Müslümanlar birbirlerini kontrol etmeye/ettirmeye açık olmalılar: “İnsanlar ne zaman birbirlerini yıkayan eller gibi olurlarsa, kontrol ilkeleri anlaşılmış ve yerine getiriliyor olur.”

15 Mayıs 2012, Çeşitli Görüşlerimiz, SÜNNET Kitabımız Hakkında, Yorum Yok »

MÜSLÜMANLAR;

BİRBİRLERİNİ KONTROL ETMEYE/ETTİRMEYE,

AÇIK OLMALILAR!..

|

Hz. Peygamber (sav)’i Allah kontrol ediyordu. Kıyamete kadar gelip geçecek Müslümanlar da kendilerini Kur’an ile Müslüman kardeşlerine kontrol ettirmeliler.

~ «İnsanlar ne zaman birbirlerini yıkayan eller gibi olurlarsa, kontrol ilkeleri anlaşılmış ve yerine getiriliyor olur.»

|

|

«11- KONTROL

Abese Sûresi’nde belirtildiği gibi, Peygamberimiz zaman zaman ikaz edilmiştir. Peygamberimizin Sûreleri tatbik edişi konusunda yapmış bulunduğu hatalar bir sonraki
ayetler ile bildiriliyordu. Peygamberimiz insan idi. Elbette hatalar yapacaktı.
Ancak hataları ayetler ile kendisine bildiriliyordu.» [Hukuk Usûlü ve Sünnet, Sh. 32]

«13- DÜZELTMELER

Bazı işlerde hatalar olabilir. Lakin hemen özür dilemek, hatayı tamir etmeye çalışmak lâzımdır. Hatalarda ısrar etmemek lâzımdır. Nitekim Peygamberimiz hatalarını düzeltmekteydi.

Hatalarımızı hergün otokontrol ederek düzeltmeye çalışmalıyız. Hatalarımızı bildiren insanlara teşekkür etmeliyiz.

Bu aşamaya kadar düzeltme olmayacak mı? diye bir eleştiri yapılabilir. Bir tek hükmün gereklerinin yerine getirilmesi için dahi bu aşamalar yaşanacağı için, her iş için düzeltme olacaktır.

Örneğin: “Ey örtüsüne bürünen, kalk, inzar et/uyar!” önerisini ele alalım. Bu öneri uygulama, kontrol, hikmet, düzeltme aşamalarından geçecektir.» [Age.; Sh. 33-34]

|
«11. Aşama: KONTROL

Duha ve İnşirah Sûreleri’ni inceleyiniz. Sûreler inmeden önceki ortamı, Sûrelerin ifadelerinden anlamaya çalışınız. Allah sebebsiz hikmetsiz iş yapmaz. Allah’ın her yaptığının sebebleri, hikmetleri vardır. Duha Sûresi’nde, Peygamberimize;

1. ANT OLSUN kuşluk vaktine!
2. Örtüp sakinleşen geceye!
3. Rabbin seni bırakmadı
ve
sana darılmadı.
4. Şüphesiz senin için ahiret, dünyadan daha hayırlıdır.
5. Rabbin sana verecek sen de memnun olacaksın.

6. O SENİ YETİM BULUP barındırmadı mı?
7. Seni şaşkın bir vaziyette bulup yol göstermedi mi?
8. Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
9. Öyleyse sakın yetimi ezme!
10. Dilenciyi azarlama.
11. Rabbinin nimetini anlat.

Rabbinin nimetini anlat/yâdet. (Kadrini bil, hatırla, an, birşeyler yap)” buyurulmaktadır.

Rabbimiz, Peygamberimizi kontrol etmekte ve kontrol sonuçlarını bildirmektedir. Vahiy ile bildirmektedir.

Peygamberimizin vefatından kıyâmete kadar hiçbir insana vahiy gelmez. Biz insanların uygulamalarını kim kontrol edecek? İnsanlar insanları kontrol edecektir. Müminler birbirini yıkayan eller gibi olacaktır. [KONTROL]» [Age.; Sh. 45-46]

|
«13. Aşama: DÜZELTMELER

“Artık sen, Bizim zikrimizden (Kur’an’ın okunması, özümlenmesi) yüz çevirenden ve Dünya hayatından başkasını dilemeyen kimselerden iraz et (vazgeç).” (Necm, 29 hitabı)

Necm Sûresi iniş sırasına göre 23. gelen Sûredir. Bu Sûrede yukarıdaki gibi bir öneri yapılmaktadır. Peygamberimizin bu öneriye dikkatle uyması söz konusudur. Lâkin bazı düşünceler nedeni ile, Peygamberimizin o tür kişilere tebliğ yapmakta devam etmesi, sürmektedir. Bunun üzerine 24. gelen Sûre olan Abese Sûresi ile Peygamberimiz düzeltilmektedir. Bkz. Abese Sûresi. [DÜZELTMELER]

Peygamberimizden sonra, kimseye vahiy gelmeyeceği için, sürdürülen hataları kim düzeltecektir. İnsanlar insanları düzeltmelidir. Düzeltiyorum sanarken bozgunculuk yapmamak için, Düzeltme usûllerine riayet etmek gerekmektedir.» [Age; Sh. 46-47]

|

«ONBİRİNCİ AŞAMA:

KONTROL

(KONTROL ETMEDE USÛL)

Allah şüphesiz rasat etmektedir. Gözetlemektedir. Kur’an ayetlerini, Rasûlünün uygulamasını kontrol etmektedir. Eğer uygulama hatalı ise, uygulama esnasında veya sonrasında Rasûlüne haber vermektedir. Şayet uygulama uygun ise, yeni yeni teklifler göndermektedir. Bakınız İnşirah Sûresi. Bir işi bitirdin mi yeni bir işe girişmek teklif ediliyor.

Teklifler iniyor. Allah Rasûlü gereği gibi uygulamak için çalışıyor. Uygulama sıhhatli ise, yeni teklifler geliyor. Uygulamada hatalar var ise yeni ayetler ile hatalar bildiriliyor. Şimdi hiçbir insana vahy gelmeyeceğine göre kontrol işi nasıl yapılacaktır?» [Age.; Sh. 123]

«Düşüncelerimizi açıklamak ile (dil ile ikrar) düşüncelerimizi kontrol ettirebiliriz.

Duygularımızı açıklamakla kalbimizi kontrol ettirebiliriz, beden ile Allah’a kulluk etmeye çalışmakla beden amellerimizi kontrol ettirebiliriz.

Kontrol, kontrol ettiren kişi için en faydalı işlerden biridir. Kontrol eden ise bir hizmet yapmış sayılır.

Böylece inançlar, duygular ve davranışlar kontrol edilmiş olur. Allah’ın rızasını kazanmak isteyen, kendisini kontrol ettirsin.

Kişinin kendisini kontrol etmesi zaten doğal bir iştir. Malûmu ilân gerekmez. Esas olan kişinin başkalarına kendisini kontrol ettirmesidir. Bu ise yüce bir ahlâktır.

Bir beyinde şirk (bir tür yalan, gerçek dışı varsayımlar) olduğu nasıl bilinsin. Şirk beyninin içinde gizli bir zararlı mikrop gibidir. Dil, inançlarını söylemeli ki, bunu duyan birisi; “Dikkat, kardeşim bu inancın şirktir” diyebilsin ve bu kişi bundan, araştırdıktan sonra öğüt alabilsin. Bilakis iyi bir şeydir. İnancını, düşüncelerini, fikirlerini açıklaman suç değildir.

Bir insan neye inanırsa inansın, bu inancından dolayı ölüm cezasına çarptırılamaz. O kişi inancını böyle açıklıyorsa, birisi de bunun bâtıl olduğunu söylüyorsa, kavga etmeden konuşmaları, temel bir insanlık görevidir. Kontrol işinin bir çeşididir.

İnsanlar ne zaman birbirlerini yıkayan eller gibi olurlarsa, kontrol ilkeleri anlaşılmış ve yerine getiriliyor olur.

Kur’an’ı en iyi anlayan Peygamberimiz Hz. Muhammed’i Allah kontrol ediyor, hatalarını bildiriyordu. Hâl böyle iken Kur’an’ı uyguladıklarını iddia edenler, nasıl olur da kontrolden kaçarlar. Şimdi kimse Vahiy almadığına göre, kıyâmete değin de alamayacağına göre, kontrol işini insanlar birbirleri için yapmaları lâzımdır.

“Ben Kur’an’ı doğru uyguluyorum, kontrole ihtiyacım yok” demek korkunç bir hastalıktır.

İnanmak ayrı şey, iftira atmak ayrı şeydir. İftira: Yapılmayan bir davranışın, söylenmeyen bir sözün birisine isnad edilmesidir.

Örneğin “Allah’a inanmıyorum” diyene dünyada ceza verilmez, lâkin Allah’a iftira atana iftira cezası uygulanır.

Keza ölmüşlere ve yaşayanlara da iftira atılması iftira cezasını gerektirir. [Age.; Sh. 126-127]

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar