Biz: “SÜNNET” derken!..

26 Ocak 2012, Ayetlerle Düşünmek, Çeşitli Görüşlerimiz, Yorum Yok »

Biz: “SÜNNET” derken!..

~ «Hz. Peygamber’in;
Kur’an ve Kur’an Ayetleri’ni,
Anlama ve Uygulaması olarak anlıyoruz.» [ST]

 

Kur’an’da ASLI olmayan hiçbir şey;
ne söz olarak
ve
ne de bir uygulama olarak,
Peygamber (sav)’in;
Kur’an’ı anlama,
uygulama
ve
yaşama metdo/sistemi olan Sünnet’inde,
kesinlikle yer almamıştır,
alması da mümkün olmamıştır!..

Ama bugün maalesef adına o kadar çok şey uydurulmuştur ki?!..
Dikkatli olmak lâzımdır…

 

 Çünkü Allah; 

«44. EĞER o (elçilik yaparken/ayetlerimizi ulaştırırken),
Bize karşı bazı sözler isnat etmiş/uydurmuş olsaydı;
45. elbette onun bütün gücünü alırdık.
46. Sonra onun şah damarını elbette keserdik!
47. Sizden hiçbiriniz de buna engel olamazdı.» [HAKKA SURESİ’nden]

 

BURADA SÜNNET DÜŞMANLARININ;
KULLANMAYA ÇALIŞTIĞI “HADİSLERE” BİR GÖNDERME YOKTUR!

Allah; kendi ayetlerini ulaştırırken AYETLERE BİRŞEY KATARSAN uyarısında bulunmaktadır.

Bu ve benzeri ayetlerle aslında Rasûl’den sonra ta kıyamete kadar gelip geçecek Müminlere bir gönderme/işâret vardır: “Allah’ın ayetlerini tebliğ ederken sakın birşeyler katmayın!..”

Veya başka bir ayette de Ayetleri ulaştırmazsan/tebliğ etmezsen, ifadesi vardır.

Burada da yine Mümin kullarına: “Eğer Kur’an’ı ve Kur’an ayetlerini olduğu gibi insanlara ulaştırmazsanız, Müminlik görevinizi gereği gibi yerine getirmemiş olursunuz” buyurmaktadır. Ayetlerin İŞARİ MANÂSINI da gözönünde bulundurarak okumakta fayda vardır.  Herkes mi bunu yapmakla mükelleftir, hayır; gücü olanlar, ilim tedris edenler… Bunun dışında herkes te gücü nispetinde sorumludur, diye düşünüyoruz.

 

Allah’ın adıyla

«67. EY RASÛL/ELÇİ!
Rabbinden sana indirileni tebliğ et.
Eğer bunu yapmazsan,
O’nun verdiği Elçilik görevini,
yerine getirmemiş olursun.
Allah seni insanlardan korur.
Şüphesiz Allah,
kâfirler (gerçekleri anladığı halde gizleyenler) topluluğuna
kalp huzuru vermeyecektir.» [MAİDE SURESİ’nden]

Kur’an dışındaki sözlerini ise şöyle anlamak lâzım; aynen bizim gibi, yani bir insan gibi Kur’an’ı anlamak adına ve yaşamına uygulamak adına sarfettiği sözlerdir ve bizim için (onun adına uydurulmuş hadisler/sözler müstesna) elbette önemlidir.

Yani bizim Kur’an’ı birilerine anlatırken söylediğimiz onca sözün yanında düşünecek olursak; onun da söylediği sözler olmuştur elbette…

Ancak bazı insanlar enteresandır; hem hadisleri toptan reddederler ve hem de yine hadislerle hadislerin reddine delil gösterirler.

Mesela; Peygamber Hadislerin (yani Kur’an’ın dışında söylediği sözlerin) yazılmasını yasaklamıştır, derler. Eee, bunu nereden öğrendiniz; yine hadislerden?!..

Tamam yasaklamıştır ama neden yasaklamıştır: Çünkü, halk henüz tam manasıyla iman etmedikleri için; Allah’ın sözü (ayetler) ile Peygamber’in sözünü karıştırıyorlardı.

Bugün de aynı şeyler yapılmaktadır.

Kur’an’ı tam anlamıyla bilmeyen birileri; Peygamber’in sözlerini Ayet diye bazen naklederler. Bunu hacılar da yapar, hocalar da!..

Aynı şekilde Mezhep İmamlarının, Hadis İmamlarının sözlerini bazen de Peygamber’in sözü gibi naklederler.

Bazen de Mevlana’nın sözünü Ayet veya Peygamber’in sözü gibi…

Onun için bir süre Peygamber, kendi sözlerinin yazılmasını, kayda geçirilmesini durdurmuştur. Ancak daha sonra izin verdiği kayıtları vardır ve Fakihlerin çok işine yaramıştır ve yaramaktadır…

 

HER MÜSLÜMAN ASL’I (KUR’AN’I) ANLAMAK VE HAYATINA UYGULAMAKLA MÜKELLEFTİR.

USÛL’DEN DE BİLGİ SAHİBİ OLMALIDIR.

USÛL: BİR METOD, BİR YÖNTEMDİR.

ONUN ADI DA SÜNNET OLARAK TESPİT EDİLMİŞTİR.

DOLAYISIYLA BİZ SÜNNET’İ: KUR’AN’I ANLAMA VE UYGULAMA METODU OLARAK SUNUYORUZ…

// 04- ASIL

Peygamberimiz kırk yaşına kadar, İbrahim Aleyhi Selâm’dan
miras olarak kalan, Allah’a şirksiz inanma, namaz, oruç, hac,
zekat, teharet ibadetlerini yapıyor; haramlardan, suçlardan
uzak bir hayat sürüyor, gücü elverdiğince ihtiyaçlarını temin,
problemleri çözmek ve araştırmalar yapmakla uğraşıyordu. Kırk
yaşında Alak Sûresi’nin ilk beş ayeti Allah katından, Melek
Cebrail ile indirildi. Böylece Asıl (yol gösterici, rehber, doğru yol,
hidâyet klavuzu) Peygamberimize indirildi. Kırk yaşından vefatına
kadar, Peygamberimizin hayatına iniş sırasına göre ayetler
yol gösterdi.

05- USÛL/METOD/YÖNTEM

Allah (cc) Kur’an’ı, Peygamberimize bir metod dahilinde
öğretti. Peygamberimize Asıl (Kur’an) toptan öğretilmedi. Yavaş
yavaş öğretildi. 23 senelik bir süreç içerisinde öğretildi. Öğrenmek
sadece okumak değildir. Öğrenmek; işitmek, okumak,
anlatmak ve gereklerini yerine getirmektir.

Bir insan kırk yaşında arapça öğrenmeye başlasa. Önce bir
Sûreyi öğrense. Sûrenin gereklerini yerine getirse, anlatsa, bu
işlemi Sûrelerin iniş sırasına göre yapsa, en kolay yoldan azami
yirmi üç senede bütün Sûrelerin arapçasını öğrenebilir.
Bir insan Arapçasından veya Çevirisi’nden Kur’an’ı bir ayda
okuyarak bitirebilir. Kişi isterse Arap olsun. En mükemmel
Arapça bilsin. En mükemmel arapça bilen kişi Kur’an’ı öğren-
miş değildir. Kur’an’ı Peygamberimizin hayatını örnek alarak
okuyan, anlatan, gereklerini yerine getiren, açıkça belirtilmeyen
konularda içtihatlar yapan ve böylece Peygamberimizin 23 senelik
hayatını örnek alarak yaşayan ve başarılı olan kişi öğrenmiş
demektir. Eğer başarısız olmuşsa, gereği gibi anlamamış, gereği
gibi uygulama yapmamış demektir.

Kur’an; kişileri, toplumları başarıya götüren bir yol haritasıdır.
Kişiler ve Toplumlar başarılı olamıyor ise, bu
Kur’an’ın başarıya götüren yol haritası olmadığını göstermez.
Kişilerin haritaya gereği gibi riayet etmediğini gösterir.
Kişi kendini suçlayacağı yerde; “Efendim başarmak benim
elimde değildir” gibi mazeretler ileri sürüyor. Elbette senin
elinde değil. Lâkin sen Allah’ın kitabına gereği gibi riayet edersen,
Allah’ın sana yardım edeceğini vadetmesini neden unutuyorsun?
Sen Allah’ın kitabına gereği gibi riayet etmezsen elbette
Allah sana yardım etmeyecektir. Başımıza gelen musibetler
kendi yaptığımız yanlış işler yüzündendir.

Bir kişi hiç arapça bilmiyor olsa dahi, bugün başlasa, 23
sene içerisinde Kur’an’ı gereği gibi öğrenebilecektir.
Milyarlarca insanın bu metodu izlemesi hemen düşünülmeyeceği
için, insanlar hiç olmazsa Kur’an Çevirileri’ni okuyarak
istifade edebilirler. Bu nedenle Kur’an çevirilerinden istifade
etmenin gerekli kolaylıkları da usûl olarak kabul edilir.
Peygamberimiz Kur’an’ı arapça biliyor olduğu için mi öğrendi?
Yoksa Sûrelerin gereklerini yerine getirerek/getirdiği için mi
öğrendi? Hiç şüphesiz hem arapça bildiği için, hem de Sûrelerin
gereklerini yerine getirdiği için öğrenmiştir. Demek ki, yalnız
arapça biliyor olmak ile Kur’an’ın öğrenilmesi mümkün değildir.
Pekâla bir kişi arapça bilmese Sûrelerin iniş sırasına göre
Sünnet’e ittiba ederek yaşasa, yani Sûrelerin iniş sırasına göre,
Sûrelerin gereklerini 23 senelik bir süreç içinde samimiyetle
yerine getirerek yaşasa, bu kişiye sen müslüman olamazsın,
Kur’an’ı öğrenemezsin diyebilmeye kim cesaret edecek?

Arapçayı iyi bilen ihlaslı kişilerin çevirilerinden okuyarak, yirmi
üç sene boyunca Peygamberimizi örnek alarak gece demeden,
gündüz demeden çalışsa bu kişiye sen mümin olamazsın, sen
Kur’an’ı öğrenemezsin demeye kimin vicdanı el verecek?

Filânca bir X şahsı İslâm’a çekmek için, akla hayale gelmedik
kolaylıklar anlatılır. İhlâsla; Lâ İlâhe İllâllah, Muhammed’ur-
Rasûlullah derse, gereklerini yaparsa Cennet’e gideceği propaganda
edilir. Lâkin bir ihlâslı kişi, yirmi üç sene boyunca
Sûrelerin iniş sırasına göre Kur’an Çevirisi’ni okuyarak gece
demeden, gündüz demeden Peygamberimizi örnek alarak
Sûrelerin gereklerini yerine getirmeye çalışırsa… “Yoo,
hayır… Sen anlayamazsın, Çeviri’den (Kur’an Meali’nden)
hüküm çıkaramazsın” denilerek bu kişilerin İslâm’a gelişleri
zorlaştırılır. Dert nedir? Hesap nedir? Artık bu tartışmalara
son vererek 2012 yılı itibariyle 7 milyarın üzerinde
Arapça bilmeyen insanları nefret ettirmekten vazgeçilmelidir.
Güçleştirmeyelim, kolaylaştıralım. Nefret ettirmeyelim,
sevdirelim. Umulur ki, kişiler içlerinden büyük bir arzu, istek,
şevk duyarak Sûrelerin Arapçalarını da öğrensinler. Milyarlarca
insan Kur’an Sûrelerinin Arapçalarını, Sûre Sûre öğrensinler.
Acele etmeye lüzum yok. Kur’an çevirileri ile, Kur’an ile tanışmaya
başlasınlar. Sûre Sûre gereklerini yerine getirmeye
çalışsınlar. Zamanla kendileri, Arapçalarını öğrenmeye umulur
ki istek duyabilirler.

Elinizdeki bu kitap Arapça bilmeyenler için kaleme alınmıştır.
Kur’an Çevirileri’nden Allah’ın hitabını okumak, düşünmek,
inanmak, ilk inen Sûre’den başlayarak Sûrelerin gereklerini
yerine getirmek, Sûrelerin açıkça belirtmediği detaylarda içtihatlar
yaparak yaşamak isteyenler için hazırlanmıştır. Çizgiyi
şaşırmamaları için Alemlere rahmet (iyilik) olan son Rasûl Hz.
Muhammed (sav)’in hayatının genel aşamaları yazılmaktadır.
Böylece ‘Sünnet’in ana karakteristikleri sunulmaktadır.
Peygamberimizin örnek hayat çizgisi aktarılmaktadır. Kişi bu
çizgiyi elden bırakmazsa, Meallerden sapıtma ihtimali
ortadan kalkmış olacaktır. Kişi evvelden sapık ise, ister
Arapça okusun, ister Meal okusun zaten sapıklığı artacaktır.
Kişi nasıl sapık olur? Dini, sömürü aracı yapar durursa, bunlardan
da utanmaz ise bu kişi artık sapıtmıştır. Bu kişiyi
Kur’an saptırmadı. Kişi kendi kendisine arzularının
peşinde koştuğu için, zevklerinin peşinde koştuğu için
sapıttı. Böylesi kişiler yaptıklarından pişmanlık duyup,
tevbe edip, bir daha yapmamaya karar vermezlerse arapça
bilseler de, bilmeseler de, Kur’an okusalar da, meal
okusalar da sapıklıkları gitmez. Sapık bir vaziyette iken
ne okurlarsa okusunlar, okudukları onların sapıklığını arttırmaktan
başka işe yaramaz. Sapıklar kurtulmaz mı? Bu
kendilerinin bileceği iş. Bunlara yaptıkları kötülüklerden
vazgeçme çağrısı yapılıp, nasihat etmekte fayda vardır.

Allah Rasûlünü örnek almada 2 genel hareket vardır:

1. Hareket: Peygamberimizin doğumundan kırk yaşına kadar
olan hayatını örnek alarak; ihtiyaçlarımızı karşılamak,
problemleri çözmeye çalışmak, araştırmalar yapmak; suç,
haram işlememek, namaz, oruç, hac, zekat, teharet, kurban vb.
ibadetleri yapmak, şirksiz Allah’a inanmak, Asl’a sahip çıkmak.

2. Hareket: Peygamberimizin kırk yaşından sonraki yaklaşık
23 yıl süren hayatını örnek alarak yaşamaya çalışmak. //

 

_________________________________
(“ve SÜNNET” adlı eserimizden alıntılanmıştır. Sh. 24-27)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar