Hevasını İlah edineni nasıl tanırsınız?

15 Mayıs 2011, Kur'an Çalışmalarımız, Yorum Yok »

~ Hevasını İLAH/TANRI edinen kimseyi gözünüzde canlandırdınız mı?
Oyle birine rastladığınızda nasıl tanırsınız?!..


Bir insan “Kur’an Kur’an” dediği halde; AKLINI/HEVASINI Allah’tan başka nasıl İLAH edinir? Yani AKLININ, HEVASININ PEŞİNE TAKILIR?!..

Hevasını ilan edinen biri aslında sadece kendi uydurduğu ZANNINA/TEORİSİNE uyuyor demektir!.. Bunların delilden bir şeyleri de yoktur… Atar tutarlar… Onlar sadece uydururlar… Onları tanımak çok kolaydır ama her söyledikleri DİNDENMİŞ GİBİ göstermeye bayılırlar… Artık bugün ADLARI MÜSLÜMAN OLAN EHL-İ KİTAP’tan insanlar da, yani KUR’AN SAHİPLERİ/KUR’AN’A TABİ OLDUKLARINI, İNANDIKLARINI iddia edenler de bunu yapıyor…

 

İyiliği sonsuz, İkramı bol Allah’ın adıyla

78. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki,
Kitap’tan olmadığı halde Kitap’tan sanasınız diye
(okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler
ve; “Bu, Allah katındandır” derler.
Halbuki o Allah katından değildir.
Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

36. KENDİLERİNE kitap verdiğimiz kimseler,
sana indirilen Kur’an ile sevinirler.
Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan
onun bir kısmını inkar edenler de vardır.
De ki:
“Ben ancak Allah’a kul olmak
ve
O’na aracı/ortak edinmemekle emrolundum.
Ben yalnız O’na çağırıyorum
ve
dönüşüm de yalnız O’nun huzurunadır.”
37. Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik.
Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen,
onların heva (hak, hukuk tanımayan arzularına)
ve
heveslerine uyarsan,
Allah tarafından senin için ne bir dost vardır,
ne de bir koruyucu. [RAD SURESİ’nden]

172.RABBİN,
Ademoğulları(ve kızları)nın sırtlarından zürriyetlerini alır
ve
onları kendi nefislerine karşı şahit tutar;
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”(der).
Onların;
”Evet, biz buna şahidiz” sözleri genlerine yazılmıştır.
(Böylece); “Kıyamet günü biz bundan habersizdik” diyemezler.
173.Veya:
“Daha önce atalarımız da şirk koşmuştu
ve
biz onların ardından gelen bir nesiliz.
Sistemi yanlış kuranların yaptıkları yüzünden,
bizi helâk mı edeceksin” diyemesinler diye (yazılmıştır).
174. İşte Biz,
ayetleri böyle uzun uzun açıklarız, umulur ki dönerler.

175.ONLARA, şu kimsenin haberini de oku/anlat:
Kendisine ayetlerimizi vermiştik, onlardan sıyrılıp çıktı.
Şeytanın peşine takıldı nihayet azgınlardan oluverdi.
176.Hak eden/lâyık olsaydı, bunlarla onu yükseltirdik.
Fakat o, yere saplandı ve ihtirasının/hevasının peşine takıldı.
Onun hali, köpeğin hali gibidir;
üstüne varsan da dilini sarkıtıp solur,
onu terkedip kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur.
İşte, ayetlerimizi yalan sayan topluluğun durumu böyledir.
Bu kıssayı anlat, belki düşünüp öğüt alırlar!
177.Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misali ne kötüdür!
Nefislerine zulmediyorlar.
178.Allah kime (Hz. Muhammed gibi elçi seçerek) yol gösterirse,
hidayete eren işte odur!
Ve kimi,
(hidayete/rehbere -Kur’an’a- uymayıp düzelmek istemediği için),
sapıklığında bırakırsa,
işte hüsrana uğrayanların kendileri onlardır.
179.Hiç kuşkusuz; cin
ve
insanın suçlularından birçoğunu (hakedenleri) cehenneme atarız.
Kalpleri (akılları) vardır ama onunla ince
ve
derin düşünmüyorlar.
Gözleri vardır ama onlarla görmüyorlar,
kulakları vardır ama onlarla işitmiyorlar.
İşte onlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar.
İşte onlar gafillerdir.

180.EN GÜZEL İSİMLER Allah’ındır.
Öyleyse, O’na bunlarla dua edin/O’nu bunlarla anın!
O’nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları terkedin!
Onlar yaptıkları şeylerin cezasını çekeceklerdir.

181.YARATTIKLARIMIZDAN,
gerçeğe ileten bir toplum vardır,
onunla (gerçek ile/Kur’an ile) adaleti uygularlar. [ARAF SURESİ’nden]

26. “Ey Davud!
Biz seni yeryüzünde yönetici kıldık.
Öyleyse, insanlar arasında hak ile/adalet ile hükmet
ve
keyfe/hevaya uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.”
Şüphe yok ki Allah’ın yolundan sapanlara ise,
hesap gününü umursamadıklarından dolayı,
şiddetli bir azap vardır. [SAD SURESİ’nden]

66. İYİ BİLİN Kİ; göklerdeki
ve
yeryüzündeki kimseler kesinlikle Allah’ındır.
Allah’tan başkasına yalvaran kimseler,
gerçekte o ortaklara tâbi olmuyorlar.
Onlar sadece zanna/teorilerine/hevalarına tâbi oluyorlar.
Ve onlar, sadece saçmalıyor/yalan uyduruyorlar!
67. Kendisinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi yapan O’dur.
Ve gündüzü de aydınlık olarak var eden O’dur.
Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. [YUNUS SURESİ’nden]

15. İŞTE bunun için sen davet et
ve
emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et!
Onların hevalarına/boş arzularına/isteklerine uyma!
De ki: “Allah’ın indirdiği/gönderdiği her kitaba inandım!
Aranızda adaleti sağlamakla emrolundum!
Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir.
Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size.
Sizinle aramızda bir çekişme/didişme/benlik davası yok!
Allah hepimizi bir araya toplayacaktır
ve
dönüş O’nun katınadır.” [ŞURA SURESİ’nden]

16. DOĞRUSU BİZ;
İsrailoğulları’na kitap, hüküm/bilgelik
ve
nübüvvet/peygamberlik verdik.
Onları temiz şeylerden rızıklandırdık.
Onları diğer toplumlardan kabiliyetli kıldık.
17. Ve onlara dinlerinde/işlerinde açık deliller verdik.
Ancak onlara ilim geldikten sonra,
aralarındaki ihtiras/çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.
Şüphesiz Rabbin; kıyamet günü aralarında,
ihtilâf ettikleri şeyler hakkında hüküm/karar verecektir.
18. Sonra seni de emirlerimiz bulunan bir yol üzere kıldık.
Öyleyse sen ona (Kur’an’a) uy!
Bilmeyenlerin hevalarına/tutkularına uyma!
19. Çünkü onlar,
Allah’tan gelecek olan hiçbir şeyi senden savamazlar.
Gerçekten zalimler birbirlerinin evliyası/dostlarıdırlar.
Allah da korunup sakınanların velisi/dostudur.
20. Bu (Kur’an ayetleri) insanlar için;
basiretlerdir (söylediği sözün, yapacağı davranışın
ileride kendisine neye mal olacağını,
sözü söylemeden, davranışı yapmadan önce düşündürendir).
Kesin inananlar için bir yol gösterici ve rahmettir.
21. Yoksa kötülükleri işleyip duranlar kendilerini; iman edenler
ve
salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapanlar ile,
hayatlarında ve ölümlerinde eşit tutacağımızı mı sandılar?
Ne kötü hüküm veriyorlar! [CASİYE SURESİ’nden]

18. ALLAH; adaleti ayakta tutarak,
kendinden başka İlah olmadığına şahitlik etti.
Melekler ve ilim sahipleri de (şahitlik ettiler).
O’ndan başka İlah yoktur.
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
19. Şüphesiz Allah katında (yegane/tek) din İslam’dır.
Kitap verilmiş olanlar,
kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki ihtiras
ve
aşırılık yüzünden ayrılığa/ihtilafa düştüler.
Kim Allah’ın ayetlerini inkar ederse,
bilsin ki, Allah hesabı çok çabuk görendir
20. Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki:
“Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü
Allah’a teslim ettim.”
Kendilerine kitap verilenlere
ve
(kitap verilmeyen/kitap nedir bilmeyen) ümmilere de ki:
“Siz de İslam’ı kabul ettiniz mi?”
Eğer İslam’a girerlerse hidayete (huzura) ermiş olurlar.
Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak duyurmaktır.
Allah kullarını hakkıyla görendir. [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

Allah bize bizden öncekilerin yollarını göstermek istiyor.

Peygamberler birbirlerini tamamlayanlardır…

Biz inananlardan önce de inananlar vardı… Yani BİZİM GİBİ İNANAN İNSANLAR…

Hemen AKLIMIZA bir şey geldiyse; BUNU YALNIZ SİZ veya BİZ AKLETMİŞ DEĞİLİZ…

İşte BEN AKLETTİM, ilk kez BEN DÜŞÜNDÜM dediğinizde AKLINIZI İLAH/TANRI EDİNMİŞ OLURSUNUZ…

Sonra da HEVANIZIN PEŞİNE TAKILIRSINIZ…

Bismillah

26. ALLAH size (hükümlerini) açıklamak,
size sizden öncekilerin yollarını göstermek
ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor.
Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. [NİSA SURESİ’nden]

AKIL NİMETİNİ, ANCAK KUR’AN’I ANLAYIP ÖZÜMSEMEDE KULLANMAK GEREKLİDİR.
Yani bu şu demektir bir anlamda; AKLI Kur’an’ın hizmetine sunmaktır…

Bismillah

1. Elif, Lâm, Ra.
BUNLAR, apaçık kitabın ayetleridir.
2. Biz onu Arapça (anladığınız dilde) bir Kur’an olarak indirdik.
Ki aklınızı kullanarak belki onu kavrayıp özümlersiniz, diye.
3. Gerçekten Biz sana kıssaların/olayların en güzelini anlatıyoruz,
bu Kur’an’ı sana vahyetmemizle!..
Oysa sen bundan önce (vahiy nedir) bilmeyenlerden idin! [YUSUF SURESİ’nden]

10. (EY İNSANLAR!) Gerçek şu ki;
size içinde öğüdünüz bulunan bir kitap indirdik.
Hâlâ aklınızı kullanarak inanmıyor musunuz? [ENBİYA SURESİ’nden]

29. ÖYLEYSE, sen öğüt ver!
Çünkü sen Rabbinin nimeti (vahiy/Kur’an) sayesinde,
ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun!
30. Yoksa:
“O, felâket zamanını gözlediğimiz bir şairdir” mi diyorlar?
31. De ki: “Gözleyin…
Şüphesiz ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim.”
32. Yoksa bunu, akılları mı emrediyor?
Veyahutta onlar azgın bir kavim midirler?
33. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar.
34. Eğer iddialarında doğru iseler,
haydi onun benzeri bir söz/söylem üretsinler/getirsinler. [TUR SURESİ’nden]

20. EY İMAN EDENLER! Allah’a ve Resulüne itaat edin
ve
(Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.
21. İşitmedikleri halde; “İşittik” diyenler gibi de olmayın.
22. Şüphesiz,
yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü,
akıllarını kullanmayıp (gerçekleri) duymak istemeyenler,
(hakikatleri) söylemek istemeyenlerdir.
23. Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi,
elbette onların işitmelerine yardım ederdi.
Onlarda yöneliş olmadığı için işitseler bile,
mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.
24. Ey iman edenler!
Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah’ın
ve
Resulü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah,
kişinin kalbinden/aklından geçeni bilir.
Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.
25. İçinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan
bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.
26. O vakit hatırlayın ki, siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz;
insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.
Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi
ve
sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.

27. EY İMAN EDENLER!
Allah’a
ve
Resulüne hainlik etmeyin.
Bile bile kendi emanetlerinize de hainlik etmeyin.
28. Bilin ki mallarınız
ve
çocuklarınız açığa çıkar(ıl)ma aracı(nız)dır.
Allah katında ise büyük bir ödül vardır.

29. EY İMAN EDENLER!
Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız;
O size, iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış(ı/furkanı) verir
ve
sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar.
Allah, büyük lütuf sahibidir.
30. HANİ kafirler seni tutuklamak veya öldürmek
ya da
(Mekke’den) çıkarmak için bir plan yapıyorlardı.
Onların bir planı varsa Allah’ın da bir planı vardı.
Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.

31. ONLARA karşı ayetlerimiz okunduğu zaman;
“Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz.
Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.
Hani onlar; “Ey Allahım, eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş
hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır
veya
bize çok acıklı bir azap getir” demişlerdi.
33. Oysa sen onların içinde (yaşıyor) iken,
Allah onlara (toplu yokediş/helak ile) azap edecek değildi.
Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.
34. Onlar Mescid-i Haram’dan (müminleri) alıkoyarken
ve
oranın bakımına ehil de değillerken,
Allah onlara ne diye azap etmesin?
Oranın bakımına ehil olanlar
ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Fakat onların birçoğu bilmiyor.
35. Onların (müşriklerin),
Kabe’nin yanında kıldıkları namazları (ibadetleri/duaları)
ıslık çalıp el çırpmak gibi bir şeydir.
Öyle ise (ey müşrikler),
inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. [ENFAL SURESİ’nden]

[*] Meal Kaynağı: “İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri, İki Cilt Birarada Orta Boy; Yayına Hazırlayan ve Editör: Sadık TÜRKMEN, Birinci Baskı, İstanbul 2010.

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar