Ölüm ve Hayat

02 Haziran 2011, Kur'an Çalışmalarımız, Yorum Yok »

ÖLÜM VE HAYAT

 

Çağımızda ihtiyaçlarımızı karşılamak, problemlerimizi çözmek, araştırmalar yapmak, asl olarak Kur’an’ı kabul etmek, Arapça bilmiyor isek Kur’an çevirilerini okumak, hedeflerimizi belirlemek, gayemizde samimi olmak, önerileri dinlemek, uygulamalar yapmak, kontrol edilmek, Hikmetli (yararlı, bilimsel) işler yapmak, düzeltmelerde bulunmak, hüküm çıkarmak, hükümleri yaşamaya çalışmak, pozitif karakterli olmak, hukuk bilimini kanunlaştırmak, kurumları oluşturmak, faydalı işlerde yarışmak, öldükten sonraki hayatı da hesaba katarak yaşamak İYİ İŞLERDENDİR. Bu iyi işlerin terslerini yapmaya çalışmak ise KÖTÜ İŞLERDENDİR.

 

Devlet Başkanları, Generaller, Patronlar, İşçiler de ölecektir. Nitekim geçmişte yaşayanlardan geride kalan/ebedi yaşayan var mı ki? Sunuşta sizlere sunduğum alıntıyı burada tekrar yinelemek tam yerinde olacaktır:

//…Etkili liderler yetiştirmiş bir uzman olan Stephan R. COVEY:

“Sonunu düşünerek işe başlamak, varacağınız yeri iyice belirleyerek başlamak demektir. şu anda bulunduğunuz yeri ve attığınız adımların her zaman doğru yönde olduğunu anlamanız için, nereye gittiğinizi belirlemektir” diyor.

“SONUNU DÜŞÜNEREK İŞE BAŞLA”nın anlamını düşününce de aklıma, Joseph ADDİSON’un şu sözleri geliyor:

[[Yüce insanların mezarlarına baktığım zaman, içimdeki her türlü kıskançlık duygusu ölüyor. Güzel insanların mezar taşlarını okuduğumda, her türlü aşırı istek ölüyor. Bir mezar taşında anne ve babanın ıstırabını okuduğumda, merhametten içim eziliyor. Aynı anne ile babanın mezar taşlarına rastladığımda, kısa bir süre sonra izleyeceğimiz kişiler için yas tutmanın yararsızlığını düşünüyorum. Kralların, kendilerini tahttan indirenlerle birlikte yattığını gördüğümde, yan yana gömülmüş, birbirinin rakibi dehaları ya da yarışmaları ve tartışmalarıyla dünyayı bölen kutsal adamları düşündüğümde; insan türünün küçük rekabetleri, bölücü-lükleri ve tartışmaları bende hem hüzün ve hem de hayret uyandırıyor. Kimi dün, kimi de altı yüz yıl önce ölmüş insanların mezar taşlarını okuduğumda, hepimizin ÇAĞDAŞ sayılacağı ve hep birlikte ortaya çıkacağımız “O BÜYÜK GÜNÜ” düşünüyorum.]]

İşte bu! Başka var mı?! Bir beşer olarak daha başka nasıl ifade edilebilirdi ki?! Herkesin dirileceği, O Diriliş Günü’nde hepimiz “Çağdaş” olacağız; yüzyıl, yıl, ay, gün farkımız ortadan kalkacak!..

O gün gelmezden önce; daha mutlu bir dünya için el ele!..//

 

Her insan ölümü tadacaktır. Öldükten sonra ikinci hayat başlayacaktır. İkinci hayatta Cehennem zebanilerine karşı kimden koruma talep edebileceğiz? Merhametli Rabbimizden başka var mı bizi koruyacak?

Büyük günün azabından korkarız.

Eğer Allah’a (Kur’an’a) isyan edersek, bizi Allah’ın azabından kim kurtaracak?

Kur’an’ı; para, kadın, şöhret, makam vb. çıkarlarımıza ulaşmak için bir araç yaparsak, sapıklar olmaktan nasıl kurtulabiliriz? Sapıklar olursak sonsuz azaba nasıl dayanacağız?

 

Ey Merhametli Rabbimiz!

Senin kulların (insanlar) Kur’an’ı orijinalinden veya çevirilerinden öğrensinler, Genel Metodoloji olarak, genel çizgilerini aktarmaya çalıştığımız Sünnet’i örnek alsınlar, içtihatlar (yasalar) yapsınlar, çağdaş bilimleri oluştursunlar, Evrensel Medeniyet’e doğru yol alsınlar, kötülüklerden uzak, iyilikler içinde yaşasınlar, bizler insanlardan hiçbir çıkar talep etmiyoruz. Affetmeni dua ediyoruz. Sen duaları işitensin. Sen hiçbir şeye benzemeyensin. Sen noksanlıklardan uzak olansın. Affedensin. Affetmeyi sevensin. Bizleri de affet. şüphesiz sen Ğafur ve Rahimsin…

 

 

ÖLÜM VE HAYAT

(Akidevi Öğüt ve Bilgi İçerikli Dersler Olup, Kur’an Bütünlüğünün Hülasasıdır)

 

1. DERS: ÖLÜM

 

Sevgili Öğrencilerimiz!

Kıymetli Halkımız!

Saygıdeğer İnsanlar!..

 

Ölüm: İnsanın dünyada hiçbir iş yapamaz hale gelmesidir. Peygamberimiz de ölmüştür; ne madde olarak, ne ruhaniyet olarak dünyaya gelmez ve bir iş yapamaz. Bizlerin seslerini de duymaz. Bizleri de görmez. Ölü duyar, görür sanılması şirktir.

Allah hiçbir ölmüşe Kıyamete kadar yaşayanlarla irtibat kurma izni vermemiştir. Kıyametten sonra sura üflenerek Peygamberler de, insanlar da bilemeyeceğimiz yeni bir yaratılışla yaratılacaklardır. şehitler ise bilemediğimiz bir alemde, dünyayla hiçbir irtibatları olmadan çeşitli rızıklarla bilemediğimiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bizlerle hiçbir ilgileri yoktur. Bu nedenle ölümden sonraki Hayata “İMAN ETTİK”, “SORGU VAR, CENNET VE CEHENNEM VAR” dememiz yeterlidir. Teferruata dalmamız emredilmemiştir. Biz esas olarak Yaşarken neler yapmalıyız, neler yapmamalıyız ve ölenlerin ardından ne gibi işler yapmalı ve yapmamalıyız bunlar üzerinde duracağız.

 

2. DERS: VASİYET NASIL OLMALIDIR?

Yaşarken bir vasiyet hazırlamakta öğretim ve eğitim açısından yarar vardır.

1- Tecrübelerimizi yazmalıyız. Bizimle birlikte mezara gitmesin.

2- Bakmakla yükümlü olduğumuz insanların ihtiyaçlarını ayırdıktan sonra diğer mallarımızın insanlığın hayrına kullanılması için birşeyler yazmalıyız.

3- İnsanlar ticaret, yolculuk, komşuluk ilişkileri sonucunda iyice tanınır. Pozitif ve negatif karekterli insanları, bu ilişkilerimiz ile iyice belirlemiş isek bunları evlatlarımıza tanıtmalıyız.

4- Yarım kalması mümkün işlerimiz ne ise bunları yazmalıyız, bizden sonra tamamlansın.

5- Borç ve alacaklarımızı yazmalıyız. Gerekleri yerine getirilsin.

7- İslam’ın ve İman’ın ne olduğunu yazmalıyız. Kültürümüz netleşsin.

 

İSLAM ALTI TEMEL ESAS ÜZERİNE BİNA EDİLMİşTİR.

1- Hiçbir şey yok iken Allah vardı. “OL” dedi kainatı yarattı. “OL” dedi melek, cin ve insanı yarattı. Cin ve insana TEKLİF KABUL ETME veya REDDETME İZNİ TANIDI. Cin ve insan dışında bütün varlıklar Allah’ın teklifini kabul ederek derhal yerine getirirler. Allah insana TEKLİFTE bulundu. şöyleydi bu teklif: “İnsanları, cinleri, melekleri, yaratıkları YÖNETİCİ (ilah) olarak reddederek, yalnız BENİ (ALLAH’I) YÖNETİCİ (ilah) kabul edersen, sizler gibi bir kul olan Muhammed’e indirdiğim kitabımdaki (Kur’an) emirlerime itaat edersen, nehiylerimi terkedersen, çeşitli fitnelerle açığa çıkarılmalarda salih, yararlı, faydalı işler, ameller yaparak (sınavları/imtihanları) samimiyetle verir, geçer, başarırsan, seni mutluluk içinde sonsuza dek yaşatacağım. Teklifimi kabul etmezsen, sana verdiğim ömür içinde çalışmanın karşılığını eksiltmeden verdikten sonra, sonsuza kadar işkence içinde yaşatacağım”. İnsanın bu teklifi kabul etmesine KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK denir.

2- Günde beş defa Kur’an Sureleri’nin orijinal ve manasını öğrenmek hikmetiyle, açık öğretim ve eğitime katılmak. Namazı ikame etmek.

3- Yılda bir ay Genel Eğitim Seferberliği oruç tutarak tatil yapmak.

4- İktisadi çalışkanlık içinde olmak. Vergi, zekat vermek için para kazanmak.

5- Ömründe en az bir defa bütün ırklardan insanlarla, kardeşliğin sevincini yaşamak. Evrensel kongreye katılmak. Hac ibadetini yapmak.

6- EMR-İ Bİ’L-MARUF, NEHY-İ AN’İL-MÜNKER. Bütün insanlara iyilikleri emretmek ve kötülüklerden men etmek.

 

İMAN ALTI GENEL BAŞLIK ÜZERİNE BİNA EDİLMİşTİR.

İslam ile İman aslında aynıdır. İslamiyetin 1. şartı olan Kelime-i şehadet’in açılımı ve gereklerini insanın azami gücü kadar gayret sarfederek yerine getirmesidir. Buna iman adı verilir.

1- Allah’a iman: Buda’nın tarif ettiği, Tasavvuf’un tarif ettiği, Roger Graudy’nin tarif ettiği Allah’a değil, Kur’an’ın bildirdiği Allah’a iman!.. Kur’an’da geçen Allah’ın işlerini, yapma izin ve yetkisinin yine Allah tarafından hiçbir varlığa verilmeyeceğinin bilinmesidir. Allah zihne gelen hiçbir şey değildir. Ve Allah’a ancak iman edilir.

2- Meleklere İman: Melekler vardır. Mahiyetlerini bilemeyiz.

3- Kitaplara İman: Kitabın kapağına, cildine, anlaşılmayan bir kitaba değil, %1 civarında imtihan için konulmuş Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği kelimelere ve %99 civarında herkes tarafından anlaşılabilecek kelimelere iman. Kitabın içindeki emirleri yapmak, nehiyleri terketmek üzere azami gayretin gösterilmesidir.

4- Resullere İman: Allah TEK YÖNETİCİ olarak kabul edildi. Emirleri insanlara nasıl ulaşacak. Herkese tek tek emir inmez. Resullere iner. Resuller bunları insanlara TEBLİş eder. Son Resul Hz. Muhammed (Allah’ın Selamı üzerine olsun) ölmüştür. Artık bir daha kıyamete kadar Resul gelmeyecektir. Bundan dolayı artık; bana Allah’tan haber geldi diyen her insan yalancıdır. Allah’a iftira atmak ve insanları kandırmak suçunu işlemiştir.

5- Ahirete İman: Ölümden sonra diriltilmeye, hesaba çekilmeye, geçerli not alanların mükafata sonsuz olarak; bütünlemeye kalanların cezalarını çektikten sonra mükafata sonsuz olarak; sınıfta kalanların ise yine sonsuz olarak işkence içine atılacaklarına iman! İman kesin bilgidir. Çünkü Allah yalan söylemez. Son pişmanlık fayda vermez.

6- Kadere İman: Herhangi bir insanın Koç veya Sabancı ailesinden olarak dünyaya gelmesi bir kaderdir. Kendi iradeleri ile seçerek yaptıkları/yapacakları, Allah’ın şer olarak bildirdiği işleri yaparlarsa hesaba çekilecekler, Allah’ın hayır olarak bildirdiği işleri yaparlarsa mükafat göreceklerdir. İnsanın yaratılması, Allah’ın tekliflerini kabul veya red olanağı tanınması makro bir kaderdir. Allah böyle dilemiş ve izin vermiştir.

Her insan kendi arzu ve zihnine göre bazı işleri hayır, bazı işleri şer olarak nitelerse ne olur? Her şey birbirine karışır. Bana göre hayır (iyi), sana göre şer (kötü) ve insanlık asla bunların ölçüsünde anlaşamamıştır. Bütün insanlık Allah’ın hayır (iyi) dediğine iyi derse, şer (kötü) dediğine kötü derse insani medeniyet tahakkuk edecektir. Arzularımızın baskısı ile  bazı  işler  bize  iyi  görünse de  Allah’ın kötü dediği kötüdür.  Ve yine bize kötü görünse de Allah’ın kötü dediği kötüdür. Ve yine bize kötü görünse de Allah’ın iyi dediği iyidir. Bundan dolayı kayıtsız ve şartsız Allah’a, insanlara değil Allah’a bağlanmaktan başka çare kalmamıştır. Allah’a bağlanmanın yolu İLİM, AMEL (ilme uygun davranışlar), İHLAS (içtenlikle samimiyet) göstermektir. İLİM ise Allah’ın kendi kitabına verdiği özel bir isimdir. Bilim ise; beden, beş duyu, zihin araç ve gereçlerle elde edebildiğimiz kainat ve içindekiler hakkındaki özelliklerin bilinmesidir.

 

3. DERS: ÖLMÜŞ İNSAN İÇİN NE YAPILMALIDIR?

Vasiyetin nasıl olması gerektiğine dair yedi madde halinde anlayışımızı yazdık. Bu derste Ölmüş insan için ne yapılmalıdır bunu işleyeceğiz.

1- Ölü katledilerek ölmüş ise katilleri bulunup, yargıya sevkedilir. Planlı şekilde katledilmiş ise Planlayanların tümü tesbit edilerek yargılanır.

2- Ölü mütevazi şekilde toprağa verilir. Ölü yakılmamalıdır. Ölünün yakılması ölüye değil dirilere saygısızlıktır. İnsan mantığının zıt yönleri haklı görebildiğinin isbatıdır. Bazıları ölüyü yakmayı saygı kabul etmektedir. O halde mantığa istikamet bildiren Kur’an’a yönelmekten başka zihnimizin ihtiyacını karşılayamayız. Allah bir kuşu görevlendirerek, toprağın kazılarak gömülmesini insanoğluna ibretle öğretmiştir. (Hz. Adem’in iki oğlundan birinin diğerini öldürmesinin anlatıldığı kıssada geçmektedir. Öldürdüğü kardeşine ne yapacağını şaşırdığı esnada bu olay vuku bulmuştur.) Bir kuş, ölmüş bir kuşu toprağı eşeleyerek gömmüş ve üzerini toprakla örtmüştür. Bunu gören insan, ölmüş birisini aynen kuşun yaptığı gibi gömmüştür. Binlerce yıldır da nice insanlar böyle yapagelmişlerdir. Bu haber Kur’an’da yazılıdır.

3- Mezarın başında ölü sanki duyar ve görürmüş gibi TELKİN yapmak batıldır.

4- Ölmüş bir insanın kitaplarını Devlet Muhafazası altına almak lazım. Zira kitap tüccarları kitaplarını tahrife imkan bulamasın.

Eğer bu yapılmazsa nice iyi insanların kitapları tahrif edilerek insanlar bu insanların şahsiyeti altında batıl inançlara sürükleneceklerdir.

5- Ölü hakkında menkıbeler anlatılmamalıdır. Kur’an ve Sahih Sünnet bize yeter.

6- Ölünün arkasından haklarımızı helal ettiğimizi Allah’a dua ederek Allah’a iletelim. Allah görendir, duyandır. Ölülere bizim yapacağımız en büyük iyilik, fayda, haklarımızı helal ettiğimizi Allah’a dua ile iletmemizdir.

7- Ölmüşlerden, Peygamber dahi olsa yardım istenmez.

8- “Ya Resulullah rızık ver, yardım et, şefaat et!” şeklinde söz söylenmez. Böyle bir söz batıldır. “Rabbimiz bizleri beğen, rızana ulaştır. Peygamberimizin bizleri Ahirette komşu olarak kabul etmesine izin ver. (Yani şefaat izni ver) diye, dua yalnız Allah’a yapılır. şefaat bizzat Peygamber’den istenmez. şüphesiz ki Allah, işitendir, görendir.

Allah ise insandan İslam’ı yaşaması, ilim edinmesi, iman etmesi, samimi olması halinde razı olur. Allah’ın razı olmadığı insana şefaat (Peygamberimize komşuluk) yoktur. Olmayacaktır.

9- Ölüye sövmemek gerekir. Ancak yazılı kitaplarındaki düşünceler irdelenebilir.

10- Ölünün değerlendirilmesi anne, baba, çevresi ile değil, kendi düşünceleri ile olmalıdır. İnsanın düşünceleri ne ise davranışları da o istikamette olmaktadır.

 

4. DERS: ÖLÜMDEN SONRAKİ HAYAT.

Genel Metodoloji, Dünya’daki ihtiyaçlarımızın karşılanması, problemlerimizin çözümlenmesi, problemleri çözerken daha büyük problemlere yol açmaması için geliştirilmiştir. Ölümden sonra hayatın bu işle ne ilgisi var diye sorabilirsiniz.

Ölüm ve Kur’an iki somut gerçektir. Her ikisi de gözümüzün önünde bulunmaktadır. İhtiyaçlarını karşılayan insanın başına bir problem gelmektedir. Bu ihtiras problemidir. İhtiras artarak Sadizme yol açmaktadır. Sadizme yakalanan insan ise kendi Lobisi dışında kalan insanları ezmekte, böcek gibi ezmekte mahzur görmemektedir. Bu ise çok büyük problemlerin doğmasına yol açmaktadır. Bu sadizmi önlemenin çaresi:

Ara sıra ÖLÜM’ü insanlara hatırlatmakta sayılamayacak kadar çok menfaatler vardır.

Bu kaidenin bir örneğini sunarak bu bölüme de son vermek istiyorum. Sizler bir süre sonra Kitabın başına dönerek kitabı yeniden okuyunuz. Ve gerek kitabın boş yerlerine, gerekse ayrıca bir harita ve metod defteri alarak, notlar almaya ve bazı başlıklar yazarak belirli konuları içeren ayetleri alt alta yazarak hafızanıza kaydetmelisiniz. Ve bu tutmuş olduğunuz notları zaman zaman başkalarıyla paylaşmalısınız. Böylece ayetleri tekrar ederek ezberlemiş ve bir tebliğ/iletişim esnasında çok rahatlıkla hatırlayabileceksiniz. Günde 20 sayfa okuyarak, 600 sayfalık bir kitabı ayda bir kez bitirmiş olmalısınız. Ki en az 3 okuyuştan sonra kendinizin müthiş bir değişime uğradığını, pozitif karakterli bir insan oluverdiğinize şaşacaksınız. Ve hiç eğitimi olmayan (ilköğretimden sonra eğitimine devam edemeyen) insan olsanız bile, bir yılda oniki kez bu kitabı okuyup bitirdiğinizde müthiş bir bilgiye ve (bu bilgileri başkalarıyla paylaştığınızda) müthiş bir tecrübeye de sahip olacaksınız. Ve her yeni okuyuşunuzda: “Aaa… ben burayı nasıl kaçırmışım! Sanki okumamaşım gibi geliyor bana! şimdi daha iyi anlıyorum!..” diyebileceğiniz, inanın yüzlerce ayet olacak! Çünkü böyle diyorsanız, şunu bilin ki değerli dostlarım, kardeşlerim; sevgili öğrenciler: “İŞTE SİZİN İÇİN O AYET veya AYETLER; KALBİNİZE HENÜZ İNİYOR demektir!..” Buna bütün kalbinizle sevinmelisiniz! Bu büyük bir olaydır!.. Kur’an bugün topyekün elimizdedir. Ümmetin Büyüğü Hz. Muhammed (SAV)’e indiği gibi, Sema’dan bugün yeni inmiyor! Kitap inmiş, tamamlanmış ve elimizde! Ancak bu kitabı; ADETA, BİR DERS KİTABI GİBİ HER GÜN ELİMİZE ALIR; (günde 20 sayfa bıkmadan usanmadan) OKUR, ANLAMAYA ÇALIŞIR ve YAŞAMAYA DA GÜCÜMÜZ ORANINDA ÇALIŞIRSAK… “ANCAK O ZAMAN KALBİMİZE DE İNMEYE BAŞLAYACAKTIR!” Bunu asla unutmayın!.. Usanmak yok, pes etmek yok! Çünkü şanı Yüce Allah: Kendi katında olanların, kullukta asla usanmadıklarını ve bıkkınlık göstermediklerini vurgulamaktadır, yani; bizlerin de o kullarının, bu güzel, harika özelliklerini almamıza işaret etmektedir!.. Münafıklardan bahsederken: “Onlar Namaza/Kur’an okumaya üşene üşene kalkarlar” diye de gizli gizli müminleri uyarmaktadır, kendinize dikkat edin, diye. Hakikaten ben bazı zamanlarda çok korkuyorum, ne zaman bir yorgunluk, bir gevşeklik göstersem, hemen bu ayeti hatırlıyorum ve korkuyorum, acaba (!) diyorum… Allah korusun!.. Her zaman kendimize korku ve ümit ile acaba  (?!) diyelim… Önemlidir…

 

5. DERS: ÖLÜMDEN SONRAKİ HAYAT KONUSUNDA BİR YAZI ÖRNEĞİ:

Güzel insanlar, değerli öğrenciler!..

Hatırlamaya çalışınız. Hiç yaşadınız mı? şiddetli başağrısını… şiddetli başağrısı devam etsin, şu şehri sana tapu edelim diye teklif etseler, kabul eder misiniz? Şiddetli başağrısı; nasıl bir bezginlik, nasıl bir acı, nasıl bir azap, nasıl bir zillettir ki ancak yaşayanlar bu soruya “HAYIR, şehrin tamamını verseniz kabul etmem” diyebileceklerdir.

şiddetli başağrısı bedeni sardığında ölüm bir kurtuluş gibi hayalleri sarar. Çok korkulan ölüm sanki bir kurtuluş gibi zihinde canlanır. Nice insanlar acılara dayanamayarak intiharı seçmişlerdir. Halbuki intihar haramdır.

Başağrısı yapan maddeye başağrısı yapma özelliğini veren kimdir? Allah! İşte Allah’ın maddeye verdiği bu özelliklere SEBEBLER adı verilmiştir. Allah, işleri SEBEBLERE BAşLAMIŞTIR. İnsan Allah’ı tam anlamıyla, gereği gibi ihata edemez (kavrayamaz), takdir edemez! Ancak sebebleri anlayarak Allah hakkında kısmen ilim sahibi olur ve tasdik eder. İlaçta başağrısını geçirecek sebebi yaratan da Allah’tır. Yaprak bile Allah’ın izni olmadan kımıldayamaz. İnsana yapraktan, dağdan, taştan, hayvandan ayrı bir özellik verilmiştir. Tayin edilen ömür içinde Allah’ın emirlerine uyma veya reddetme, yasaklarına uyma veya reddetme.

 

İşte senin kaderin de budur! Bu kader (takdir edilmiş zaman) içinde SERBESTSİN. Ama bu nereye kadar, sana ölüm gelinceye kadar. Bundan sonra SERBESTLİK yok! Eğer kötü yaşamışsan, SADİZME yuvarlanmışsan şiddetli baş ağrısından daha şiddetli sonsuza kadar ızdırapla kıvranacaksın. Bin defa ölmek istesen de ölemeyeceksin. Dünya dolusu Dolara, altına sahip olsan, şiddetli ağrılardan kurtulmak için fidye önersen de asla kabul edilmeyecektir. Bu sözlerin doğru olup olmadığını Kur’an’dan oku ve kontrol et! Çünkü Kur’an Allah’ın kitabıdır.

Eğer kötü yaşamışsan, partine mensup şimdi alkış çalanlar da sana lanet ederek sancılarının artmasını isteyeceklerdir. Kendilerinin de sancılarına senin yol açtığını iddia edeceklerdir. Aldananlar da, aldatanlar da benzer sancılar içinde ebediyete kadar feryat edecekler, boğazı tıkayan yiyecekler tadıp kan ve irin içmekten başka içecek bulamayacaklardır.

Bayanlar, Baylar!.. Bir saatlik evlilik dışı cinsel ilişkinin zevkini, çocuğunuzu (kürtaj ile) öldürmenin sizce haklılığını, hırsızlığın heyacanını, uyuşturucunun keyfini, iftira atmanın eğlencesini; eğer bunları yaparsanız, ayağınız kesilecek deseler terketmezsiniz? şu bir paragraflık cümleyi duymamak için yazık değil mi kendi kendilerinize yaptığınız düşmanlıklara, zulümlere, eziyetlere. Evlenmek ve boşanmak kolayca yapılır hale gelmesi gerekirken, artan nüfusa israfı terkederek iş sahaları açmak, silahlanma yatırımlarını bu sahalara kaydırmak varken, yoksulluğu asgariye indirmek varken, aynı zevkleri ibadetlerden almak varken, kendi kusurlarını görüp iftirayı terketmek varken, neden bunların tersi bir hayata sürükleniyorsunuz, neden? Yoksa bu yaşantıdan çıkar sağlayarak SADİST duygularını tatmin edenler mi var? Önderlere de, arkalarından sürüklenenlere de azap dokunacak, artık bunu bilmenin zamanı gelmiştir. Azaptan korkalım. Yararlı korkular vardır. Balkondan başaşağı atlamaktan korkarız. Bu korku bizim zarara uğramamıza engel olur. Allah hem korkulması, hem sevilmesi, bilinmeye çalışılması gereken TEK İLAH’tır!..

Eğer bilebilseydik ölümden sonra HAYAT olduğunu, Kur’an’ı okumayan, anlamaya çalışmayan, gereklerine uymayanlara bir yıl değil, bin yıl değil, milyon yıl değil, trilyon yıl değil, ölümün olmayacağı ebediyete kadar, sonsuza dek, sonsuz olarak sancılar, şiddetli ağrılar, kaynar çaydanlık suyunun derimize dökülmesi gibi acılar, kan, irin yiyecek kadar açlıklar içinde geçecek iğrenç yaşantılar. Balkondan düşüp beyin parçalanmasından korkmaktan daha korkulması gereken bir bilgi değil midir bunlar?

Bunların deneysel yöntemlerle isbatı mümkün değildir. Bunlar göremediğimiz GAYB HABERLERİDİR. Kur’an’daki GAYB HABERLERİ bizim aklımıza, duygularımıza, bedenimize, toplumumuza uygun, elverişli, doğru, mantıklı gelmektedir. Biz bu gayb haberlerinin doğruluğunu kabul eder altını imzalarız. Tasdik ederiz. Sizleri de davet ederiz. Davetimizde baskı ve zorlamaya el sürmeyiz. Düşünenler ister kabul etsin, ister etmesin.

GENEL METODOLOJİ basamak, aşama ve düzlemlerine göre zihinlerine ışık tutanlar, ilme saygı duyan kıymetli insanlar, sevgili öğrencilerimiz…

Arjantin’den Çin’e kadar, her ülke insanının kendi anladığı dile bu Kitabı çevirerek; elde Kur’an, dilimde Kur’an ayetleri (çevirileri) olmak üzere ilmi bir anlatım (TEBLİĞ) seferberliğine katıldığınız için sizlere hizmetkâr olmaya, yalnız Allah’ın beğenmesi için bana ölüm gelinceye kadar gayret sarfedeceğim. Haram olan bir işi yaparsam; bu kötü işi, bu aşağılık münkeri nehyediniz. Birbirimizi kontrol eden, yıkayan eller gibi olursak umulur ki Yüce Allah cc. taşıyamayacağımız yüklerle bizi imtihan etmesin, küfredenleri başımıza musallat kılmak suretiyle bizi açığa çıkarmasın, günahlarımızı affetsin, gözün görmediği, kulağın duymadığı tuğlaları birer sıra altın, birer sıra gümüş, harçlarının misk kokulu mayisi içinde elmas ve yakutlar bulunan villalar hediye etsin…

Başlarımıza taç giydirsin. Öyle taçlar ki, ışıkları yıldızların ışıkları gibi anne ve baba-larımızın gözlerini kamaştırmakta!…

İnanç, umut ve sevgiyle kalın!..

 

SADIK TÜRKMEN

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar