok ‘Arapça-Türkçe’, ‘Türkçe-Arapça’ kelime bilinirse, ayetlerde verilen mesajı anlamak daha kolaylaşmaktadır.

 

~ 30’a yakın sorunu Bu Çeviri’de çözmeye çalıştık… Bunlardan birkaçı şöyle:

KUR’AN’DA GEÇEN ve İNSANLARIN PROBLEMLİ GÖRDÜĞÜ KONULAR

— Dileme konusu. (Allah dilediğini saptırır meselesi).
— Şeytan’ın ve Meleklerin Hz. Adem’e secde konusu.
— Yazgı (Ecel) konusu.
— Kader konusu.
— Salatı ikame et/Namaz kıl, konusu.
— Hikmet konusu.
— Tağut konusu.
— O (İsa) konusu.
— Rızık konusu.
— İlah (tanrı) konusu.
— Kadir gecesi konusu.
— Yerler gökler durdukça, dilediğini sorumlu tutar (Hud Suresi).
— Araf Suresi, bir kısmını cehennem için yarattık, sorunu.
— İnsanların çoğu iman etmez, sorunu.
— Özgür irade, Melek olma sorunu.
— “O kul” (Hızır) sorunu.
— Felak, Nas Suresi “Üfürükçüler” sorunu.
— Büyücüler (sihir) sorunu.
— Bayanların dövülmesinin meşru görülmesi meselesi.
— İnsanlar neden iman etmiyorlar, sorunu.
— Kalbin mühürlenmesi, sorunu.
— Tekvir suresi son ayet, sorunu.
— Miraç ve gördüğü ayetler/rüyalar sorunu.
— Şefaat sorunu.
— Dabbe sorunu
— Namaz Vakitleri sorunu.
— Hz. Adem’in çocuklarının birbirleriyle evlilikleri sorunu.
— Bayanların süsleri meselesi.
— Kur’an’a abdestsiz dokunamazsınız, sorunu.
— Cennetten in, çık konusu.
— İnsanlardan ve cinlerden bir kısmını cehennem için yarattık, sorunu.
— Fitne/İmtihan konusu.
— Hz. Yusuf’un önünde tüm ailesinin secde etmesi, sorunu gibi yüzyıllardır zihinlerde bitmeyen problemleri çözmeye çalıştık…

Allah asla insanlara zulmedici değildir… Allah kimseyi saptırmaz, sapıklığa götürmez, yönlendirmez…

Kişi doğru yolu araştırma arzusu/isteği ve gayreti/çalışması doğrultusunda doğru yolu bulur; istememesi, kötüyü/yalanı/sapıklığı tercihi neticesinde de sapıklığında bırakılır.

Allah asla ve asla insanların birbirlerine düşman olmalarını istemez, öğütlemez… Birbirinize düşman olarak inin demez… Şeytanları ve cinleri peygamberlere düşman olarak yarattık, var ettik, düşman kıldık demez…

Cehennemle doldurmaktan mutlu olan bir Allah inancı oluşturulmaya çalışılmış, işte insanlar bu Çeviri’de böyle olmadığını görecekler…

Öyle olsaydı onca Peygamberi bizleri uyarmak için gönderir miydi? Aklımızı başımıza toplayalım, Cehennem’den uzak durmanın yollarını arayalım diye bizlere Peygamberler ve Kitaplar göndermiştir…

Böylesine MERHAMETLİ BİR ALLAH, böyle bir şey der mi diye düşüneceksiniz ve Meallerdeki/Çevirilerdeki bu çelişkili yerlerin üzerini çizeceksiniz…

 

~ Kur’an’ı neden İki Bölüm’e ayırdınız?

~ İzah edeyim izninizle: Birincisi, yani Birinci Bölüm ferdi/bireyi/kişiyi ilgilendiren konulardır.

İkincisi, yani İkinci Bölüm (Medeni Sureler, Hukuk ağırlıklı Sureler) ise devleti ilgilendiren konulardır.

Dolayısıyla bu Birinci Kitap halka ve İlköğretim, Ortaöğretim öğrencilerimize yönelik hazırlanıp çıkarılmıştır…

Üniversite öğrencilerini ve devleti ilgilendiren konuların hazırlanıp yayınlanması ise en az 10-13 yıl sürebilir… Evet böyle yazmıştım Birinci Cildin/Bölüm’ün SUNUŞ yazısında. Ancak öyle muhteşem gelişme oldu ki, ben buna Rabbimin lütfu diye bakıyorum. Ben 10-13 yıllık bir süreçte ancak İkinci Cildi yani Medeni Sureler’i yayınlamayı planlarken (doğrusu elimde hazır bekletiyordum bu bölümü); Sayın Ertuğrul ÖZKÖK beyin köşesinde MEALİMİZ hakkında yazmasıyla herşey değişti. Kitap popüler oldu ve sonra 2009 Ramazan Ayı’nda VATAN GAZETESİ promosyon olarak verince; BİNLERCE İNSANA ulaştı. Oysa ben bunu 5-10 yıllık bir süreçte bekliyordum, yani bu kadar insana ulaşmayı. Fakat ALLAH yardım etti ve bir yıl gibi kısa bir sürede bu kadar insana ulaştı. Doğrusu gerek mail, gerek telefon ile İKİNCİ BÖLÜMÜ bir an evvel yayınlamam gerektiğini vurguladılar. Ben de 1 yıl gece gündüz Dizgisi ve Editörlüğü ile uğraştım ve 2010 Ramazan Ayı’ndan 4-5 gün öncesine yetiştirdim ve okuyucularla buluştu. Bu arada ayrıca 2010 yılında İKİ CİLDİ BİRARADA Cep Boy olarak ta yayın hayatına kazandırdım. Şimdi ise iki cilt birarada orta boyu hazırlıyorum. Nasip olursa 2011 Ramazan Ayı’na yetiştirmeyi planlıyorum.

Devlete yönelik olan bu işin; sadece İlahiyat Fakültelerinin değil devletin eliyle ülkemizde bulunan Üniversitelerin, diğer Kurumlarımızın ve Askeri Akademilerimizin de üst düzey öğretim görevlilerinin katılımlarıyla, “Akıl ve Bilim Işığında” hazırlanması lazım… Bu ortak bir çalışma olmalı. Bu benim veya bir başkasının tek başına yapabileceği bir iş değildir… Ben Editörüm, ancak bu insanları ve bu işi organize edebilirim…

Kainat’ta iki alem var:
a) Gayb Alemi.
b) Şehadet Alemi.

GAYB ALEMİ: Kendi imkanlarımız (araç ve gereçlerimiz yardımı ile) dahi göremediğimiz varlıklar. Örneğin cennet, cehennem, arş, melek, cin gibi varlıklar bu aleme dahildir. Bilim, bu alem ile ilgilenmez. Bilimin konusu bu alem değildir.

ŞEHADET ALEMİ: Bilim, bu alem ile ilgilenir. Karalar, denizler, uzaylar, evren, insanlar, bitkiler gibi görebildiğimiz; araç ve gereçler yardımı ile gözlemleyebildiğimiz varlıklara, şehadet alemi denir.

Bilim; kainatın içindeki varlıkların özelliklerini tanıma ve yararlanma çalışmalarıdır. Alemler sözcüğü, uzaylar ve içinde bulunanlar anlamına gelir. Kozmolojinin (uzay bilim) konusu insanın araç ve gereçleriyle ulaşabildiği bütün uzay sahasıdır. Araç ve gereçlerimizle ışık hızına yakın bir hızda ilerlesek ötede kara delikler ile karşılaşıyoruz. Kara delikler yıldızları yutuyor ve bir daha o yıldız görülemiyor. Kara deliklerden sonra ne var acaba? Kara deliklerden sonra bir şey yok demek bilimin metoduna aykırıdır. Çünkü yok diyebilmek için kara deliklerden geçip ilerisini araştırmak lazım. Kara deliklerin ötesini şu anda gözlemleme imkanımız mevcut değil (Yıl 2009). Kur’an-ı Kerim gözlemleme imkanımızın mevcut olmadığı şeylere gayb alemi demektedir. Gayb aleminde bir şey yok demek bilime aykırıdır. Gayb aleminde nelerin bulunduğunu ise yine Kutsal Kitap Kur’an haber vermektedir. (Sekar, Hutame, Arş vb.)

Gözlemleme imkanımız olan aleme Kur’an, ŞEHADET ALEMİ demektedir. Bilimlerin konularının tamamı şehadet alemi ile ilgilidir. Metodları; şehadet aleminde var olan varlıkları tanımak özelliklerini keşfetmek, insan hayatında kullanılabilir hale getirmek için sağlıklı bilgiler elde etmek üzere geliştirilmiştir. Kur’an okurlarını şehadet alemini tanımaya, özelliklerini keşfetmeye ve yararlanmaya çağırmaktadır.

Kur’an kendisinin bildirdiği gayb alemine iman etmeye (düşünerek kabul), şehadet aleminde ise bilim adamı olmaya davet etmektedir. Gayb aleminde var olduğunu haber verdiği şeylere iman edenlere veya etmeyenlere DÜNYADA herhangi bir baskı uygulamasını “red” etmektedir. Şehadet alemi ile ilgili çalışmalar yapan bilim adamları olmaları için de okuyucusunu teşvik etmektedir.

Bu alemdeki varlıkları 5 kategoriye ve 23 Ana Bilim Dalı’na ayırarak inceleyebiliriz.

 

ŞEHADET ALEMİ’NİN KONULARA AYRILARAK ARAŞTIRILMASI

1) ALET BİLİMLERİ

MATEMATİK : Araç ve gereçlerimizi kullanmakta, alışverişlerimizi yapabilmekte zamanın, günlerin, ayların, yılların hesabını bilmekte ortak kabullerimiz.

MANTIK : İsbatına gerek duymaksızın akıl tarafından doğru kabul edilen ilkeler/prensipler ve akıl yürütme ile ulaşılan sonuçlar.

 

2) İNSAN BİLİMLERİ

FELSEFE : Herhangi bir konuda Ne, Niçin, Nasıl, Ne kadar, Ne zaman, Nerede sorgulanmasını yaparak olayların oluş sebeplerini, şartlarını, engellerini düşünmek.

PSİKOLOJİ : Kendini başka birinin yerine koyarak, onun şartlarını, ortamını, yetişme biçimini düşünerek, kişinin düşünce, duygu ve eylemlerini analiz etmek, organizmanın davranışlarını incelemek.

PEDOGOJİ : Doğumdan ölüme kadar insanın öğrenim ve eğitiminin daha iyi nasıl yapılabileceğini tespit etmeye çalışmaktadır.

FİLOLOJİ : İnsanın isteklerini dili ile ifade edebilmek için, varlıklara isimler takması, özlemlerini çeşitli sözcüklerle ifade etmesi.

AHLAK : Kişinin kendisine ve başkalarına zarar vermekten azami derecede kaçınarak kendisine ve başkalarına yararlı olacak işlerin peşinde ilerleyerek yaşaması. Kişinin iyi ya da kötü işlevini tanıması. Başkalarına somut zarar verilmesi halinde bu tür davranışlar karşısında ne yapılması gerektiği HUKUK BİLİMİ çerçevesine alınmıştır. Ahlak Bilimi çerçevesinde olan davranışlara Dünyada herhangi bir ceza verilmesi sözkonusu olmadığından AHLAK BİLİMİ kavramı ile neyin kastedildiği bu açıklamadan daha iyi anlaşılabilir.

Örneğin, Din seçmek ahlaki bir olaydır. Herhangi bir dini seçen kişiye bu seçiminden dolayı bir başkasına zarar verdiği iddia edilerek, Dünyada herhangi bir ceza verilemez.

İşlenmesi halinde Dünyada ceza verilmesi teklif edilen ve cezası açıkça belirtilen fiiller dışında kalan tüm fiiller Ahlak Bilimi kapsamına girer.

SANAT : Doğru, iyi, faydalı, güzel olanı aramak; yanlış, kötü, zararlı, çirkin olandan uzak durmak.

TARİH : İlk insandan günümüze kadar yaşanılanların tesbiti.

 

3) TOPLUM BİLİMLERİ

HUKUK : İnsanın kendisine ve başkalarına verdiği somut zararların karşılıklarının Dünyada ne olacağı, insan hak ve vecibelerinin belirlenmesi.

SİYASET : Toplumun ortak işlerinin, toplumdan yetki alınarak yapılması. Siyaset Bilimi, toplumun ortak işlerini ve nasıl yürütüleceğini, toplumdan nasıl yetki alınacağını araştırarak geliştirmeye çalışır.

SOSYOLOJİ : Toplumun oluşumunu, toplumların özelliklerini ve değişimlerini inceler. Yeni bir toplum nasıl oluşur? Bir insanın yeni bir toplum oluşumu için harekete geçtiğini düşünelim.

İKTİSAT : Mal ve hizmetlerin değişim aracı (para) ile ifade edilmesi.

Planlama + Üretim + Dağıtım + Tüketim başlıca iktisadi faaliyetleri oluşturur.

EDEBİYAT : Her dilin edebiyatı var. Macar dili ve edebiyatı gibi. İlgili dilin kurallarına göre yazılmış eserlerin incelenmesi konularını kapsar.

ANTROPOLOJİ : Kavimlerin oluşumlarını konu edinir.

 

4) FEN BİLİMLERİ

FİZİK : Madde ve enerjinin çeşitli durumlarını ve özelliklerini konu edinir.

KİMYA : Çeşitli maddelerin ve enerjinin bileşimi ile oluşan karışımları konu edinir.

BİYOLOJİ : Canlıların özelliklerini konu edinir. Biyolojinin birinci kanunu: Cansız maddelerden canlı oluşum isbat edilemediği için, CANLIYA GEÇİŞ YOKTUR.

Öyleyse canlıyı kim oluşturdu? Cevap: ALLAH. Biyolojinin ikinci kanunu: Türler arasında geçiş ispatlanamadığı için türler arası geçiş yoktur. Örneğin; köpekten tavuk türüne geçiş sözkonusu değildir. Öyleyse her değişik türü ALLAH yaratmıştır.

KOZMOLOJİ : İnsan imkanları ile ulaşabilme veya araç ve gereçlerimizle gözlemleme imkanımız olabilen uzayın derinliklerini ve içindekileri inceler.

 

5) PRATİK BİLİMLER

MÜHENDİSLİK BİLİMLERİ : Hendese: Hesap, Mühendis: Hesap yapan anlamına gelir. İmal edilecek makinaların hesabını yapanlara makine mühendisi, inşaa edilecek yapıların hesabını yapanlara inşaat mühendisi denildiği gibi hayatın her alanında hesabı gerektiren her konuda mühendislik dalları oluşur.

MİMARLIK BİLİMLERİ : Mimar; imar eden anlamına gelir. “Yeryüzünü imar edin!” ayet anlamı, yeryüzünün imar edilmesi konusunda insana teklif sunuyor.

Yeryüzünün imar edilmesi ile ilgili her konuda mimarlık dalları oluşur.

TIP BİLİMLERİ : Canlıların sağlığını korumak ve tedavi etmek ile ilgili tüm konular Tıp Bilimlerinin sahasına girer.

GÜVENLİK BİLİMLERİ : İnsanların canlarını, ırzlarını, akıllarını, mallarını, doğru bilgi alma haklarını, emniyette, güvende hissetmeleri ile ilgili tüm konular Güvenlik Bilimlerinin sahasına girer.

 

Bu saydığımız 23 Ana Bilim dalında, kendini yetkin sayan değerli bilim adamlarımız; Kur’an’ı kendi ana dillerinde okuyarak; uzman oldukları sahaya göre değerli tespitlerini paylaşarak bu çalışmaya (Medeni Sureler’e) katkıda bulunabilirler…

Bu anlamda DEVLET’in veya DİYANET’in bana bu imkanı vermelerini istiyorum.

MEDENİ SURELER’i daha verimli olarak çevirmek anlamında bu bilimadamlarının bana destek olmaları konusunda imkan vermeliler.

Medeni Sureler uygulamaya yönelik SURE ve AYETLERDİR. Yaşandıkça anlaşılabilecek durumdadır. Veya konunun uzmanları ile birlikte düşünülerek kavranılması gerekmektedir. Biz yaklaşık 30 yıllık birikimimizle bugün bu hale getirdik. İnşallah BANA İMKAN VERİLİRSE daha ileri boyutlara taşıyabileceğimi düşünüyorum…

 

~ Neden Meal değil de Çeviri?

~ Bu ‘Çeviri’ doğru, diğer ‘Mealler’ yanlıştır görüşüne katılmıyorum. “Kur’an tercüme edilemez” diyen kişiler; insanlar bir tek kişinin tercümesine kapılmasınlar diye bunu söylemiş olabilirler. Ama okuyucu bilirse ki, Çeviri demek %100 doğru demek değildir, sorun olmaz. “Mealler eksiktir/yanlıştır” iddiasının sakıncaları Çevirilere, Meal deme anlayışını getirmiştir.

İnsan Allah’ın hitabından dünyadaki imkanlar oranında ve kendi gücünü kullanarak azami derecede istifade etmeye ve anlamaya çalışır. Kur’an-ı Kerim’in geldiği zamanda da insanlar bu çerçevede anlayabiliyordu. Bazı alimler Çeviri kelimesiyle Allah’ın hitabının %100 anlaşılmasını düşünmüşler, ancak; insan imkanları buna elverişli olmadığı için, Çeviri yerine Meal demişlerdir. Bana göre Çeviri de insanın imkanı kadar anlayabildiği şeylerdir. Çeviriyi böyle tanımlarsak Çeviri veya Meal denmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Onların Meal diye kasdettiği şeye ben de Çeviri diyorum. Dolayısıyla bu Çeviri aynı zamanda bir Meal’dir. Allah’ın hitabından dünyadaki imkanlar ve gücümüzün yettiği kadar anladığımız şeylerdir.

 

~ Meal’de kullandığınız metot nedir?

~ Meal’de kullandığımız metot: Yaklaşık 2.000 adet A4 ebadında kağıtlara; her bir ayet, kelime kelime Arapça orijinali üstte, Türkçe anlamı ise altta olmak üzere Tercüme ettirilerek hazırlanmıştır. Ayrıca bu Meal’de Türkiyemiz’de Kur’an’ı doğru anlamak, doğru anlatmak, doğru tatbik etmek isteyen binlerce insanımızın katkıları olduğu gibi; elinizdeki kitap, KAYNAKÇA’da adları geçen eserlerden de istifade edilerek şu anki halini almıştır. Bu vesile ile hepsine teşekkür ediyorum.

Sonra bu kelimeler, yan yana ve Kur’an’ın;

(a) Genel bütünlüğüne,

(b) Resuller tarafından uygulama metotlarına,

(c) Akıl ve Bilim ile çelişmezliğine özen gösterilerek yayınlanmıştır. Temiz bir Türkçe ile yapılmış olan söz dizimi/cümleler tarafımdan düzenlenmiştir. Yani bu anlamda eserin Dizgisi, İç ve Kapak Tasarımı da dahil olmak üzere Editörlüğü ve Yayıncılığı da bana aittir.

 

~ Bu işten para kazanıyor musunuz?

~ Arapça kelimeleri ve cümleleri başka bir dile çevirenlerin bu işten para kazanmalarını doğru bulmuyorum. Ancak  Sanatkarların, Dizgi yapanların, Kapak hazırlayanların, Kağıtçıların, Baskı yapanların, Cilt yapanların, Kitabevleri ve Yayınevlerinin, Dağıtım ve Pazarlama Elemanlarının para kazanmalarını doğal buluyorum.

Örneğin bana; 1 Milyar Dolar verelim, sizin Meal’de geçen bir ayetin/bir cümlenin zıddını yaz deseler bunu yapmam mümkün değil. Dolayısıyla bu anlamda, Çeviri’den para kazanma amacım olamaz.

Mesleğim Basın Yayın Matbaacılık. Sanatım: Dizgi Operatörlüğü… Aynı zamanda Bir Yayıncı ve Pazarlama Elemanıyım. Onun için dizgi, baskı, cilt, dağıtım ve pazarlama işlerinden para kazanmayı herkes gibi doğal buluyorum ve kazanıyorum. Kazandığım paradan kendi temel ve özel ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra, Kitabın daha çok EVE girmesini sağlamak için YENİ BASKILARINA yatırıyorum

 

~ Sünnet, Hadis, Mezhebler konusundaki görüşleriniz nelerdir?

~ Sünnet demek; Surelerin İniş Sırasına Göre gereklerinin yerine getirilmesi demektir.

Hadis: Surelerin gerekleri yerine getirilirken, detay konuda söylenen sözlerdir.

Mezheb: Anlayış demektir. Örneğin, İmam Ebu Hanife’nin Mezhebi demek; Ebu Hanife’nin Kur’an, Sünnet ve Hadis konusundaki anlayışı demektir. Bu açıdan herkesin kendi mezhebi (anlayışı) vardır.

Dolayısıyla her insan kendisiyle baş başa kalarak, kendi yorumuna göre özel hayatını sürdürecektir. Mekki Sureler her insana bu kavrayışı verir. Sureleri “İniş Sırasına Göre Kur’an Meali” okumak da her insanda bu manada bir anlayış geliştirecek, Furkan özelliği varedecektir.

Sonunda hesap günü gelecek ve herkes kendi samimiyetinin, anlayışının, eyleminin hesabını Yüce Yaratıcısına verecektir.

 

~ Tasavvuf ve Tarikatlar konusundaki  görüşünüz nedir?

~ Kur’an doğru anlaşıldığında, doğru anlatıldığında ve doğru yaşandığında; ne Tasavvuf’a ve ne de Tarikatlar’a gerek kalmaz.

 

~ Atatürk hakkında ne düşünüyorsunuz?

~ Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye Tercüme ettirmiştir. Onun bu projesini ben tamamlamaya çalışıyorum. Dolayısıyla Atatürk’ün benim gibi bir insan olduğunu düşünüyorum.

Ben de Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirttirdim ve Editörlüğünü yaparak Yayına Hazırladım ve hatta yayımladım. Bugün MEKKİ SURELER 1. Cildi 6. Baskısını yapmıştır. Basında çok kıymetli Köşe Yazarları tarafından hakkında çok güzel yazılar yazılmıştır.

Dünyada 10’un üzerinde ülkede satışı yapılmaktadır. Yüzlerce internet sitesi üzerinden ve Türkiye’de gözde kitapçılarda satışı yapılmaktadır. D&R Marketler Zincirinin raflarında yer almıştır. Bu benim düşünceme göre yaptığımız çalışmalara karşılık olarak Allah’ın bir lütfûdur.

2009 yılı Ramazan Ayı’nda VATAN GAZETESİ binlerce okuruna PROMOSYON olarak vermiştir. Doğrusu sonsuz ve sınırsız şükrediyorum ve ne kadar şükretsem azdır…

Şimdi hedefim tüm dünya dillerinde yayınlamak… Öncelikle İngilizce ve Çince olarak yayınlamayı plânlıyorum.

O hayatta olsaydı aynı şeyi yapardı… Bundan dolayı kendisine müteşekkirim…

Bazı dindar kesimlerin girdiği tavır ve davranışlar içerisine asla girmem. Allah bize Kur’an’da geçmişte yaşayanlar için bir sınır koymuştur:

«134. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir.
Onların kazandıkları kendilerinin,
sizin kazandıklarınız sizindir.
Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.» [BAKARA SURESİ’nden; 141. ayette de aynı vurgu vardır.]

Dolayısıyla biz şunu biliriz; o insanlar hakkında ileri geri konuşmamız uygun olmaz. Hani bir dava YARGIYA intikal ettiğinde nasıl ki ileri geri konuşulmaz, dava sonuçlanıncaya kadar. Bu da öyle, artık o insanlar AHİRETE intikal etmişlerdir. Artık mesele kapanmış ve DAVA İLAHİ ADALET’e intikal etmiştir. Hesap Günü herkes merak ettiği kişi hakkında SONUCU orada görecektir. Biz o insanların TANRISI/İLAHI gibi davranıp haklarında YARGIYA/HÜKME VARMAYALIM, yani HÜKÜM VERMEYELİM, derim.

 

 

~ Geçmiş hayatınızda olumsuz işler yaptınız mı?

~ Elbette ki, nihayetinde ben de insanım… Hâlâ da yaparım; insan olmam hasebiyle de yapmaya devam edeceğim sanırım… Hatadan, günahlardan arınmış Meleklerden olmadığımızı hepimiz biliyoruz.

Benim inancım odur ki: Ben olumsuzluklarımın bütünüyüm… O sayede ben oldum… Yaşadığım her türlü olumsuzluklara, suçlara, günahlara gerçekten şükran borçluyum… Kendimi tanımama ve dolayısıyla daha büyük (şirk vb.) günahlardan arınmama vesile oldular…

Gözyaşları içinde geçmişimizde yaptığımız olumsuzluklar için Yüce Allah’tan bağışlanma dilemeliyiz…

Şeytan bizim gibi insanlarla daha çok uğraşır…

Onun için hayatıma bir vesile ile girerek kırdığım, incittiğim, üzdüğüm, zarar verdiğim insanlardan özür diliyorum.

Yüce Rabbim’den de af ve bağışlanma!..

Karmaşık bir ortamda yaşıyoruz.

Kötü olan bizler değiliz. Yaşadığımız ortam neyse biz oyuz. Hiçbir şey siyah beyaz değil. Tamam kendinizi eleştiriniz, kınayınız bu iyidir; daha bir güzelleşmenize, iyileşmenize vesile olur ama asla pes etmeyiniz. Şeytanın: “Sen çok kötülükler yaptın, işlediğin bunca büyük günahlardan/suçlardan ötürü Allah seni affetmez” vesvesesine itibar etmeyiniz/etmemeliyiz.

 

~ Nedir bu büyük suçlar, günahlar?

~ “İftira, bir kasıt olmadan adam öldürme, hırsızlık, fuhuş, zina, uyuşturucu kullanmak” gibi suçlardan pişmanlık duyarak tövbe etmeye çalışan birine; “Sen batacağın kadar battın, Allah seni asla affetmez” gibi gerek şeytandan, gerekse şeytanlaşmış insanlardan gelen bu gibi sözlere/vesveselere kulak asmayınız.

Bu gibi düşünceler şeytandandır!..

“Anladığınız lisanda Kur’an okuyarak, Dua ederek temizlenmeye/arınmaya çalışınız, Namazlarınızı Arapça/Orijinal Kur’an ile eda ederek hemen Allah’a yöneliniz, göreceksiniz ki şeytanın attığı vesveseler sizden anında yok olup gidecektir.”

Çünkü Allah; şeytandan size kötü bir düşünce/vesvese gelirse hemen (Kur’an ile) Allah’a sığınınız/yöneliniz, buyurmaktadır. Merhametlilerin en merhametlisi Allah çok tövbe edenleri, tövbe ederek sürekli kendisine yönelenleri çok sever…

Kendinizi şeytanın vesvesesine değil, Allah’ın merhametine bırakınız…

 

~ Siyasi bir gayeniz var mı?

~ Benim gayem dünyadaki her eve kendi ana dillerinde Bu Çeviri’yi ulaştırmak. Siyasete vaktim kalacağını sanmıyorum.

 

~ Bir Cemaat misiniz?

~ İmparatorun Allah olduğu, doğan her insanın doğal üye kabul edildiği; evrensel bir cemaatin, evet üyesiyim.

 

~ Meal hazırlamada gayeniz ne?

~ Meal hazırlamada gayem; hem dünyada hem de sonsuz hayatta mutlu olabilmek?

 

~ Meal’e yapılan eleştiriler konusundaki tavrınız nedir?

~ Bu konuda son derece geniş ve rahatım. Yapılan her eleştiriyi dikkatle incelerim. Sonra, Prof.Dr. Abdulaziz BAYINDIR Hocama sorarım. BAYINDIR Hocam eleştiriyi haklı bulursa, gerekli düzeltmeleri yaparım. Neden BAYINDIR Hoca diye sorarsanız: Arapça’daki vukufiyetine ve samimiyetine güveniyorum. Ben zaten kendi anlayışımı ortaya koymuşum. Ama illa biri Bu Meal’de bir yerin yanlış olduğunu iddia ediyorsa, ben de üçüncü bir kişiye başvurma yolunu tercih ediyorum.

 

~ Onlarca hatta sizin deyiminizle yüzlerce Meal dururken, bir Meal hazırlama gereğini neden duydunuz?

~ İkinci dünya savaşında yaklaşık 50 milyon kişi birbirini boğazlamış, o günden bugüne savaşlar ve problemler dikkatimi çekiyor ve çözüm arıyordum. Araştırmalarım sonunda Hz. Ömer’in vefatından bugüne kadar Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinin yanlış anlaşıldığını, yanlış anlatıldığını ve yanlış tatbik edildiğini keşfettim.

Gerçekte Allah insana ne anlatıyordu bunu öğrenmek için, içimde büyük bir istek duydum. Bu araştırmalarım tam 30 yıl sürdü. Sonunda yayına hazırladığım bu Çeviri’nin okunması, anlatılması ve tatbik edilmesi sonucunda dünyadaki tüm problemlerin minumum masrafla çözülebileceğini herkesle paylaşmak istedim.

 

BİTİRİRKEN

Kur’an; isteyen her insanı, ancak 23 yılda olgunlaştırarak inşa edebiliyor… Ortalama bir insan 16-17 yaşında kendi lisanında bir Kur’an veya Çevirisi ile tanışsa, 23 yıl sonra 40 yaşında oluyor…

Bu ise Kur’an’da bildirilen sorumlu tutulmaya başlandığımız yaştır. Bu Kitap bir toplumu (Asr-ı Saadet’i) bile 23 yılda olgunlaştırmış, eğitmiş, güzelleştirmiş bir kitaptır…

Bu anlamda en güzel örneğimiz Hz. Peygamber’dir. Malumunuz olduğu üzere Kur’an’ın indirilişi 23 yılda tamamlanmıştır.

Son olarak önemli bir konuya da değinerek bitirmek istiyorum:

Kitap/Kur’an son Peygamber Hz. Muhammed’e indirilerek tamamlanmıştır. Ancak bana göre ta kıyamete kadar her insan raflardan indirip okumadıkça, onun emir ve yasaklarına gücü nispetinde uymak için anlamaya çalışmadıkça; onun ruhuna, onun nefsine henüz inmiş olmayacaktır… Bir insanı, bir toplumu 23 yılda olgunlaştırmış bir kitaptır.

Her akşam yatmadan 26 Sayfa okumanız tavsiye olunur, böylece 30 günde 780 sayfa okumuş olursunuz. (İki Cilt Birada İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri^adlı Kur’an Meali kitabımız 784 sayfadır. Dolayısıyla bu kitabı ayda 1 kez, yılda 12 kez, bir ömür boyu ise -Allah sağlıklı uzun ömürler versin- kaç kez bitirmiş olabileceğinizi varın siz hesaplayınız…

Bu Eser; Dünya İnsanlığı, yani; Sizin için hazırlanmıştır!..

Türkiye Geneli Dağıtımını ALFA YAYIN DAĞITIM üstlenmiştir… Tüm kitapçılarda bulabilir veya Kitapçınızdan ALFA YAYIN DAĞITIM’dan getirtmelerini rica edebilirsiniz…

 

~ Programımıza katıldığınız için teşekkür ederiz.

~ Bu nazik davetiniz için ben teşekkür ederim. Herkese selam ve sevgilerimi sunarım. (Yaklaşık 4 Saat süren bir Radyo konuşmasından.)

 

Konuyla ilgili çeşitli linkler:

http://www.facebook.com/video/video.php?v=391140939418

 

Sayın Ertuğrul ÖZKÖK Meal’i okuduktan sonra beğenisini kendi köşesinde şöyle dile getirmişti:

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11849447&yazarid=10

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15688561&yazarid=10

 

Hürriyet Gazetesi’nden Sayın Ahmet ARSAN ise şöyle yazdı:

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=12005954

 

İniş Sırasına Göre Kur’an Meali linkleri aşağıdadır:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=Sad%C4%B1k+T%C3%BCrkmen&gid=00000&criteria=999&media=999

http://www.kitapyurdu.com/arama/default.asp?anahtar=Sad%FDk+t%FCrkmen&ara.x=0&ara.y=0&stype=4&type=list&populer=0&aramasekli=1&exactly=ON&satis=2&x2=0

http://www.suleymaniyevakfi.com/68-ini-sirasina-gore-kuran-iki-cilt-birarada-cep-boy-sert-kapak.html

 

Yurt Dışından:
http://www.kitapyurdu.eu/yazar/59183/sadikturkmen.htm

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar