Dua/Yakarış

03 Haziran 2011, Dua, Biz ve İç Konuşmalar, Yorum Yok »

DUA/YAKARIŞ


«77. (İNANANLARA) de ki:
“Duanız (kendinizi aciz görerek O’ndan istemeniz) olmasa,
Rabbim size ne diye değer versin?”» [FURKAN SURESİ’nden]

 

Ben Rabbimden mağfiret diliyorum. Bağışlanmamı diliyorum. Kur’an bütünlüğü içinde Senden, Senin istediğin kelimelerle mağfiret diliyorum. Bu KİTAP dışında yaptığım bütün geçmiş düşünce ve davranışlardan TÖVBE ETTİM. Affet! Bu kitapta bilmeyerek yaptığım hataları affet!.. Hatalarımı ikaz edecek, gösterecek, uyaracak İYİ KULLARINI benimle tanıştır, karşılaştır Rabbim!.. Ben doğru yolu arıyorum, rızanı arıyorum. Çok hatalar yaptım. Beni bağışla!.. Affet! Geçmişimi sil!.. İman ettim. Ecel değişmez. Bu kitapla katında makbul bir amel işlemiş isem, bu amelimin yüzü suyu hürmetine beni ve tüm inananları bağışla! Beni görüyorsun, duyuyorsun… Mağfiretini diliyorum… şüphesiz Sen affını isteyenleri, yoluna yönelenleri affedensin, bağışlayansın!.. Affet, bağışla beni Ey Rabbim!..

Ey İnsanlar! Ümitsiz olmayınız!.. Ümidinizi kesmeyiniz!.. Ne kadar büyük suçlar, günahlar işlemiş olursanız olun, tövbe ediniz. Allah’ın mağfiretini dileyiniz… Dua etmekten, af ve bağışlanma dilemekten asla geri durmayınız!..

Ey İnsanlar! Bu kitapta şirk, küfür vb. birşeyler yazmış isem beni uyarınız!.. Bu sizin üzerinize düşen büyük bir görev ve sorumluluktur!..

Helali haram, haramı helal diye yazmış isem beni uyarınız!.. Beni uyarmanız bana yapacağınız en büyük iyiliktir!.. Beni yazdıklarımla kontrol ediniz.

Ey İnsanlar! Kimin hakkını yemiş isem, gelsin istesin, benden alsın!.. Unutarak, yanılarak veya imkânsızlıklar içindeyken borcumu ödeyemediğim -hakkı olan/hak iddia eden- kim varsa, bu davetim/duyurum, ricam üzere lütfen beni bulsun, bana gelsin, az olsun, çok olsun çekinmesin gelsin istesin! Veya haklarını gıyabımda helâl ettiklerini Allah’a iletsin. Dua etsin benim için ve tüm borçları olup da imkânsızlıktan dolayı ödeyemeyenler için!.. Yüce Allahım herkese, borcunu eda ederek, kendi huzuruna varmayı nasip etsin!..

Ey İnsanlar! Hakkımı sizlere helâl ediyorum, siz de helâl ediniz!..

Ey İnsanlar! Kur’an’ı; orijinal, meal, çeviri ve yazdığımız kaynaklardan okuyunuz. Gelecekte bunların arasına da birşeyler katmak isteyenler çıkabilir. Uyanık olunuz! Kitaplara sahip çıkınız… Onun için bu gibi tehlikelerden sebep bizim hazırladığımız Meali hiçbir şekilde Telifini kimseye vermiyoruz. Elektronik ortamda yayınlamıyoruz. Ölüm bize gelinceye kadar bu şekilde inşallah Bizim Meal’in bozulmaması için üzerinde titreyeceğiz. Biz öldükten sonra da Çocuklarımız ve Torunlarımızdan inşallah sahip çıkanlar bu şekliyle, yani Mealimizde herhangi bir bozulmaya yer vermeden yürütmelerini Cenab-ı Allah’tan dua ederim.

Ey İnsanlar! Yazarak çalışınız. Okuduğunuz değil, ne anladığınız önemlidir!..

Ne anladığınız ise yazılarınız incelenerek kontrol edilebilir, birbirinizi kontrol ediniz/birbirimizi kontrol edelim; müminlik/velilik görevimizi yapalım. Müminler olarak: Birbirinin ellerini yıkayanlardan/yıkayanlar gibi olalım!..

Ey İnsanlar! İnsanlara değil Allah’a, Allah’ın Kitabı’na (Kur’an-ı Kerim’e) bağlanınız. Bağlanılması gereken en güzel ve en sağlam kulp/ip yalnız Allah’ın Kitabı’dır!.. Allah’ın Kitabını ve Resulüne öğrettiği metodu takip ediniz! Böylece, Kur’an kelimelerinin manasını tahrif edenleri göreceksiniz/tanıyacaksınız.

Umulur ki Allah; Kur’an’a saygı gösterenleri, saygının gereği olarak samimiyetle, yalnız ve yalnız Allah’a bağlananları, Allah’ın insanlara büyük nimeti olan zihnini kullananları, Allah’ın hitabı (kelamı) olan Kur’an’ı dinleyip, okuyup soyut terimlerini tahrif etmeyenleri, çelişkili (şirk) düşüncelere inan-mayanları, gerçeği dolaylı veya dolaysız olarak gizleyip küfretmeyenleri, Allah’ın emirlerini tatbik etmeye, nehiylerini terk etmeye gücü yettiği kadar içtenlikle gayret gösterenleri, affedecektir!..

 

«Ey Rabbim!

Ve Ey Hz. Ömer’in de Rabbi! O ki undan helva yapıp önüne koyuyor ve ona tanrım diyerek tapınıyor/ibadet ediyordu ve acıktığı zaman da tanrı(!)sını yiyordu… O ki; canından bir parçası olan kız evladını diri diri toprağa gömdü. Hayatının çok önemli bu iki olayı aklına geldiğinde; birine gülüyor, diğerine ağlıyordu!.. Ve o Ömer ki, Senin Peygamberini öldürmek için yola çıkmıştı. Sen ki o da istediği için onu bağışladın ve hidayete/dosdoğru yoluna ilettin; Hazret-i Ömer olarak, ta kıyamete kadar tüm inananların belleğinde onun şanını yücelttin. Peygamberinin Ümmetinin başına geçirip ‘Yönetici’ yaptın?!.. Onu bağışlayarak, ona merhamet ederek!.. Senden, ben de merhamet dileniyorum; bunca günahıma rağmen, çünkü başka af dileyeceğim, sığınabileceğim; affedebilecek, bağışlayabilecek bir güç yok, bunu biliyorum; ancak Senden merhamet dilenilir; Sen ki, merhamet edenlerin en hayırlısısın!..

Hz. Musa ki; kavminden birine bir yumruk attı ve onu öldürdü!.. Sen ki, onu bağışladın ve onu kendine Nebi seçtin, Peygamber yaptın ve İsrailoğullarına önder yaptın; beni de bağışla Ey Rabbim! Ve beni nefsimle başbaşa bırakma! Çünkü (ben nefsime, kendime şahidim, kendimi biliyorum, nefsimin bana neler fısıldadığını biliyorum) ey Rabbim, nefsim bana daima kötülüğü emrediyor, güç yetiremiyorum; eğer Sen de bana yardım etmezsen ben ne yaparım! Bana acı! Bana merhamet! Ben Sana yöneldim, kabul et! Ve beni kendime, nefsime, aileme, ehlime önder yap!.. Ve benim soyumdan/neslimden -kız ve erkek evlatlarımdan dünyaya gelecek torunlarımı da- SANA YÖNELENLER yap!..»

Amin: Duaları kabul ederek cevap veren/verecek olan Tek Güç Sensin, Sen!..

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar