VE SÜNNET’in Aşama Aşama Ayetler Işığında Açılımı…

28 Nisan 2011, SÜNNET Kitabımız Hakkında, Sünnet Üzerine, 8 Yorum »

Kur’an’ı Anlama
ve
Uygulama Metodu Olarak SÜNNET’in;
Ayetler Işığında Aşama Aşama Açılımı

(Araştırma Yazısı)

Düşünce, Duygu ve Davranışları İyileştirme Sanatı Bilimseldir:
Bu Bir Kişisel Gelişim Projesidir. İnsanı Yaratan ve İnsanı En İyi Tanıyan Allah’ın Ayetler İle Bizzat Önermesidir…

 

 

İNSAN KENDİSİNİ ANCAK YİRMİ AŞAMADA İYİLEŞTİREBİLİR

 

01. Aşama:

“Oku, yaratan Rabb’inin adıyla.
O, insanı alak’tan yarattı.
Oku, Rabb’in nihayetsiz ikram sahibidir.
O, kalem ile öğretti.
İnsana bilmediklerini öğretti.” (Alak: 1-5)

Bu hitaplardan insanın okumaya, öğrenmeye, yazmaya ihtiyacı olduğunu kolayca anlarız. Buradan hareketle daha insanın pek çok şeye ihtiyaç hisseden bir yaratık olduğu anlaşılır. [İHTİYAÇLAR]

 

02. Aşama:

“Şüphesiz, insan azıyor
Kendisini müstağni gördüğü için.” (Alak: 6-7)

Azgınlaşmak bir problemdir. Buradan hareketle insanın zaman zaman problemler oluşturan bir yaratık olduğu anlaşılır. Problemler insanların kendi elleri ile yaptıkları yüzünden oluşuyor. Karada ve denizde fesat, terör, kargaşa çıkıyor. İnsan kendisini müstağni (kibirli, büyük, kimselere ihtiyacı olmayan) görünce, yaptıklarını iyi sanarak yapmaya başlıyor. “Her şeyin, her işin en iyisini yapmaya çalışıyorum” diye düşünüyor, lakin bozuyor, kötü işler yapıyor. Problemler oluşuyor. [PROBLEMLER]

 

03. Aşama:

“Şüphesiz, dönüş Rabb’inedir/Rabbinin huzurunadır.” ( Alak: 8 )

İnsan asırlardır araştırıyor. Ölümsüzlüğü araştırıyor. Nereden geliyor, nereye gidiyor?

Araştırmacılık insanın doğasında mevcut. Ayetler teferruatlardan uzak, özgün hitaplardır. “Şüphesiz, dönüş Rabb’inedir” hitabının alt yapısını düşünelim. İnsanların araştırmalarına bir cevap niteliği taşıyor. İnsanlar araştırıyor. Ölünce nereye gidiyoruz?.. Bu araştırmanın cevabı sunuluyor. Ölünce gideceğin Rabb’indir. Rabbine dönüş ne demek? İnsan bunu araştırmak istiyor. Bu araştırmanın cevapları diğer ayetlerde veriliyor. Kalem suresinde muttakilerin cennete döneceği, Allah’a kulluk etmeyenlerin cehenneme döneceği bildiriliyor. Böylece dönüşün Rabbe ait cennet veya cehenneme dönüş olduğu açıklanıyor. Ve insan araştırmalara her sahada devam etmelidir. [ARAŞTIRMALAR]

 

04. Aşama:

“Gördün mü engelleyeni.
Bir kul sallâ/ibadet/dua/davet yaparken.
Gördün mü o kul doğru yolda ise.
Takvayı emrediyorsa.” (Alak: 9-12)

Sallâ, doğru yol, takvâ terimleri araştırıldığında görülüyor ki; Asıl, kök, dayanak, temel, yol gösterici, klavuz, Allah’tan gelen ayetlerdir. [ASIL]

 

05. Aşama:

“Gördün mü (ya o diğeri) yalanlıyor ve yüz çeviriyorsa.
Bilmez mi ki, Allah yaptıklarını görüyor.
Hayır!
Eğer yaptıklarından vazgeçmez ise, perçeminden sürükleriz.
O yalancı ve günahkarın perçeminden.
Feryat etsin meclisine.
Çağıracağız azap meleklerini.
Hayır!
Onlara itaat etme, (Allah’a) secde et, (Allah’a) yaklaş.” (Alak: 13-19)

Yukarıdaki hitaplardan belirli usul takip edildiği anlaşılıyor. Rivayetlere göre ilk etapta Alak Suresi 1-5. ayetleri inmiştir. Sonra 6,7,8. ayetleri inmiştir. Sonra Fatiha Suresi’nin tamamı inmiştir. İnen bu ayetleri Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz okumuştur. Bunları okuyarak namaz kılmıştır. Ümmetin Büyüğü Peygamberimizin bu ayetleri okuyuşundan ve namaz kılışından Ebu Cehil vb.’leri rahatsız olmuşlar ve Kabe’de bir daha bu sözleri okumamasını, namaz kılmamasını söylemişlerdir. Ebu Cehil ve meclis arkadaşlarının bu tavırları üzerine Alak Suresi’nin (9-19.) ayetleri nazil olmuştur. Yani inmiştir. Bu gelişmeler ayetlerin belirli bir usul takip ederek indiğini göstermektedir. 23 yıllık bir süreç içinde inmeye devam etmiştir. Ümmetin Büyüğü Peygamberimize ilk inen ayetlerin gereklerini hemen yerine getirmeye çalışmış, bu çalışma bazı olaylara yol açmış, bu olayların üzerine ayetler inmeye devam ederek, Ümmetin Büyüğü Peygamberimize yol göstermiştir. Nitekim Alak 19. ayetinden buyurulduğu gibi, onlara itaat etme, boyun eğme, sen namaz kılmaya, ayetleri okumaya devam et. Böylece Allah’ın beğenisine, Allah’a kul olmaya yaklaş, ayetlerin gereklerini yerine getirmeye daha fazla yaklaş. Ümmetin Büyüğü Peygamberimize, Kur’an; iniş sırasına göre 23 yıl boyunca yol göstermişti. Bu yol göstermeye usul (metod) denilir. [USUL]

 

06. Aşama:

“Şüphesiz dönüş Rabbinin huzurunadır”.

Bu çevirinin orijinali cümle olarak bir kalıptır. Bir deyimdir. Deyim olarak bir kavramdır. Bu kavramın manasının tefsire (açıklamaya) ihtiyacı vardır. Tefsiri kim yapacaktır? Tefsiri yine ayetler yapmıştır. Kur’an, iniş sırasına göre bir tefsirdir. Ayetler ayetleri tefsir etmektedir. Bu tefsirden deyimlerin, kavramların anlamları açıklığa kavuşturulmuştur.

Acaba Rabbe dönüş, Rabbin zatına dönüş, Rabbin zatında birleşmek midir? Yoksa Rabbin huzuruna, Rabbin katına, Rabbin yarattığı mekanlara mı dönüştür? Tasavvuf denilen cereyanlar, bu ayeti Rabbin zatına dönüş, Rabbin zatında birleşmek, nurlaşmak olarak tefsir etmişlerdir. Bu tefsir batıl bir tefsirdir. Eğer bir tefsir, Kur’an’ın hiçbir ayetine zıtlık, çelişki, tenakuz, aykırılık taşımıyorsa, bu tefsir bütün Kur’an geneli göz önüne alınarak objektif bir tefsir olur. Aksi taktirde bir tek ayeti çekip alıp, bunu istediği yöne çekerek tefsir etmek yanlış/batıl ve de zındıklık olur.

“Şüphesiz dönüş Rabbinin huzurunadır” deyimini ele alalım.

Kalem Suresi’nde muttakilerin cennete ve suçluların cehenneme döneceği buyuruluyor. Müzzemmil Suresin’de, suçluların ateş azabına döneceği buyuruluyor. Müddessir Suresi’nde suçluların sekara döneceği buyuruluyor. Tebbet Suresi’nde suçluların alevli ateşe döneceği buyuruluyor. Tekvir Suresi’nde suçluların hesap yerine döneceği anlatılıyor. Ala Suresi’nde suçluların ateşe atılıp, orada ne ölecekler, ne de yaşayacaklar şeklinde sonsuz azaba dönecekleri buyuruluyor. Leyl Suresi’nde takva sahiplerinin kurtulacağı, diğerlerinin ateşe yaslanacakları anlatılıyor. Fecr Suresi son ayetleri şöyle hitap ediyor:

“Ey mutmain olmuş nefis,
Rabbine dön, Rabbin senden razı, sen de Rabbinden razı olarak
Kullarımın arasına dahil ol.
Cennetime dahil ol.”

Bütün bu hitaplardan anlaşılıyor ki Rabbe dönüş, Rabbin huzuruna, mahkemesine, cennetine, cehennemine dönüş demektir. Tıpkı bir hakimin “Suç işlemeyin, bana dönersiniz” hitabı gibi. Suç işlersen yargılanmak için hakimin huzuruna getirilirsin, sonra hapse gönderilirsin. Böylece deyimlerin ifade ettiği manaları yine Kur’an’ın ayetleri tefsir eder. Kavramları, ayetler izah eder. [TERİMLER-KAVRAMLAR]

 

07. Aşama:

Alak Suresi’nde okumak, ihtiyaçları karşılamak, problemleri çözmek, Kalem Suresi’nde yoksulların durumlarını iyileştirmek, Batıl inançları yıkmak, Müzzemmil Suresi’nde gerek doğuda, gerek batıda tüm ilahları inkar ederek, yalnız Allah’ın İlah’lığını tanımak, yalnız ve yalnız Allah’ın İlah kabul edildiği evrensel bir medeniyete doğru ilerlemek, Müddessir Suresi’nde insanları inzar etmek, uyarmak gibi Dünya’da yapılabilecek somut hedefler gösterilmektedir.

Surelerin gösterdiği hedeflere doğru niçin çalışılacak? Fatiha Suresi’ni incleyelim. Gaye’nin ne olması gerektiği Fatiha Suresi’nde açıklanmaktadır.

Hedefler için çalışılması, Gaye’den sebep olacak. Gaye unutulursa, hedefler için çalışmanın bir anlamı kalmıyor. Gaye ve hedef arasında benzerlik vardır. Gaye sürekli ulaşılmaya çalışılan, sonsuz bir hedeftir. Bu ne olabilir? Allah’a kulluk olabilir. Zira cennette de Allah’a kulluk edilecektir. “O, doğunun ve batının Rabbidir. İlahları kabul etme, reddet, yalnız Allah’ı ilah olarak kabul et. O’nu vekil edin.” (Müzzemmil, 9)

Müzemmil 9’daki hitab (ayetin çevirisi) dünyada yapılacak bir işi belirtiyor. Zira Ahiret’te Allah’tan başka ilahları reddetmeye çalışmak, eğer Dünya’da etmemiş ise, bir mana ifade etmez. Gaye ise hem Dünya’da hem de Ahiret’te sürdürülecek olan hedeftir. Öyle ise Müzzemmil 9 hitabına hedef diyebiliriz. Eğer yeryüzündeki insanlar, İlah olarak Allah’ı tanımış olsa, sahte ilahları reddetse ne olur? İşte o zaman Evrensel bir Medeniyet oluşur. Böylece hitabın işaretinden Evrensel bir Medeniyet’e yol alınması gerektiği bildirilmiş olmaktadır. [HEDEFLER]

 

08. Aşama:

“Yalnız Sana kulluk ederiz. Yalnız Senden (dua ederek) yardım isteriz.” Fatiha Suresi’ndeki bu hitab ile Gaye’nin ne olması gerektiği anlaşılmış oluyor. [GAYE]

 

09. Aşama:

“Ey örtüsüne bürünen.
Kalk inzar et!” (Müddessir, 1-2)

Bu bir öneridir. Hemen yapılabilecek pratik bir öneri. İnzar edilecek. Kime, nasıl, ne zaman, nerede, ne kadar inzar edilecek (anlatım, uyarı). Bu soruların cevapları ise detay işlerdir. Ayetler detay işleri insanın aklına bırakmıştır. Akıl ile bu detay işlere karar vermeye içtihat etmek denilir. [ÖNERİLER]

 

10. Aşama:

Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz, kendisine ayetler ile yapılan önerilerin gereklerini yerine getirmişti. Detaylarda içtihatlar yapmıştı. Ayeti işitmek + Anlamak + Detayları düşünmek + İstişare etmek + Karar vermek, zihni çalışmalardır. Zihni çalışmanın hemen arkasndan ameli (fiili) çalışma gelecektir. Bu fiili çalışmalara uygulamalar denilir. Ümmetin Büyüğü Peygamberimizin uygulamalarına SÜNNET adı verilir. Ümmetin Büyüğü Peygamberimizin Sünneti’nin kaynağının Kur’an olduğu, iniş sırasına göre Kur’an olduğu anlaşılmaktadır. “Bir işi bitirdin mi, diğer bir işe giriş”. İnşirah Suresi son ayetinin çevirisi böyle hitap etmektedir. Buradan anlaşılıyor ki, sadece düşünmek yok. Düşünüp karar verdikten sonra iş yapmak var. Bir işi bitirince, diğer bir işi yapmaya çalışmak lazımdır. [UYGULAMALAR]

 

11. Aşama:

Duha ve İnşirah Sureleri’ni inceleyiniz. Sureler inmeden önceki ortamı, surelerin ifadelerinden anlamaya çalışınız. Allah sebebsiz hikmetsiz iş yapmaz. Allah’ın her yaptığının sebebleri, hikmetleri vardır. Duha Suresi’nde, Ümmetin Büyüğü Peygamberimize;

“Duha vaktine, karanlık çöktüğü zaman geceye yemin olsun ki,
Rabbin seni ne terk etti, ne de darıldı.
Senin geleceğin, önceki hayatından daha üstün olacaktır.
Rabbin sana verecek ve sen memnun kalacaksın.
Seni yetim bulup, barındarmadı mı?
Seni şaşkın vaziyette bulup, doğru yolu göstermedi mi?
Seni fakir bulup, zengin etmedi mi?
Öyleyse sakın yetimi ezme.
Sail olanları/isteyenleri azarlama.
Rabbinin nimetini yad et. (Kadrini bil, hatırla, an, birşeyler yap)” buyurulmaktadır. Bu hitapların sebeblerini düşününüz, araştırınız.

Rabbimiz, Ümmetin Büyüğü Peygamberimizi kontrol etmekte ve kontrol sonuçlarını bildirmektedir. Vahiy ile bildirmektedir.

Ümmetin Büyüğü Peygamberimizin vefatından kıyamete kadar hiçbir insana vahiy gelmez. Biz insanların uygulamalarını kim kontrol edecek? İnsanlar insanları kontrol edecektir. Müminler birbirini yıkayan eller gibi olacaktır. [KONTROL]

 

12. Aşama:

Tekvir Suresi’nin 8, 9. ayetlerine bakınız. Kız çocuklarını toprağa gömenlerden hesap sorulacağı işaret ile anlatılmaktadır. Rivayetlere göre, Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz arkadaşlarına, çocukların diri diri gömülmesini fiilen men etmelerini tavsiye etmiştir. Sahabeler bu tavsiyeye uymuşlardır. Gömülmek üzere olan çocuklar, babalarının ellerinden alınmıştır. Bu durumu gören anneler ve kamuoyu nezdinde sahabeler yükselmiştir. Toplum genel olarak fayda sağlamıştır. Engel olunan kötülüklere ve sağlanan yararlara hikmetler adı verilir. [HİKMETLER]

 

13. Aşama:

“Artık sen, Bizim zikrimizden (Kur’an’ın okunması, özümlenmesi) yüz çevirenden ve Dünya hayatından başkasını dilemeyen kimselerden iraz et (vazgeç).” (Necm, 29 hitabı)

Necm Suresi iniş sırasına göre 23. gelen suredir. Bu surede yukarıdaki gibi bir öneri yapılmaktadır. Ümmetin Büyüğü Peygamberimizin bu öneriye dikkatle uyması söz konusudur. Lakin bazı düşünceler nedeni ile, Efendimizin o tür kişilere tebliğ yapmakta devam etmesi, sürmektedir. Bunun üzerine 24. gelen sure olan Abese Suresi ile Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz düzeltilmektedir. Bkz. Abese Suresi. [DÜZELTMELER]

Ümmetin Büyüğü Peygamberimizden sonra, kimseye vahiy gelmeyeceği için, sürdürülen hataları kim düzeltecektir. İnsanlar insanları düzeltmelidir. Düzeltiyorum sanarken bozgunculuk yapmamak için, Düzeltme usullerine riayet etmek gerekmektedir.

 

14. Aşama:

“Allah hakimler hakimi değil midir?” (Tin Suresi son ayetinin hitabı). Ahkam: Hükümler demektir. Hüküm kelimesi Arapça bir kelimedir. Belirli bir konuda, sebebleri, şartları, manileri bildirilen teklifler demektir.

Daha evvel belirtildiği gibi ayetler teferruatları akla havale etmiştir. Allah, hiç kimseye zulmetmeden gereği neyse ona göre hüküm verilmesini ister. [HÜKÜMLER]

 

15. Aşama:

Önerilerin, hükümlerin gerekleri yerine getirildikçe kötü alışkanlıklar azalıyor, iyi alışkanlıklar artıyordu. Adam öldürmekten korkmayan bir Ömer, karıncayı bile haksız yere incitmekten çekinen bir Hz. Ömer haline geliyordu. [ALIŞKANLIKLAR]

 

16. Aşama:

Yusuf ve Lokman Sureleri’ni inceleyiniz. Surelerdeki örnekler niçin anlatılıyor? İnsanları örnek edinsinler diye anlatılıyor. Hz. Yusuf’un ahlakı, Hz. Lokman’ın oğluna öğütleri insanlara bir şeyler hatırlatıyordu. Evvelde yaşamış bütün Resullerin hayatları anlatılıyor ve her birisinin karakterlerinden övgü ile söz ediliyor. Resullerin örnek karakterlerini, örnek alan insanlar onlar gibi ahlak sahibi olmaya gayret ediyorlardı. Böylece pozitif ahlaki karakterlere sahip insanlar çoğalıyordu. [KARAKTERLER]

 

17. Aşama:

“Ey iman eden kullarım! Şüphe yok ki, Benim arzım (yeryüzü) geniştir. Bana kulluk ediniz.” (Ankebut, 56. ayetinin çevirisi).

Ankebut Suresi 85. gelen suredir. Bu ayetin işareti Mekke’den hicret edilebileceğini anlatmaktadır. Ve hicret edilmiştir. İniş sırasına göre 86. Sureden sonra Mekki Sureler artık bitmiş, bundan sonra Medeni Sureler gelmiştir. Medine’de hukuki mevzuatlar dönemi başlıyordu. Bakara 282. ayetini inceleyiniz. Noterlik yasasının temel esaslarını bulacaksınız. Bu temel esaslar, her çağda, çağın maddi ve teknik durumlarına göre içtihatlar yapılarak hukuki mevzuat haline gelmiştir. [HUKUKİ MEVZUATLAR]

 

18. Aşama:

“Sizden hayra davet eder, iyilikleri emreder, münkeratı nehyeder bir topluluk bulunsun”. (Al-i İmran 104. ayetinin çevirisi).

Bir teklifin yerine getirilmesi için gerekli araç, gereç, bina vb. şeyleri temin etmek de otomatikman teklif edilmiş demektir. Yukarıdaki teklifi yapacak olan bir topluluğa, resmi görev, yetki, bütçe, denetim, gerekli araç, gereç, eşya ve binaları sağlamak lazımdır. Bu teklif milletin tamamına yapılmıştır. Millet bu teklifi vekilleri eli ile yapabilir. Vekiller de, kurumlar oluşturarak, kurumlar eli ile yukarıdaki teklifi yerine getirmeye çalışır. [KURUMLAR]

 

19. Aşama:

“Yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin. Artık şirkten vazgeçerlerse, zalimlerden başkasına hiç bir husumet yoktur.” (Bakara, 193 hitabı).

Bu mücmel bir hitaptır. Bunu tefsir edici (müfessir) hitaplar bütün çeviriden aranır. Fitne nedir? Din nedir? Mücadele nedir? Şirk nedir? Zalim nedir? Husumet nedir? Bu kavramların manası, çevirinin tamamından birbiri ile çelişki arzetmeyecek şekilde anlaşılmadan bu mücmel ayetten hüküm çıkarılamaz. Yani uygulamaya ilişkin kararlar verilemez.

Kur’an bir İlim’dir. Bu İlmi gereği gibi anlamak için insanlar birbirleri ile yarışırcasına gayret etmelidir. Kur’an’ı, yeryüzünün her yerine yaymak için, anlaşılmasını kolaylaştırmak için yarışırcasına gayret edilmelidir.

Yukarıdaki hitabın gereklerini yerine getirebilmek için sanatsal, sportif, ahlaki, iktisadi, bilimsel, ilmi yarışlar yapılmalıdır. Kelime-i Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek, temizlik vb. ibadetler yukarıdaki ayetin hitabında belirtilen işi yapabilmek için insanı hazırlayan, yetiştiren olgunlaştıran eğitimlerdir. Bu eğitimleri yapanlar, yukarıdaki işi yapmak için yarışırcasına çalışmazlar ise, ibadetleri de bir anlam ifade etmiyor.

Yeryüzünde cehalet varsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzünde yoksulluk varsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzünde cinayetler varsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzünde kadınlara tecavüz ediliyorsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzünde uyuşturucular ile insanlar perişan oluyorsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzünde iffetli kadınlara iftira atılıyorsa, acısı duyulmalı…

Yeryüzü imar edilmiyorsa, pislik içindeyse, acısı duyulmalı…

Velhasıl yüzlerce olumsuzluğun acısı hissedilirse ve yeryüzünü gerçekten huzurluca yaşanılır bir mekana çevirmek için, gece demeden, gündüz demeden elinden geldiği kadar birey ve toplum olarak yarışırcasına çalışılır. [YARIŞLAR]

 

20. Aşama:

“Onlar bir ümmettir ki (topluluktur ki) gelip geçmişlerdir. Onların kazandıkları kendilerinedir. Sizin kazandığınız şeyler de size aittir. Ve siz onların yapmış oldukları amellerden (işlerden) sorumlu olmayacaksınız”. (Bakara, 134. ayet çevirisi).

“Muhammed ancak bir peygamberdir. O’ndan önce de nice peygamberler gelip geçti. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz ardınıza dönüverecek misiniz? Her kim ardına dönerse elbette Allah’a bir zarar verecek değil. Fakat şükredenlere Allah, mükafaatlarını verecektir.” (Bakara 144. ayetin çevirisi).

Ümmetin Büyüğü Hz. Muhammed salât ve selam üzerine olsun; M.S. 632 sularında 63 yaşında iken vefat etti. Şimdi bizleri görmez, işitmez. Ruh olarak da Dünyaya gelmez. Geride örnek bir hayat (Sünnet), bir vatan, bir medeniyet, bir toplum ve 114 Sure bıraktı.

Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz kıyamet gününden itibaren tekrar diriltilecek. Nasip olursa mahşer günü kendisiyle görüşebileceğiz. Sünnet’ine (Sureleri İnişi Sırasına Göre Tatbik Edişine) gerekli uyumu göstermez isek, Melekler şöyle söyleyecek: “Ya Resulallah, bunlar senin ümmetin değildir. Senden sonra neler yaptıklarını bilmiyorsun…” (Bkz. Tefhim’ül-Kur’an, Kevser Suresi bölümü). Ve ayrıca Furkan Suresi 30. ayette, kıyamet günü mahşerde bizlerden şikayetçi olacaktır: “(Kıyamet günü Resul de) şöyle der: “Ey Rabbim! Kavmim/Ümmetim Bu Kur’an’ı terk ettiler/terkedilmiş bıraktılar!”

Ümmetin Büyüğü Peygamberimiz güzelce bir hayat yaşadı. Doğumundan vefatına kadar bütün hayatı bir örnektir. En önemlisi bu örneğin Metodunu fıkhetmektir/kavramaktır. Bu metod fıkhedilirse/kavranılırsa, detayları insan çok kolaylıkla öğrenebilecektir. Umut ederiz ki Ümmetin Büyüğü Peygamberimizi (Allah ona selamlarımızı iletsin) örnek alarak yaşamaya çalışan Allah’ın salih kullarından olalım. Dünya’da ve Ahiret’te en güzel biçimde yaşayanlardan olmak için gece demeden, gündüz demeden çalışalım.

.

“VE SÜNNET’in Aşama Aşama Ayetler Işığında Açılımı…” için 8 cevap

  1. Sayın Sadık TÜRKMEN, Yazdıklarınıza katılmakla beraber benimde naçizane daha önce yazdığım bir yazımı sizinle paylaşmak istiyorum. Namaz bizi her tür kötülükten korur. Bilinçli kılınan namazlarımızda sürekli tekrar ettiğimiz Yedi ayetlik fatiha suresi bizi yedi aşamada tedavi eder. Bu sure bizi Allaha cc. güvenip dayanmaya sevk eder.Ferdi bilinçlenme gerçekleştikten sonra artık aynı kişi olamazsınız. Kur’anı da farklı bir bakış açısıyla OKU maya başlarsınız. Artık Rabbin kitabı elinizde ve terbiye olmaya adaysınızdır. Kur’anın tekrar ve de tekrar OKUnmasındaki hikmeti de kainatın bir yasasına bağlıyorum . Boşalan bir yerin yerine başka bir şey mutlaka geçer. Kur’an la dolu bir hayatı Rabbim hepimize nasip etsin.
    Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.Ve yalnızca Rabbine rağbet et.
    (İnşirah/7-8)

    FATİHA SURESİ

    İLK ŞURA SUESİNİ OKUDUĞUMDA İSTİŞARE ümeti olma fikri bende “GERÇEK DEMOKRASİ İSLAMDADİR” dedirtmişti. Bildiğiniz gibi Rabbim insanlık ailesinin her ferdininin tek tek fıtratını farklı yaratmıştır. Birbirimize ne kadar çok benzesekte parmak izlerimiz gibi farklıyız. Bu yüzden hepimiz her olaya veya metne farklı bir bakış açısıyl yaklaşıyoruz…

    HELE KUR`ANI HAYATIN MERKEZİNE KOYUP SİNDİRMEYE ÇALIŞAN HER MÜSLÜMAN BİLİR VE ANLAR Kİ TEK TEK BU KİTAPTAN HESABA ÇEKİLECEĞİZ, SÖYLEDİĞİMİZ HER SÖZDEN YAPTIĞIMIZ HER EYLEMDEN SORUMLUYUZ…

    Rabbim tüm insanlık ailesinin fıtratını gözeterek bir NUR göndermiş tüm tutum ve davranışlar kitabımızda en güzel misallerle bize anlatılmış. “HADDİ AŞMAYALIM “diye.

    Rabbinize; boyun bükerek, gizlice/ürpererek yakarın. O, haddi aşanları/azmışları sevmez. ARAF/55

    İzin verirseniz, FATİHA SURESİNİN BEN DE BIRAKTIĞI İZLENİMİ SİZiNLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM. FATİHA SURESİNİN 7 AŞAMALI OMURGAYI DÜZELTEN BİR SURE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. ÇÜNKÜ FAZLA YÜKLE KAMBURLAŞAN OMURGAMIZ dik yürümemizi engeller. oysa HER MÜSLÜMAN DİK YÜRÜMELİDİR… MÜSLÜMAN HÜRDÜR…

    KAMBURLAŞAN OMURGAMIZ DA BİR TEK HAREKETLE HEMEN DÜZELMEZ BİR SÜRECE İHTİYACI VARDIR. İŞTE FATİHA SURESİ BANA “YÜKLERİNDEN KURTUL ŞİMDİYE KADAR EDİNDİĞİN BİLGİ KİRLİLİĞİNİ VE FAZLALIĞINI TERK ET VE YÖNEL GİDECEK BAŞKA YERİN YOK BUNU ŞİMDİ ANLAYAMADIYSAN ÖLDÜKTEN SONRA VE HESAP GÜNÜ HERKES GİBİ MUTLAKA SEN DE ANLAYACAKSIN GEÇ OLMADAN ŞİMDİ DOĞRULMAYA VE DİK YÜRÜMEYE BAŞLA” DEDİ.
    AYRICA FATİHA SURESİ BANA KAVRATTI Kİ;

    “RABBİM BİZİ İRADEMİZLE HAREKETE KATILMAYA DAVET EDİYOR. BİZ İSTESEKTE İSTEMESEKTE RABBİN HUZURUNA GETİRİLECEĞİZ. FITRAT ÜZERİNE YARATILMIŞ HAREKET HALİNDEKİ KAİNATTAKİ YERİMİZİ FITRATIMIZI/POTANSİYELİMİZDE Kİ GÜCÜ KEŞFEDİP HAREKETE KATILMAYA ADAY OLMALIYIZ. RABBİM EMRİMDEKİ RUHLA SENİ DESTEKLERİM DİYOR. ” YÖNEL VE SABRET NAMAZLA, DUAYLA, TEZEKKÜRLE, TEDEBBÜRLE TEFEKKÜRLE…. .

    1 Rahman ve Rahîm Allah`ın adıyla…

    2 Hamt, âlemlerin Rabbi Allah`adır.

    3 Rahman`dır, Rahîm`dir O.

    4 Din gününün Mâlik`i/ sultanıdır O…

    5 Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

    6 Dosdoğru giden yola ilet bizi…

    7 Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlığa/şaşkınlığa saplanmamışların yoluna…

    Yazar : Mürüvvet Çalışkan

  2. Tşk. ederiz, yüreğiniz dert görmesin: Allah ilminizi ve imanınızı arttırsın…

    Yazılarınızı kaleme aldıktan sonra; birkaç kez okuyunuz, bize göndermeden. En küçük imlâ hatası bile olmaması içi lütfen özen gösteriniz. Bu, yazanın okuyucusuna olan saygısından olmazsa olmazlardandır. Türkçe yazılım kurallarına uymalıyız. Bu kendimizi geliştirmemiz için önemlidir.

    Yazmak birşeyler karalamak değildir.

    Yazmak düşünce ve duygularımızı; konuştuğumuz, yazdığımız dilimizi de en güzel şekilde KURALLARINA uyarak ifade edebilme sanatıdır.

    Çalışmalarınızda başarılar dilerim…

    • Değerli uyarılarınız için Teşekkür ederim. Sözlerimiz düşüncelerimizin dışa vurmuş halidir. Sizin de bildiğiniz gibi “Konuşma sanatı başka yazı yazma sanatı başka bir şeydir” Kur’an la tanışmam çok yeni sizler gibi uzun bir geçmişe sahip değilim. Rabbim lütfetti ben de anladıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Fakat düşüncelerimi kaleme alırken yaptığım imla hatalarımı cahilliğime havale ediniz.Düşünceleri kaleme almakta her baba yiğidin harcı değildir. Müslümanlar birbirlerinin açıklarını kapatmalıdırlar.Hem istişare ümmeti olmak böyle bir şey benim yanlış anladığım yada yanlış yaptığım bir eylemimi ikaz etmek her Müslüman kardeşin birbirleri üzerinde ki hakkıdır diye düşünüyorum. Bir Müslüman kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için istemedikçe gerçek vazifesini yapmamış olur.Sizden ricam imla hatalarımı anlayışla karşılamanız dır. Ben “Tükçe” konuşmayı ilk okulda öğrendim. Ve Tükçeye hakim olamamın neticesinde ilk okulda pek parlak bir öğrenci olamadım. Temel sağlam atılamayınca binanın çürük olması kaçınılmazdır.
      Saygılarımla/Allah’a emanet olalım

      • Maşallah subhanallah…

        Merak etmeyin, derdinizi dile getirdiğiniz bu yorumda ve önceki yorumunuzda sizi çok iyi anladım.

        Ve sizde bir gelecek gördüğüm için ilgilenme ihtiyacı duydum. Nasıl başlarsanız öyle gidersiniz, derler bizde… Kavrayışlarınızı dile getirmeniz güzel. Buna çok seviniyorum. Sizin gibi kardeşlere ihtiyaç var. Yazmaya devam edeniz. Ben öyle dedim diye sakın kırılmayınız, sizin inşanıza bir tuğla, bir çimento olarak sadece katkıda bulunmaya çalışan birisi olarak kabul ediniz kıymetli kardeşim.

        Bu konuda çeşitli kitaplar alınız. Türkçe Yazım Klavuzu, İmla Klavuzları vs. piyasada satılmaktadır, bu anlamda kendinizi geliştiriniz. Büyük bir boşluğu dolduracağınızı düşünüyorum…

        Allahım imanınızı kabul buyursun. İlminizi ve imanınızı arttırsın…

        Çalışmalarınızda başarılar dilerim…

  3. Mürüvvet Çalışkan dedi ki:

    Üç yıdır sayın Abdülaziz Bayındır hocanın Kur’an dersi talebesiyim.Süleymaniye vakfında çalışan kardeşlerim bana çok yardımcı olmaktadırlar Allah cc onlardan razı olsun. Aynı zamanda üç yıldır meal yarışmalarına katılmaktayım. Merak buyurmayınız size kırılmış değilim. Cahil cesaretiyle üç yıldır düşüncelerimi herkesle paylaşmak tayım. Asıl olanın şekilcilikten öteye duygunun-düşüncenin samimi bir şekilde karşı tarafla paylaşılması olduğunu düşünürken ” Tavsiyenizi dikkate aldığımı da bilmenizi isterim. ” Bende ki bu açığı telafi etmeye çalışacağımı da ayrıca bilmenizi isterim.
    Allah cc yoluna davet edenlerin yardımcısı ve destekçisidir. Bizi de birbirimiz üzerinden terbiye etmektedir. Buna tüm benliğimle inanmaktayım.
    ALLAH CC. CÜMLEMİZİ DOĞRU YOLDAN AYIRMASIN.

  4. Maşallah; ne güzel bir insana ve ne güzel bir öğreticiye talebesiniz…

    Ben de yaklaşık 1992’den bu yana hem derslere katılıyor ve hem de kıymetli hocamla görüşüyorum… Doğrusu kendimi ONUN İLMİYLE tashih ettim ve etmeye devam ediyorum desem kendime haksızlık etmiş olmam, diye düşünüyorum…

  5. Mürüvvet Çalışkan dedi ki:

    https://www.sadikturkmen.com/sadik-turkmen/ Sayın Bayındırın derslerine katıldığınızı Mealinizi hazırlarken edindiğiniz bakış açısı hakkında kısa bilgi verdiğiniz yazınızdan öğrendim.O gün sitenize tesadüfen ulaşmıştım ve o gün sipariş verdim. Emeğinize sağlık.
    Allah cc. cümlemizi doğru yoldan ayırmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar