Kur’an Cahilliği Üzerine Düşüncelerim

04 Kasım 2016, Çeşitli Görüşlerimiz, Yorum Yok »
cropped-Sadık-Türkmen.jpg

Kur’an Cahilliği Üzerine Düşüncelerim

Kur’an Cahilliği Üzerine Düşüncelerim

Hani son zamanlarda Kur’an Müslümanlığı ya da Kur’an Müslümanları çıktı ya?!

Tabi bu deyimi Kur’an ile birlikte yanında mutlaka bir başka inanış biçimleri olan insanlar uydurdular, biliyorsunuz.

Yalnız Kur’an diyen insanlara karşı bir tepki hareketi olarak?!

Bilindiği üzere: Müslümanlığı bizim için (tabi O’na inananlar için geçerli bu diyeceğim) Rabbimiz olan Allah seçti ve biz de kabullendik. Onun için Müslümanız diyoruz.

Müslümanlık tanmını da elbette ki yalnızca Allah belirler ve bunu da Kur’an’ında beyan etmiştir.

Başka türlü Müslümanlık yoktur.

Şucu müslüman, bucu müslüman diye bir şey yoktur.

Şu mezhepten müslüman, bu mezhepten müslümanlık ta yoktur.

Şu tarikat mensubu müslüman, bu tarikat mensubu müslüman hele hiç yoktur.

YALNIZ MÜSLÜMAN VARDIR: TEK ALLAH’A BAĞLI OLAN VE BAĞLILIĞINI ÖLÜNCEYE KADAR SÜRDÜREN!

Peki yalnız Kur’an demek ne demektir veya yeterli midir? (Lafta olursa elbette yeterli olamaz).

Aslında elbette ki Yalnız Kur’an hayatımıza hakim olmalı ya da hayatımızda hüküm sürmeli.

Sizler de şahit olmuşsunuzdur çeşitli sosyal ortamlarda bu vb. insanları.

Ayetle yatıp ayetle kalkarlar (acaba gerçek öyle mi); fakat hayatlarına, özellerine şöyle bir girip baksanız (ben kendimi de asla dışarıda tutmadan bu özeleştiriyi yaparım) belki de okudukları, yazdıkları, paylaştıkları, savundukları(mız): Kurr’an’dan yüzdeye vurulduğunda %BİRİNİ bile hayatlarına almamışlardır; paylaştıkları ayetleri ve ayetlerin işaret ettiği tutum ve tavrı?!

Maalesef herkes kendi çıkarı doğrultusunda ayetleri yönlendirmekte, karşıdaki insanlara galebe çalmak için kullanmakta ve adeta mermi atar gibi ayetleri karşı tarafa atmaktadırlar?!

Kur’an Cahilliği Üzerine Düşündüklerim: Allah affetsin bizler de gençlik yıllarımızda, yani 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda bunu yaptık ve o dönem bu hareketin başını çeken insanlardık diyebilirim; şimdi ektiğimiz tohumun cezasını bu insanlar bize karşı da aynı tavrı kullanarak acısını çekmekteyiz, üzülüyoruz tabi. Nasıl ki, bir zamanlar bizler de bazıları üzdüğümüz gibi. Dedim ya, gerçekten Allah’tan af diliyorum her zaman.

Allah saldırganlığı önermez, yasaklar: Aksine bizler ayetlerle insanları saldırıyoruz.

Allah yargılamayı önermez, yasaklar: Aksine bizler ayetlerle insanları yargılıyoruz.

Allah gerçekleri ortaya koymamızı öğütler: Aksine bizim bildiğimiz, başkalarının bilmediği gerçekleri onlara karşı silah olarak kullanır ve onları yerin dibine batırırız; eğitip öğretmek ve Rabblerine karşı bir yol tutmalarına vesile olmamız gerekirken?! (Kur’an Cahilliği)

En Güzeli, En İyiyi: En kötü tavır, tutum ve söz ile dile getirmek ne bize bir şey kazandırır ve ne de karşı taraftaki insanı Allah’a giden bir yol tutmasına vesile olur veya oluruz, lütfen bu konuda duyarlı olalım. Özellikle Kur’an diyen insanlar?! Neye davet ettiğinizin bilincinde olarak kendinize çeki düzen veriniz.

Kur’an Müslümanlığını savunuyorsanız: İlim, Bilim, Siyaset, Kültür, Ekonomi’den de haberiniz olsun. Çünkü Kur’an bütün Bilim Dallarını içinde barındırır. Bunlardan habersiz olursanız kendinize ve insanlara zarar verirsiniz. Kişileri değerlendirirken tüm bu yönleri zihninizde tarayarak ona göre değerlendirme yeteneğiniz gelişir. Çünkü kişinin yaptığı bir şeyi siz hata, günah (ve hatta şirk, küfür) olarak görür ve bu durumda kişiye karşı saldırgan olursunuz. İşte bugün adlarının bir yerlerinde İslam geçen terör örgütlerinin çıkış noktası da bu yönde olmuştur ve insanlara kan kusturmaktadırlar. Yazık!

KUR’AN’DA ÇOK ÖNEMLİ İKİ KONU
 
BİRİNCİSİ :
 
Kur’an’ın Alimleri: İlim ehli insanlar, Kur’an üzerine eğitim almış, okumuş İlim Adamları gerektiğinde halka konuşmalı. Belki de bu insanlar gereği gibi konuşmadıkları için meydan bu insanlara (bizlere) kaldı diye düşünüyorum.
 
Şükürler olsun ki, son yıllarda bu durum değişti. Cesaretle artık ortaya çıkıp KUR’AN ÜZERİNE konuşan ve düşüncelerini açıklayan Ehil İlim Ardamlarımız (Prof’larımız) çıktı.
 
Bunlardan bazıları: Prof. Abdulaziz Bayındır, Prof. Mehmet Okuyan vb. insanları sayabiliriz.
 
İKİNCİSİ :
 
Kur’an’ı Tebliğ Edenler: Bu ikinci konu çok önemli bence. İşte burada insanlar/bizler haddi aşıyoruz diye düşünüyorum.
 
Kur’an Meali okuyan herkes kendini EHİL sanıyor ve her yerde konuşuyor, yazıyor vs.
 
TEBLİĞ ne demektir?
 
Tebliğ: Bir şeyi olduğu gibi insanlara iletmektir!
 
Yorum yapmadan.
 
Düşüncelerini (yorumlarını) herkes kendine saklayacak.
 
Ben buna: BİLGİ PAYLAŞIMI, diyorum. Bana göre en güzeli bilgiyi paylaşmak, yorumsuz. Kişi o bilgiden (ayetlerden) üzerine düşeni kendi çıkarmalı.
Kur’an Cahilliği ancak kişi kendi anladığını yaşarak önlenir, başkasına ihtiyaç duymadan?!
 
Kur’an ve Ayetlerini herkes anladığı dilde okusun diyecek ve kişi kendi anladığı şekilde anladığını yaşayacak.
 
Çünkü kendi hesabını Allah’a kendisi verecek.
 
Ben bir başkasının Kur’an’dan anladığını anlamak ve yaşamak zorunda değilim ve zorunda kalmamalıyım.
 
Bu çok tehlikeli ve sakıncalıdır.
 
İşte en önemli sorun burada yatmakta.
 
Ayetleri paylaş, anlat; sorun yok. Ne anladığını kişiye bırak. Eğer gerçekten bu meseleleri dert ediniyorsa: Allah ona en doğruya yakın olan anlayışı ikram edecektir, böyle düşünmekte fayda var.

Kur’an Cahilliği için Rabbimden; kendim ve inananlar için af ve bağışlanma dilerim.

Sadık TÜRKMEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar