“Namazda Okuduğumuz Ayetler Allah’a Okunuyormuş!..” [2]

15 Mayıs 2011, Kur'an Çalışmalarımız, 1 Yorum »

“Namazda Okuduğumuz Ayetler; Allah’a Okunuyormuş!..”
Bu nasıl aklı kullanmak ve bu nasıl bir düşünce tarzıdır? [2]

 

KUR’AN’DA KUR’AN;
KUR’AN’DA AKIL,
KUR’AN’DA KALP,
KUR’AN’DA SALAT/NAMAZ


~ Gerçek Mümin sorduğu sorularla insanların kafasını karıştırmaz aydınlatır: “Namazda Okuduğumuz Ayetler Allah’a Okunuyormuş!..”

Son zamanlarda, özellikle FACEBOOK’ta insanların, bu ve benzeri şeylerle/sorularla ZİHİNLERİ KARIŞTIRILMAK istenmektedir…

KUR’AN nerede okunursa okunsun; KİŞİ YALNIZ KENDİSİ İÇİN OKUR, KENDİ YARARINA OKUR, KENDİSİ VEYA ONU DUYAN, İŞİTEN YAŞAYAN İNSANLARIN YARARINA OKUR…

Ve ALLAH Kİ; HİÇBİR ŞEYE İHTİYAÇ DUYMAYANDIR!.. İHTİYACI YOKTUR…

Dünyanın EN GERİ ZEKALI İNSANI BUNU BİLE BİLİR…

Bu şekilde bir SORU SORANIN BİR MÜSLÜMAN SAMİMİYETİNDEN şüphe etmek lazım…

Onun için Allah boşuna hiçbir ayet indirmemiştir: “SİZİ ALLAH’IN ADIYLA, ALLAH’IN ADINI KULLANARAK (Kur’an ve Kur’an Ayetlerini gündem yaparak) ALDATIRLAR…

Bu benim için de geçerlidir… Allah diyen, Kur’an diyen, Peygamber diyen herkes için geçerlidir: ZATEN EN TEHLİKELİ OLANLAR DA BUNLARDIR, BİZLERİZDİR… Çünkü karşı taraf KUR’AN’DAN HABERSİZDİR, bizim her konuştuğumuz AYET İLE OLACAĞI İÇİN, BİLGİ SAHİBİ OLMAYAN İNSANLARIN HEMEN İNANMALARI SÖZKONUSUDUR.

Lütfen her yazılan, konuşulan şeyi bizzat kendiniz KUR’AN İLE SORGULAYINIZ, hemen onaylamayınız: AÇIN KUR’AN’I ANLADIĞINIZ DİLDE baştan sona O KONUYU SORGULAMAK İÇİN DEFALARCA OKUYUNUZ. Kalbiniz onayladıktan sonra BİLGİ HAZİNENİZE, İMANINIZA ALINIZ…

MEDENİ SURELER’DE SALAT/NAMAZ KAVRAMI

«1. Elif, Lâm, Mim.

2. İŞTE BU KİTAP içinde şüphelenecek/çelişkili hiçbir şey yoktur.
Takva sahipleri (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar) için,
bir yol göstericidir.
3. Onlar ki; gayba inanırlar ve namazı dosdoğru kılarlar
ve
rızık olarak ellerinde bulunanlardan da harcarlar.
4. Ve o kimseler ki; sana indirilen gerçeklere inanırlar
ve
senden önce indirilen gerçeklere de!..
Ve onlar, sonsuz gelecek konusunda da kesin inanç sahibidirler.
5. İşte onlar Rablerinden (gelen) doğru bir yol üzeredirler
ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.» [BAKARA SURESİ’nden]

«43. Hem namazı da dosdoğru/dürüst/tam kılın
ve
zekatı (çalışıp üreterek) verin
ve
rüku edenlerle/gönülden boyun eğenlerle birlikte,
siz de gönülden boyun eğin/rüku edin…
44. İnsanlara iyiliği emredip de kendinizi unutuyor musunuz?
Sizler Kitabı (Tevrat’ı) da okuyup duruyorsunuz!
Hala anlamayacak mısınız?
45. (Allah’tan) yardım isteyiniz,
sabrederek ve namazı dosdoğru kılarak!..
Şüphesiz bu (namaz),
Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
46. O kimseler ki; Rablerine kavuşacaklarını
ve
gerçekten O’nun huzuruna döneceklerini çok iyi bilirler.» [BAKARA SURESİ’nden]

«83. VE BİR ZAMAN, İsrailoğulları’ndan:
“Allah’tan başkasına kul olmayacaksınız; anne ve babaya
ve
yakınlara
ve
yetimlere
ve
yoksullara iyilik edeceksiniz,
herkese güzel sözler söyleyeceksiniz
ve
namazı dosdoğru kılacaksınız
ve
zekatı (çalışıp üreterek) vereceksiniz” diye söz almıştık.
Bundan sonra pek azı hariç,
yüz çevirerek sözlerinden döndüler.» [BAKARA SURESİ’nden]

«110. Namazı dosdoğru kılın, Zekatı (çalışıp üreterek) verin.
Kendiniz için her ne iyilik önceden gönderirseniz,
Allah katında onu bulursunuz.
Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görür.» [BAKARA SURESİ’nden]

«125.HANİ, Biz Kabe’yi insanlar için toplanabilecekleri
ve
güvenli bir yer kılmıştık.
Siz de Makam-ı İbrahim’den kendiniz için,
bir namaz yeri edinin.
İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik:
“Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku
ve
secde edenler için evimi (Kabe’yi) tertemiz tutun.”» [BAKARA SURESİ’nden]

«144. (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa,
yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu
(vahiy beklediğini) görüyoruz.
(Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz.
(Bundan böyle),
yüzünü Mescid-i Haram (Kabe) yönüne çevir.
Siz de nerede olursanız olun,
(namazda) yüzünüzü hep onun (Kabe) yönüne çevirin.
Şüphesiz kendilerine kitap verilenler,
bunun Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler.
Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.» [BAKARA SURESİ’nden]

«148.HERKESİN yöneldiği/hedeflediği bir yön/bir hedef vardır.
Haydi, hep hayırlara koşun, (hayırlarda) yarışın!
Nerede olursanız olun, Allah hepinizi bir araya getirir.
Şüphesiz Allah’ın gücü herşeye hakkıyla yeter.
149. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık,
(namazda) Mescid-i Haram’a (Kabe’ye) doğru dur/dön.
Bu elbette Rabbinden gelen bir gerçektir.
Allah sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
150. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık,
(namazda) Mescid-i Haram’a (Kabe’ye) doğru dur/dön.
Ve siz (ey müminler),
nerede olursanız olun yüzünüzü o tarafa (Kabe’ye) çevirin ki,
insanların elinde (size karşı kullanacakları) bir delil olmasın.
Onlardan zulmedenler müstesna!
Zalimlerden korkmayın, Benden korkun!
Ta ki size (olan) nimetlerimi tamamlayayım.
Umulur ki, böylece doğru yolu bulursunuz.
151. Nitekim kendi aranızdan size ayetlerimi okuyan,
sizi her türlü kötülükten uyaran,
size kitap
ve
hikmeti öğreten;
ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
152. Öyleyse yalnız Beni anın/hatırlayın ki,
Ben de sizi anayım/hatırlayayım.
Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.» [BAKARA SURESİ’nden]

«153.EY İMAN EDENLER!
Sabrederek
ve
namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin.
Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle/direnenlerle beraberdir.
154. Allah yolunda öldürülenlere;
“Ölüler (nimetlerden istifade edemeyenler)” demeyin.
Hayır, onlar diridirler (cennette nimetlerden istifade ederler).
Ancak siz bunu bilemezsiniz.
155. Sizi biraz korkudan,
açlıktan,
(biraz da) mallardan,
canlardan
ve
ürünlerden eksiltme ile kesinlikle açığa çıkarırız.
Sabredenleri müjdele!
156. Onlar (o iman edenler) ki,
kendilerine bir musibet geldiği zaman:
“Mutlaka biz,
Allah’a aitiz/Allah’tan geldik
ve şüphesiz biz, O’nun huzuruna döneceğiz” derler.
157. İşte onlara (o müminlere) Rablerinden bağışlanmalar
ve
rahmet vardır ve onlar,
doğru yolu (doğru hayat tarzını) bulanların ta kendileridir.» [BAKARA SURESİ’nden]

«177. İYİLİK, yüzlerinizi doğu
ve
batı taraflarına çevirmeniz değildir.
Asıl iyilik; “Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap
ve
peygamberlere iman edenlerin;
mala olan sevgilerine rağmen onu yakınlarına,
yetimlere,
yoksullara,
yolda kalmışa,
isteyene
ve
(özgürlükleri için) kölelere verenlerin;
namazı dosdoğru kılan,
zekatı (çalışıp üreterek) veren,
antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin
ve
zorda,
hastalıkta
ve
savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin
tutum ve davranışlarıdır.”
İşte bunlar, doğru olanlardır.
İşte bunlar,
Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.» [BAKARA SURESİ’nden]

«238.NAMAZLARI koruyunuz ve
Salat-u Vusta’yı/orta namazı koruyunuz.
Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.
239.Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız;
namazı yaya/yürüyüş halinde iken
veya binek üzerinde iken kılın.
Güvenliğe kavuşunca da Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve
O’nun size öğrettiği şekilde anın (namazı tam kılın).» [BAKARA SURESİ’nden]

«277. Şüphesiz iman edip faydalı bir işi en iyi şekilde yapan,
namazı dosdoğru/gereği gibi kılan
ve
zekatı (çalışıp üreterek) verenlerin ödülleri Rableri katındadır.
Onlara korku yoktur.
Onlar mahzun da olmayacaklardır.» [BAKARA SURESİ’nden]

«3. Onlar namazı dosdoğru kılan,
kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden
Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan kimselerdir.
4. İşte onlar gerçekten müminlerdir.
Onlara Rableri katında yüksek mertebeler,
bağışlanma ve cömertçe yaratılmış rızık vardır.» [ENFAL SURESİ’nden]

«35. Onların (müşriklerin),
Kabe’nin yanında kıldıkları namazları (ibadetleri/duaları)
ıslık çalıp el çırpmak gibi bir şeydir.
Öyle ise (ey müşrikler),
inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.» [ENFAL SURESİ’nden]

«39. Zekeriya mabette namaz kılarken melekler ona:
“Allah sana kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı,
efendi, nefsine hakim
ve
salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye
seslendiler.» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

«32. Ey Peygamberin hanımları!
Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.
Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız
(erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki
kalbinde hastalık (kötü niyetle meyletme) olan kimse,
ümide kapılmasın. Uygun tarzda söz söyleyin.
33. Evlerinizde çalışıp dinlenin.
Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi
siz de açılıp saçılmayın.
Namazı kılın,
zekatı verin.
Allah’a
ve
Resulüne itaat edin.
Ey Peygamberin ev halkı!
Allah sizden ancak günah kirini gidermek
ve
sizi tertemiz yapmak istiyor.
34. Siz evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini
ve
hikmeti hatırlayın.
Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır.» [AHZAB SURESİ’nden]

«43. EY İMAN EDENLER!
Sarhoş olduğunuzda ne söylediğinizi bildikten sonra;
bir de,
-yolcu olmanız durumu müstesnacünüp
olduğunuzda yıkandıktan sonra namazı kılın.
Eğer hasta olur
veya yolculukta bulunursanız,
veyahut
biriniz abdest bozmaktan gelince
ya da
eşlerinizle temasta bulunup su da bulamazsanız
o zaman temiz bir toprağa yönelip,
(niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin.
Şüphesiz Allah; çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.» [NİSA SURESİ’nden]

«77. DAHA önce kendilerine; “(Savaşmaktan) ellerinizi çekin,
namazı kılın, zekatı verin” denilenleri görmedin mi?
Üzerlerine savaş izni yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı;
insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar
ve: “Ey Rabbimiz!
Niçin bize savaş iznini yazdın (elçi ile tebliğ ettin?)
Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler.
De ki: “Dünya geçimliği azdır.
Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için,
daha hayırlıdır. Size zerre kadar haksızlık edilmez.”
78. Nerede olursanız olun ,
sağlam
ve
tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile,
ölüm size ulaşacaktır.» [NİSA SURESİ’nden]

«101.YERYÜZÜNDE sefere çıktığınız zaman
kafirlerin size saldırmasından korkarsanız,
namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur.
Şüphesiz kafirler size apaçık düşmandır.
102. (Ey Muhammed!)
Cephede sen de onların (müminlerin) arasında bulunup da
onlara namaz kıldırdığın zaman,
içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun.
Silahlarını da yanlarına alsınlar.
Bunlar (bir rekat kılıp) secdeye vardıklarında hemen,
arkanıza geçsinler (cephedeki eski konumlarını alsınlar).
Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin,
seninle beraber (ikinci rekat’ı) kılsınlar
ve
ihtiyatlı bulunsunlar/tedbirlerini alsınlar;
silahlarını yanlarına alsınlar.
İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan
ve
eşyanızdan/mühimmatınızdan gafil olsanız da
size ani bir baskın yapsalar.
Yağmurdan zahmet çekerseniz ya da hasta olursanız,
silahlarınızı bırakmanızda size bir beis/zorluk yoktur.
Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın).
Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
103. Namazı kıldınız mı,
gerek ayakta,
gerek otururken
ve
gerekse yan yatarak hep Allah’ı anın/düşünün!
Güvene kavuştunuz mu, namazı tam olarak kılın.
Çünkü namaz,
müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
104. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin.
Eğer siz acı duyuyorsanız,
kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar.
Üstelik,
siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz.
Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.» [NİSA SURESİ’nden]

«142.MÜNAFIKLAR, Allah’ı aldatmaya çalışırlar.
Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir.
Onlar, namaza kalktıkları zaman üşene üşene kalkarlar,
insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.
143. Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar.
Ne bunlara (müminlere)
ne de şunlara (kafirlere verdikleri sözlere) bağlı kalırlar.
Allah kimi (düzelmek istemediği için) sapıklığında bırakırsa,
ona asla bir çıkar yol bulamazsın.
144. Ey iman edenler!
Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin.
Kendi aleyhinize,
Allah’a apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz?
145. Şüphesiz ki münafıklar,
cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar.
Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
146. Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler,
Allah’ın kitabına sarılanlar
ve
dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır.
Bunlar müminlerle beraberdirler.
Allah müminlere büyük bir ödül verecektir.
147. Eğer şükreder
ve
iman ederseniz, Allah size niye azap etsin ki?
Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.» [NİSA SURESİ’nden]

«162. FAKAT onlardan (Museviler’den) ilimde derinleşmiş olanlar
ve müminler,
sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler.
O namazı kılanlar, zekatı verenler,
Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya,
işte onlara büyük bir ödül vereceğiz.» [NİSA SURESİ’nden]

«19. RABBİNDEN sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse,
görmek istemeyen gibi olur mu?
Akıl sahipleri düşünüp anlasınlar.
20. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren
ve
sözleşmeyi bozmayanlardır.
21. Onlar Allah’ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden,
Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.
22. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden,
namazı dosdoğru kılan,
kendilerinin elinde bulunan rızıklardan
gizli olarak ve açıktan Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan
ve
kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır.
İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
23. Bu sonuç da Adn cennetleridir.
Atalarından,
eşlerinden
ve
çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler.
Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):
24. “Sabretmenize karşılık selam sizlere.
Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”» [RAD SURESİ’nden]

«4. KENDİLERİNE kitap verilenler,
kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
5. Halbuki onlara ancak dini Allah’a has/özgü kılarak,
hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri,
namazı kılmaları
ve
zekâtı (çalışıp üreterek) vermeleri emredilmişti.
İşte bu dosdoğru dindir.» [BEYYİNE SURESİ’nden]

«36. ALLAH’ın yüceltilmesine
ve
içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde;
37. hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini,
Allah’ı anmaktan/düşünmekten, namazı kılmaktan,
zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar
buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler.
Onlar,
kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.
38. (Bütün bunları) Allah,
kendilerini yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirsin
ve
lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar).
Allah dilediğine hesapsız rızık yaratır.» [NUR SURESİ’nden]

«56. Namazı dosdoğru kılın, zekatı (çalışıp üreterek) verin,
Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.» [NUR SURESİ’nden]

«58. EY İMAN EDENLER! Ellerinizin altında bulunanlar
(köleleriniz)
ve
sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar da dahil,
günde üç defa;
sabah namazından önce,
öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit
ve
yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman)
sizden izin istesinler.
Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir.
Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size,
ne de onlara bir günah yoktur.
Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.
Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar.
Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
59. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde,
sizden öncekilerin istedikleri gibi izin istesinler.
İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar.
Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.» [NUR SURESİ’nden]

«26. HANİ Biz İbrahim’e Kâbe’nin yerini;
“Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi tavaf edenler,
namaz kılanlar, rükû
ve
secde edenler için temizle” diye belirtmiştik.» [HAC SURESİ’nden]

«34. HER toplum için, Allah’ın kendilerine rızık olarak yarattığı
hayvanlar üzerine ismini anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.
İşte sizin ilahınız Bir Tek İlah’tır.
(Kâinatta var olan herşeyi yaratan, koruyan,
tek ve yüce varlık Allah’tır sizin İlahınız!)
Şu halde yalnız O’na teslim olun.
Alçak gönüllüleri müjdele!
35. Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen,
başlarına gelen musibetleri düşünüp sabreden,
namazı dosdoğru kılan
ve
kendilerine rızık olarak verdiklerimizden
Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan kimselerdir.» [HAC SURESİ’nden]

«39. KENDİLERİNE savaş açılan müslümanlara,
zulme uğramaları sebebiyle cihat için izin verildi.
Şüphe yok ki, Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter.
40. Onlar; haksız yere, sırf;
“Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı
yurtlarından çıkarılmış kimselerdir.
Eğer Allah’ın,
insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı,
içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar,
kiliseler,
havralar
ve
mescitler muhakkak yerle bir edilirdi.
Şüphesiz ki Allah;
kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder.
Şüphesiz ki Allah;
çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
41. Onlar öyle kimselerdir ki,
şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve
iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir,
iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar.
Bütün işlerin âkıbeti/sonu Allah’a aittir.» [HAC SURESİ’nden]

«77. EY İMAN EDENLER, rükû edin, secde edin,
Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
78. Allah izin verdiği için size savaş açanlarla siz de savaşın.
O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi.
Babanız İbrahim’in dinine tabi olun/uyun!
Allah sizi hem daha önce
hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki,
Peygamber size şahit (ve örnek) olsun,
siz de insanlara şahit (ve örnek) olun.
Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı (çalışıp üreterek) verin
ve
(yalnızca) Allah’a bağlanın. Sizin sahibiniz O’dur.
O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!» [HAC SURESİ’nden]

«12. EY İMAN EDENLER!
Peygamber ile baş başa (özel) konuşacağınız zaman,
baş başa (özel) konuşmanızdan önce (işsizlere) sadaka verin.
Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir.
Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız,
bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
13. Baş başa (özel) konuşmanızdan önce
sadakalar vermekten çekindiniz öyle mi?
Bunu yapmadığınız halde
ve
Allah da sizin pişmanlığınızı kabul ettiğine göre
artık namazı kılın, zekatı (çalışıp üreterek) verin.
Allah’a ve Resulüne de itaat edin.
Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.» [MÜCADELE SURESİ’nden]

«9. EY İMAN EDENLER!
Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman,
hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın.
Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın
ve
Allah’ın lütfundan çalışarak/ticaret yaparak arayın.
Allah’ı çok zikredin (düşünün) ki kurtuluşa eresiniz.» [CUMA SURESİ’nden]

«6. EY İMAN EDENLER!
Namaza kalkacağınız zaman yüzünüzü,
ellerinizi ve dirseklere kadar kollarınızı yıkayın.
(Islak) ellerinizle başlarınıza mesh edin
ve
her iki bileklere kadar ayaklarınızı da mesh edin/veya yıkayın.
Eğer eşlerinize varmışsanız iyice yıkanarak temizlenin.
Hasta olursanız
veya
seferde bulunursanız
veya biriniz abdest bozmaktan gelir
veya
eşlerinize varır da su bulamazsanız,
o zaman temiz bir toprağa yönelin.
Onunla yüzlerinize
ve
ellerinize meshedin/sürün.
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.
Fakat o sizi tertemiz yapmak
ve
üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.» [MAİDE SURESİ’nden]

«12. ANDOLSUN, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı.
Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik.
Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim.
Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır,
onları desteklerseniz, (fakirlere/işsizlere iş sahası açarak) Allah’a,
güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim
ve
andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım.
Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse,
mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”» [MAİDE SURESİ’nden]

«35. EY İMAN EDENLER!
Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya bir vesile
(iş/ibadet [namaz veya dua] ile bir fırsat) arayın
ve
O’nun izin verdiği şekilde, saldırganlara karşı cihat edin ki,
kurtuluşa eresiniz.» [MAİDE SURESİ’nden]

«54. EY İMAN EDENLER!
Sizden kim dininden dönerse,
(bilin ki); Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki,
Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.
Onlar müminlere karşı alçak gönüllü,
kafirlere karşı güçlü
ve
onurludurlar.
Allah’ın izin verdiği şekilde saldırganlara karşı cihat ederler.
(Bu yolda), hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar.
İşte bu, Allah’ın bir lütfudur.
Onu dilediğine verir.
Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
55. Sizin dostunuz ancak Allah’tır,
Resûlüdür
ve
Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan,
zekâtı veren müminlerdir.
56. Kim Allah’ı,
onun peygamberini
ve
inananları dost edinirse bilsin ki,
şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.» [MAİDE SURESİ’nden]

«57. EY İMAN EDENLER!
Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden
dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri
ve
öteki kafirleri veli/yönetici edinmeyin.
Eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.
58. Siz namaza çağırdığınız vakit
onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar.
Bu şüphesiz onların ilerisini düşünmeyen
bir ekip/grup/takım olmalarındandır.
59. De ki: “Ey kitap ehli!
Sadece Allah’a, bize indirilene
ve
daha önce indirilmiş olanlara inandığımızdan
ve
çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü
bizden hoşlanmıyorsunuz.”» [MAİDE SURESİ’nden]

«90. EY İMAN EDENLER!
(Aklı örten) içki (ve benzeri sarhoşluk veren herşey),
Kumar (tüm şans oyunları),
dikili taşlar(dan/türbelerden medet ummak)
ve
fal okları (gelecek hakkında kehanette bulunmak) ancak,
şeytan işi birer pisliktir.
Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
91. Şeytan;
içki (sarhoşluk ve uyuşturucu ile)
ve
kumarla ancak aranıza düşmanlık
ve
kin sokmak;
sizi Allah’ı anmaktan (hatırlamaktan)
ve
namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?» [MAİDE SURESİ’nden]

«106. EY İMAN EDENLER! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman
vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar)
sizden adaletli iki kişidir.
Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse,
sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder.
Eğer şüphe ederseniz onları namazdan sonra alıkorsunuz da
Allah adına;
“Akraba da olsa şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz.
Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz.
Gizlediğimiz takdirde,
şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.» [MAİDE SURESİ’nden]

«5. HARAM aylar (dört aylık süre) bitince,
(antlaşmalarına aykırı hareket etmiş olan) müşrikleri
artık bulduğunuz yerde etkisiz hale getirin,
onları yakalayıp hapsedin
ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.
Eğer bu saldırganlar/teröristler; tövbe ettiklerinin kanıtı olarak,
namazı kılıp (eğitim ve öğretime katılıp)
(çalışıp üreterek) zekâtı da verirlerse,
(uygun bir süre sonra) kendilerini serbest bırakın.
Şüphesiz Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
6. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri
senden sığınma talebinde bulunursa,
Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı.
Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır.
Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.» [TEVBE SURESİ’nden]

«11. FAKAT bu saldırganlar/teröristler,
tövbe ettiklerinin kanıtı olarak,
namazı kılar (eğitim ve öğretime devam ederlerse)
ve zekâtı (çalışıp üreterek) verirlerse,
artık onlar sizin din kardeşlerinizdir.
Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
12. Eğer antlaşmalarından sonra antlaşmalarını bozup,
iftira ve teröre devam ederlerse, küfrün liderleriyle savaşın.
Çünkü onlar antlaşmalarına riayet etmeyen kimselerdir.
Umulur ki, vazgeçerler.» [TEVBE SURESİ’nden]

«17. ALLAH’a ortak koşanların,
inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken,
Allah’ın mescitlerini imar etmeleri (yönetmeleri) düşünülemez.
Onların bütün amelleri/yaptıkları boşa gitmiştir.
Onlar ateşte sonsuz kalacaklardır.
18. Allah’ın mescitlerini,
ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan,
namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren
ve
Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.
İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.» [TEVBE SURESİ’nden]

«54. Verdiklerinin kabul edilmeyişine,
yalnızca Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri,
namaza ancak üşene üşene gelmeleri
ve
ancak gönülsüzce vermek istemeleri engel olmuştur.» [TEVBE SURESİ’nden]

«71. MÜMİN ERKEKLER
ve
mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.
İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar.
Namazı dosdoğru kılar, zekatı (çalışıp üreterek) verirler.
Allah’a ve Resulüne itaat ederler.
İşte bunlara Allah merhamet edecektir.
Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir,
hüküm ve hikmet sahibidir.» [TEVBE SURESİ’nden]

Aşağıdaki ayet SALAT olarak algılansa, onlardan ölen biri için Namaz kılmama emri nasıl uygulanacak? Salat/Namaz Kavramı çoğu yerde DUA olarak geçer… Cenaze Namazı aslında BİR DUA’dır… Çünkü Rükusu ve Secdesi olmayan bir Namaz’dır.

«81. ALLAH’ın Resûlüne karşı gelerek geri bırakılanlar,
oturup kalmalarına sevindiler.
Allah izin verdiği için, saldırganlara karşı;
mallarıyla, canlarıyla cihat etmek hoşlarına gitmedi
ve: “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler.
De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.”
Keşke ilerisini düşünselerdi!
82. Artık kazandıklarının karşılığı olarak az gülsünler,
çok ağlasınlar!..
83. Eğer; Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de,
onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki:
“Siz benimle birlikte artık çıkmayacaksınız
ve
benimle birlikte hiçbir saldırganla asla savaşmayacaksınız.
Çünkü siz, baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz.
Şimdi de geri kalan(kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.”
84. Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma
ve
kabrinin başında durma!
Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler
ve
fasık olarak öldüler.
85. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin!
Allah bunlarla ancak,
dünyada kendilerine yaptıklarının karşılığını verir
ve
canları kafir olarak çıkıncaya kadar oyalanıp dururlar.» [TEVBE SURESİ’nden]

Aynı zamanda DIRAR/ZARAR MESCİDLERİ de vardır. Allah oralarda İBADET EDİLMEMESİNİ/NAMAZA DURULMAMASINI istemektedir.

«107. BİR DE zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek,
müminler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri,
Allah ve Resulüne karşı savaşanlara üs olsun diye,
bir mescit yapanlar vardır.
Bunlar; “Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok” diye de
mutlaka yemin ederler.
Ama Allah şâhitlik eder ki, bunlar mutlaka yalancıdırlar.
108.Onun içinde asla namaz kılma!
Daha ilk günden, temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak)
üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette
daha layıktır.
Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır.
Allah da temizlenenleri sever.
109. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak)
ve
onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi
daha hayırlıdır, yoksa binasını;
çökmeye yüz tutmuş bir uçurumun kenarına kurup,
onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan
kimse mi?
Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
110. Kurmuş oldukları binaları (Mescid-i Dırar:
Müminlere zarar vermek için açtıkları mescit),
kalpleri/düşünceleri/duyguları değişmedikçe;
yüreklerinde,
sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir.
Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.» [TEVBE SURESİ’nden]

Meallerin alındığı Kaynak Meal:
“İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri, İki Cilt Birarada ~ Orta Boy”; Birinci Baskı, İstanbul 2010..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar