Okumanız şiddetle tavsiyemdir: GÜNLÜK’ten (Andre Gide)

28 Nisan 2011, Elektronik Günlük, Yorum Yok »

 

Bir zamanlar severek okuduğum Andre Gide’nin günlüğünden. Ben onun iman ehli biri olduğunu düşünüyorum. Müthiş bir Allah inancı/kavrayışı vardır.

 

10 Kasım 1890

Henüz beceriksizim, yalnız istediğim zaman beceriksiz olabilmekliğim gerekir.

Susmayı öğrenmeliyim.

 

10 Haziran 1891

İnsan yalnız tek bir şey istemeli ve durmadan hep onu istemeli. O zaman onu, elde edeceğimizden emin olabiliriz. Fakat ben her şeyi birden istiyorum; böylece hiçbir şey elde edemiyorum. Bir isteğimin peşinden koşarken her zaman ama çok geç, istediklerimden başka birini elde etmiş olduğumu keşfederim.

(Ahlak ve Sanatta) hiçbir uzlaşmaya razı olmamak, başkalarıyla görüşmek benim için belki de çok tehlikelidir; onların hoşuna gitmek için içimde her vakit şiddetli bir arzu duyarım; bana belki yalnızlık lazım. Bunu açıkça kabul etmeliyim: Bugün ne isem; bunu yalnızlıkla, huysuzlukla geçen çocukluğum yaptı.

 

1 Ağustos 1891

Zihnim, önce var olmak ve sonra görünmek mi, yoksa, her şeyden önce görünmek, sonra da, göründüğümüz gibi olmak mı gerektiğini kestirebilmek için, kendi kendine, bir tartışmaya girişmiştir. (Bu ikincisi, taksitle eşya satın aldıktan sonra, borçlarını karşılayamayacak parayı bulmak sıkıntısına düşenlere benzer; daha olmadan görünmek istemek sevdası, dış aleme borçlanmak demektir.)

 

29 Aralık 1891

Tanrım, gene sana geliyorum; çünkü öyle sanıyorum ki, seni tanımanın dışında ne varsa hepsi boştur, manasızdır. Nurlu yollarında bana rehber ol! Dolambaçlı yollardan gittim ve sahte varlıklarla zenginleştiğimi sandım. Tanrım, acı bana; tek gerçek varlık senin verdiğin varlıktır. Zengin olmak isterken fakir düştüm. Bütün bu didinmelerden sonra kendimi en fakir buldum. Geçmişteki günleri hatırlıyorum, dualarımı hatırlıyorum. Tanrım! Eskiden olduğu gibi, beni ışıklı yollarına götür. Tanrım, beni kötülüklerden koru! Ruhum tekrar övünebilsin; ruhum bayağılaşmak üzere idi; n’olur, o geçmiş günlerin savaşı, dualarım boşa gitmiş olmasın…

Başkalarının inandığını görerek, ciddi sandığım ve arkasından koştuğum geçici ve manasız şeyler yüzünden gerçek varlıkları kaybettim. Gerçek varlıkları yeniden ele geçirmek lazım. “Sende olanı sıkı tut…” Gerçi bütün bunları hep biliyordum.

 

30 Aralık 1891

İnsan, ancak Tanrı’dan uzak kalınca tasalanır ve yalnız O’nda huzura kavuşur; çünkü “O” hiç değişmeyendir.

Yalnız Tanrı’yı arzulamak gerekir; çünkü isteklerimiz daha tatmin olmadan önce her şey geçip gidecektir; veya onları artık istemediğimiz vakit, onlar (isteklerimiz) yine baki kalacaktır.

Bu sahte zenginlikler bizi yanıltmaktadır; fakirliğimizi görmediğimiz için Tanrı’yı aramaz oluruz. Bu sahte zenginlikler çok olduğu için insan kendini zengin sanır; onlardan elimizde o kadar çok var ki, sayılamayacak kadar çok… İnsanı zengin yapan tek bir varlıktır; O da Tanrı’dır. Ve bu varlık bir tane olduğu için, ona sahip olduğumuzu veya olmadığımızı pekala biliriz. O’nu saymak kolaydır; BİR TANE’dir… İnsanı ihya eder ve bu sebeple huzura kavuşturur. Ah Tanrım, yalnız seninle baş başa kalacağım saat ne zaman gelecektir?

 

3 Ocak 1892

Tanrım, yalnız tek bir şey istemeyi ve durmadan onu istemeyi bana ilham et!..

İnsanın hayatı, insanın hayalidir. Ölüm saati gelince, kendimizi, geçmişte aksetmiş göreceğiz ve yaptıklarımızın aynasına eğildiğimiz zaman, ruhlarımız ne olduğumuzu tanıyacaktır. Bütün ömrümüz kendi kendimizin silinmez bir portresini çizmekle geçer. İşin korkunç tarafı bunu bilmediğimizdir. Kendimizi güzelleştirmeyi hiç düşünmeyiz. Bunu ancak kendimizden bahsederken hatırlarız; kendimizi överiz; fakat o müthiş portremiz sonunda, bizden yana olmayacaktır. Hayatımızı anlatırız ve kendimize yalan söyleriz; fakat hayatımız yalan söylemeyecektir; o; Tanrı’nın huzuruna her zamanki haliyle çıkacak olan ruhumuzu hikaye edecektir.

Şimdi (sanatçının) samimiliği hakkında tersine çevrilmiş olarak şunu söyleyebileceğimizi seziyorum:

Sanatçı hayatını yaşadığı gibi anlatmamalı, ama sonraları anlatacağı tarzda yaşamalı!.. Başka bir deyimle: Hayatı ne ise portresi de öyle olacağına göre dilediği ideal portreye uymalıdır; kısacası, kendini nasıl görmek istiyorsa öyle olmalıdır!..

 

(Teşekkürler Andre, teşekkürler…)

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir