rulet sayi tahmini bahis siteleri

Bir Kur’an Meali’nden Hüküm Çıkarmada “Ticaret Tavsiyesi”, örnek bir çalışma.

06 Haziran 2011, Kur'an Çalışmalarımız, Kur'anî Bazı Terimler, Yorum Yok »

Bir KUR’AN ÇEVİRİSİ’nden Hüküm Çıkarmada Örnek Bir Çalışma:

TİCARET TAVSİYESİ’NİN HÜKMÜ VE AÇILIMI

 

Ankara 1998 yılında kaleme alındı; İstanbul 2006 yılında da yayımlandı.



TAVSİYELER


TİCARET YAPMAK

a) İlk hareket noktası olan hitabın ibaresindeki hüküm.
“İçinizden bir kısmınız da Allah’ın fazlından kar aramak için yeryüzünde yol tepecekler”. (Müzzemmil Suresi, 20. ayet)
Hitabın ibaresinden insanların bir kısmının ticaret yapmak için yeryüzünde seyahat edeceği belirtiliyor.

b) Hitabın işaretinden çıkarılan hüküm.
Ticaret yapmak ve ticaret yapmak için yolculuk yapmak tavsiye ediliyor.

c) Hitabın delaletinden çıkarılan hüküm.
Ticarete ehil insanların, ticaret yapmak üzere teşvik edilmesi tavsiye ediliyor.

d) Hitabın iktizasından çıkarılan hüküm.
Ticaret yapmak için gerekli sermayenin ve bilgi birikiminin, çevrenin, tecrübenin, haberleşmenin sağlanması. Gerekli araç ve gereçlerin temin edilmesi tavsiye ediliyor.

 

01- Hükme Duyulan İhtiyaç.

İnsanlar üretim yaparlar. Bu üretimin miktarı kendi ihtiyaçlarından fazla olabilir. Kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazla olan üretimi başkalarına satmak isterler. Satış ve alış gerçekleştiğinde bu işleme Ticaret denilir. Üretim yapan kişilerden üretilen malları alıp başkalarına götürüp satan kişilere Tüccar denir. Yeryüzünde o kadar çok farklı mal üretilmektedir ki, kişiler kendi ürettikleri ihtiyaç fazlası malı satıp elde ettikleri paralar ile başkalarının ürettikleri malları satın alarak çeşitli ihtiyaçlarını giderirler. Dolayısıyla insanların ihtiyaçlarının çeşitli olmasından ve çeşitli üretimler yapılmasından ticaret yapma gerekliliği ortaya çıkmıştır.

 

02- Hüküm Çıkarılmadan Evvelki Problemler.

Yeryüzündeki ticari hayatta pek fazla bir problem yoktur. Belki de yeryüzünün en iyi çalışan sistemlerinden birisi Ticaret sistemidir. İthalat ve ihracat güvenceli kurallara bağlanmıştır. Ancak dünya ticaretinin daha çok gelişmesi için yeni birtakım düzenlemelere ihtiyaç vardır. Örneğin; protestolu senetlerin sayısının artması ticareti olumsuz yönde etkilemektedir. Karşılıksız çıkan çeklerin yol açtığı zararlar ve sıkıntılar herkes tarafından bilinmektedir. Gümrük konusundaki birtakım düzenlemeler problemler çıkarmaktadır. Kötü niyetli; aldığı malın parasını ödememeyi alışkanlık haline getirmiş kişiler, ticari canlılığa darbe indirmektedir. Bu ve benzer problemlerin bulunması ticaret konusundaki fıkhın geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

 

03- Hüküm Çıkarmak İçin Yapılan Araştırmalar.

Bir arkadaşımızın yaşam tecrübesinden istifade edilmiştir: 1965 yılında beş tanesini bir kuruşa keskin nane alıp, beş tanesini beş kuruşa sokaklarda bağırarak satan küçük bir çocuğun, 30 yıllık ticaretle ilgili araştırmaları dinlenmiş/gözlenmiştir. Keskin naneyi üreten bu çocuk değildi. Bu çocuk ne yaptı? Başkasının ürettiği malı aldı, bir’e aldığını beş’e satarak para kazanmış oldu. Sonra simit sattı. Fırıncının ürettiği simidi alarak ihtiyaç sahiplerine simit satarak para kazandı. Sonra gazete sattı, gazete üretenlerin gazetelerini alıp ihtiyaç sahiplerine satarak para kazandı. Bu şekilde çeşitli dallarda ticaret yaparak üniversiteyi bitirdi. Ve ailesine yük olmadı. Üniversiteyi bitirdikten sonra başkalarının ürettiği malları alarak, bunları monte ederek, monte edilmiş şekilde sattı ve bu şekilde para kazandı. Burada hem üretim, hem ticaret olayı gerçekleşmiş oldu. Bu durum yıllarca devam etti. Ve aynı zamanda dünya ticaretinin çeşitli sahalarında gerekli araştırmalar ve gözlemler yapıldı. Örneğin, İsveç’te bir tüccardan mal alındığı zaman faturasının kesildiğinde, faturanın altına hangi tarihte ödeneceği yazıldığında, o tarihte ödemeyen kişilerin ticari iş yapma ruhsatlarının iptal edildiği bir gazetede okunmuştur. Doğru veya yanlış olabilir. Ancak ilginç bir sistem. Bundan sonraki satırlarda izah edileceği gibi dünya ticaretinde, çeşitli sistemlerden de ilham alarak ticaret konusundaki fıkıh (anlayış) üretilmiştir.

 

04- Hükmün Aslı.

Müzzemmil Suresi, 20. ayet.

 

05- Usûl/Metod.

Kaynakça’da yazılan tüm kitaplar taranmıştır.

 

06- Hükümde Geçen Terimlerin İzahları.

Fadlullah/fazlullah; Allah’ın fazlı. Allah’ın fazlında kar aramak, ne demektir? Madenleri yaratan Allah’tır. Havayı veren Allah’tır. Suyu yaratan Allah’tır. Güneşi yaratan Allah’tır. Taneyi yaratan Allah’tır. Allah’ın yaratmış olduğu bu mallar kullanılarak yeni mallar elde edilir. Böylece nihai merci olarak veren Allah’tır. Allah’ın verdiği bu malları insanlar çeşitli şekillerde işleyip, başkalarına satarak kar elde ederler. Böylelikle bütün kar edenler, Allah’ın fadlından/fazlından kar etmiş olurlar. Kar elde edenlerin bunu unutmaması gerekir. Yeryü-zünde yol tepmenin de günümüzdeki adı, iç ve dış ticarettir. Dış ticaret de ikiye ayrılır; dış alım, dış satım. Dış alıma, ithalat denir. Dışa satmaya, ihracat denir.

 

07- Hükmün Hedefleri.

a) Acil Hedef.
İnsanın zaruri ihtiyaçlarını satınalabilmesi için, para kazanmasıdır.

b) İlk Hedef.
Kişinin ailesinin ve yakınlarının ihtiyacını karşılamak için para kazanılır.

c) Orta Hedef.
Ticaret yaparken evrensel ticaret hükümlerine uygun hareket ederek, dürüst tüccar, emin tüccar sıfatına hak kazanmaktır.

d) Büyük Hedef.
Ticaret yaparken ilişki içinde bulunduğu insanlar üzerinde müspet bir etki bıraktıktan sonra, sıra ile Alak’tan başlayarak Sureleri okumak ve tebliğ etmektir.

e) Nihai Hedef.
Ticareti yeryüzünün her sahasına yayarak, çeşitli uluslarla, çeşitli insanlarla ticari ilişkiler kurarak, surelerin dünyanın her yanına yayılmasını sağlamaktır.

 

08- Hükmün Gayesi.

Hedeflere niçin gidilecektir? Hedeflere gidilirken bu nokta gözden uzak tutulmamalıdır. Gözden uzak tutulmaması gereken nokta kişinin imtihanı başarmaya çalışması olmalıdır. İnsan eline çeşitli mallar, çeşitli paralar, çeşitli imkanlar geçebilir. Bu ele geçenler kişiyi şımartabilir. şayet kaybederse çok üzülebilir. Kazansa da, kaybetse de kişi ne şımarmalı ne de üzülmelidir. Tİcaret bir imtihandır. Allah insanları yeryüzünde yemeye, içmeye, çeşitli ihtiyaçları temin etmeye, büyük gayret etmeye ihtiyacı olmadan da yaşatabilirdi. Tıpkı kuşların yaşadığı gibi. Ancak Allah; insanı üreterek, alıp satarak, dağıtım ağı kurarak, tüketerek, planlama yaparak yeryüzünde yaşamasını diledi. Bu faaliyetler içerisinde kişinin hukuka uygun hareket edip etmeyeceğini, kişinin kendisine ve diğer insanlara göstermek istedi. Ve buna fitne/imtihan (açığa çıkarma/çıkarılma) adını verdi. Sonunda bu imtihanı başaranların hakkıyla başardığını da diğer insanlar görecek, imtihanı kaybedenlerin de gerçekten kaybettiğini diğer insanlar zaten görmüş olacaklar. Böylece Allah’ın hiçbir kuluna zulüm yapmadığı, insanlara dünyada yaptıklarının karşılığını verdiğini herkes anlamış olacaktır. Kulların imtihan edilmesi; Allah’ın, kulların ne yapacağını bilemeyişinden değildir. Allah, kulların ne yapacağını elbette biliyor. Ancak insanlar bilmiyor. Aldığı bir malın parasını bile bile gücü olduğu halde ödemeyen insanlar vardır. Bunlara insanlar dolandırıcı derler. Yeryüzünde dolandırıcılık yapan insanlara Allah cehennemde azap ettiği zaman, bu azabı gören insanlar Allah’a ne diyebilecekler. Derlermi ki, “Ya Rabbi, sen zulmediyorsun”. Hayır! Kimse bunu demeyecek. Dolandırıcı, yaptığının karşılığını buldu denilecek. Böylelikle yerlerin ve göklerin tek hakiminin Allah olduğunu, gerçekten Allah olduğunu, yerleri ve gökleri adaletle idare ettiğini ve herkesin yaptığının karşılığını bulduğunu herkes görecektir. İşte ticaretin gayesi budur. Kişinin imtihan olduğunu anlamasıdır. Faraza, yazıhanenize gelen bir kişi, içinde bir milyon dolar olan çantasını unutmuş olsun. Üç gün sonra döndüğünde bakalım bu çantayı adama iade mi edeceksiiz veyahutta inkar mı edeceksiniz. Allah bütün yaptıklarımızı görüyor. Burada insan nefsinin kesinlikle iyi şeyler emretmeyeceğini/ istemeyeceğini göstermek adına bizzat yaşadığım, nefsimle adeta gelgitler oynadığım 1993 yılında başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum: Bir A.Ş.’de, Personel Servis Hizmetleri verilen bir firmada Servisler Müdürü iken, İstanbul Avrupa yakasında olan şirket muhasebesine talimat veren patronumuz, Anadolu Yakası’nda görev yaptığım sırada, günlük servis açıkları için bankaya adıma havale çıkartırlar. Saat 16.00’dan önce gidip almam tembih edilir. Gittiğimde banka memuresi 120 Milyon TL.’yi bana öder. Ancak patronum bana telefonda 12 Milyon TL. gönderdiğini söylemiştir. Bu arada karşı tarafa muhasebeye telefon açarım. Muhasebe müdürümüz patronun 12 Milyon TL. yatırılmasını emrettiğini söyler. Ben anladım ki, karşı tarafın banka çalışanı 12 Milyon yazacağına 120 Milyon yazmıştır. Yanımda çalışan benim yardımcım olaya bizzat şahit olmuştur. Israrla sakın bu yanlışlığa müdahale etme, parayı iade etme demiştir. Bununla bir araba, bir de ev ediyor. Bir yakınının üzerine gidip bunları al, onlar dava açarlar falan filan bir sürü şeyler söyleyip duruyordu. Ben ise nefsimle büyük mücadele verip, içimdeki biri, bir yandan onun dediğini yap, ne bir evin var ne bir araban. Bu gidişle alamazsın da vs. Bir yandan inancım bana emrediyordu: Hayır kesinlikle böyle bir şey olamaz, yapamazsın. Çünkü gerçeği ve herşeyi bilen, gören Allah var. Sonunda inancım ağır bastı, nefsim bana kötülük işlemeyi hoş gösterse de imanım/inancım buna asla müsaade etmedi. şimdiye kadar ufak tefek şeyler ile çok denendim. Örneğin alışveriş yaptığım bir dükkanın kasiyeri 5 lira verdiysem para üzerini10 liradan; 10 lira verdiysem 20 lira üzeri olarak ödemeler yaptığında, yine aynı şekilde denenmiş: Fazla ödeme yaptığını, açığın çıkarsa cebinden/maaşından ödeyeceğini, biraz daha dikkatli olmasını öğütlerdim; o kişi de bana müthiş bir müteşekkir bakışlarla, ‘Allah razı olsun’ derdi, ben de çok duygulanır, mutlu olurdum… Aklıma hep bunlar geldi: Sanırım bu kez bunun çok daha büyüğünü yaşayacağım, diyerek bankaya gittim… Ve dedim ki: “şirketi aradım, bana 12 Milyon gönderilmiş. Sanırım sizin karşı şubedeki arkadaş 12 Milyon yazacağına, hataen 120 Milyon yazmış. Lütfen düzeltir misiniz?” Banka çalışlanları anında birbirlerine bakıştılar. Hepsi minnet duyguları ile bana bakıyor, kimi de bizzat gelip elimi sıkarak teşekkür ediyordu. Karşı taraftaki görevliden ise yine aynı şekilde minnet duyguları geldi, telefon ile. Burası çok önemli: Peygamberler hariç, hiç kimse masum değildir. İnsanın illa ki aklından kötü düşünce ve duygular geçebilir: Önemli olan hangisini uygulamaya geçireceğimiz? İyi olanı mı, kötü olanı mı? Elimize böyle fırsat geçtiğinde kötü olanı değil de iyi olanı yaptığımızda, biliyor musunuz ne büyük bir iş yapıyoruz? Onu ancak Rabbimiz ölçebilir, değer ve kıymetini? İşte tam burada yıllarca benim içimde dert olan: Yusuf as. kıssasını da anmak istiyorum. Biliyorsunuz, Vezirin karısı odasının kapısını kilitleyip Yusuf’a “Haydi gelsene!” dediğinde, kendilerini izleyen Allah’tan başka hiçkimse yok iken, işte böyle bir zamanda kendisini arzulayan kadına gitmemek önemlidir, büyük olay budur! Anılmaya değer olan! Uzun zamandır hep diyordum, meallerde: Kadın onu arzulamıştı, Yusuf’da onu arzulamıştı, diye tercüme yapanlara; bir peygambere bunu nasıl yakıştırırlar, diye de kızardım. Allah’ın o olayı böyle ifade ettiğine ihtimal vermezdim. Yani, bana göre Meal sahiplerinin kullandıkları kelimeler de problem vardı. Düzgün seçilmiş kelimeler değildi. Fakat kimi meal sahibi uygun manayı verebilmişti. Arzulamıştı, bu uygun kelime değildi mesela.

«24. Gerçek şu ki, kadın onu arzulamıştı.
Rabbinin kesin delilini yakinen görmeseydi,
o (Yusuf) da meyledebilirdi. (…)» [YUSUF SURESİ’nden]

Bu anlam daha uygundu bir Nebî için. İşte Yusuf as.’ın bu güzelliği, böyle uç noktada bir örnekleme ile anlatılmıştır; mü’minlere ibret olsun diye. Onun için Rasulullah sav. Peygamberimiz: İçinizden geçirdikleriniz küfür/inkâr dahi olsa, lisanınıza bunu dökmediğiniz sürece hesabınıza bir günah yazılmaz/kötülük sayılmaz, şeklinde müminleri rahatlatan güzel bir sözü vardır. Çünkü şeytan sürekli Felak ve Nas Surelerinde ifade edildiği gibi, vesvese vermek ve bizleri dosdoğru yoldan alıkoymak için kesintisiz mücadelesini sürdürmektedir. İhlas sahibi müminler de sürdürmektedirler…

Onun için öyle 1 Milyon veya Milyar Dolar veyahutta daha fazlası ile dahi imtihan edildiğimizde, bizi daha sağlam bir imana sahip kılması için, Yüce Allah’a ibadette sürekli olalım ki, imanımız her daim artsın, güçlensin… Bu dünyada nasıl hareket edersek Allah, ahirette karşılığını öylece verecektir. Bu nedenle Allah ticareti nasıl yapmamızı istiyorsa o şekilde yapmaya çalışmalıyız. O halde ticaretteki gaye; Allah’ın, ticareti nasıl yapmamızı istediğini öğrenerek yapmaya çalışmaktır. Kur’an Allah’ın kitabıdır, Allah nasıl ticaret yapılması gerektiğini kitabında bildirmiştir.

 

09- Hükmün Çıkarılması Öncesinde Öneriler.

Allah’ın nasıl bir ticaret yapmamızı istediğini daha iyi anlayabilmek için bir öneri daha ortaya atıldı. Denildi ki, bir fabrikanın ürettiği bir sanayi mamulünü satın alarak iç ticaret yapalım. On kişi bu işi beraberce yapmaya karar verdiler. Bir yıl uğraşıldı. Bir yıl sonra içlerinden bir kişi ben diğer dokuz kişi ile bu ticareti beraber yapmak istemiyorum. Yalnız başıma yapmak istiyorum diyerek ayrıldı. Başka bir zaman iki kişi bir araya gelerek başka bir ticaret yapmak için yola çıktılar. İş yüksek bir kar sağlamayacak düşüncesiyle birisi diğerinden ayrıldı. Tek başına yola giden kişi daha sonra yüksek bir kar sağladı. Birçok öneriler gündeme getirildi, bu önerilerden pek çoğunun yapılmasına karar verildi ve bu işlerden birtakım sonuçlara varıldı.

 

10- Yapılan Uygulamalar ve Gözlemler.

Bir kişinin bir oto galerisine mercedes arabası alması için telefon ettiğini gözlüyoruz. Galeri sahibi 130 milyona bir mercedesin olduğunu söylüyor ve diyor ki, sen almazsan bu arabayı ben alacağım diyor. Bu söz üzerine telefonla iş bitiriliyor. Alıcı gidip parasını ödüyor, arabayı alıyor. Arabayı aldıktan sonra arabayı birbaşkasına satmak istiyor. Satın alacak kişiler arabanın motorunun orijinal olmadığını, değiştirildiğini söyleyerek fiatı düşük tutuyorlar. Arabayı alan kişi, ilk arabayı satan galeriye durumu söylediğinde, adam ben de bilmiyordum diyor. Burada ticaret olmuştur. Ama tatsız bir ticaret olmuştur. Buna benzer onlarca yüzlerce ticari uygulama gözlenmiştir.

 

11- Hüküm Çıkarmak İçin Yapılan Uygulamaları Kim Kontrol Etti?

Bu uygulamaları ilim ehli arkadaşlarımız kontrol etmiştir.

 

12- Uygulamaların Hikmetleri (bizim gelişimimiz için katkıları).

Ticari faaliyetlerde insanların düşe kalka tecrübe kazandığı bir gerçektir. Küçük yaşlardan itibaren 40 yaşına değin ticaretle uğraşan kişilerin, bu kazandığı tecrübeleri toplumun iyileşmesi için kullandıkları takdirde, pek çok fayda elde edilmektedir. Ticaret, Allah’ın istediği gibi yapılırsa, Allah’ın insanlara ne gibi yardımlarda bulunduğu, insanın duyguları tarafından hissedilmektedir. Artık, Allah varlığına veya yokluğuna şüphe ile bakılan bir zat değil, görülmeyen  ama gerçekten var olan, insanları gören, bazen yardım eden, bazen de ceza veren bir Zat’tır. İnsanlar yanlış yaparlarsa Allah birçok yanlışı affetse bile, birçoğunun da cezasını dünyada tattırmaktadır, umulur ki insanlar yanlışlardan dönsünler.

 

13- Uygulamaların Düzeltilmesi.

Ticari çalışmaların sonunda para, çevre kazanılmamışsa, bir yerlerde düzeltilmesi gereken bir nokta var demektir. Düzeltmek için insanın deneme yanılma metodlarında büyük yararlar olmaktadır. Kar neden olmuyor? İnsanlar işin başında iyi hesap yapmazlarsa, ihtirasla hareket ederlerse, yanlış yapmış olurlar. Bu nedenle çevredeki tüccarlara sorarak kendilerini düzeltmek için çalışma yapan tüccarlar, yanlış uygulamaları düzeltirler. Ayrıca son Resul Hz. Muhammed Peygamberimiz’in sav. ticaret metodundan örnekler alarak, tüccarlar kendilerini düzeltebilirler.x

 

14- Hüküm.

a) Hükmün Sebebleri.
İnsan elinde olan sebebler. İnsanın birşeyler satın almak istemesi ticaret hükmüne sebebtir. Birşeyler satın almak için, satın alacak paraya ihtiyaç vardır. Bu paranın kazanılması için, insan ticaret yapmaya karar verebilir. Önce ne yapacağını düşünür. Sonra istişare eder, sonra karar verir ve azimle çalışır. İşin zorluklarına göğüs gererek yoluna devam eder. İnsan elinde olmayan sebebler vardır. Örneğin, başkalarının birtakım şeyler üretmesi bizim elimizde değildir. Onların ürettiklerini satın almak isteriz. Tabii ihtiyacımız varsa. Dolayısıyla ticaret yapmak için sebebler çoktur.

b) Hükmün şartları.

Allah’ın koyduğu şartlar:

Birinci şart: Alan ve satanın birbirinden razı olma şartı.

İkinci şart: Alanın veya satanın, birbirinin cehaletinden istifade ederek aldatmama şartı.

Üçüncü şart: Ne yaptığını bilmez bir durumda olmama şartı.

Dördüncü şart: Peşin olup hemen teslim edilen mallar dışında kalan ticari işlemlerde yazılı akitlerin ve belgelerin yapılması.
Allah’ın insanların belirlemesine izin verdiği şartlar.

Allah yukarıdaki dört şarta aykırı olmamak koşuluyla, insanların kendi mantıklarıyla ticarete konu olan mallar ve yöntemler konusunda birbirlerine çeşitli şartlar koymalarına izin vermiştir. Örneğin malın rengi ne olacak, cinsi ne olacak, ne zaman teslim edilecek, fiatı ne olacak gibi durumları insanlar karşılıklı olarak belirleyeceklerdir. Eğer peşin alış veriş olup, hemen mal teslim ediliyorsa yazılı akid yapmalarına gerek yoktur. Bunun dışındaki ticari faaliyetlerde yazılı akitler yapılmalıdır.

c) Hükmün Manileri.
Mani; cinayet işletmek, terör, zina, hırsızlık, iftira, uyuşturucular haramdır, bunları kullanarak kar elde etmek ticaret sayılamaz. Eğer bu evrensel suçlar vb. ticaret adı altında yapılıyorsa bu ticarete mani vardır. Allah mani koymuştur. Yani Allah bu tip işlemleri ticaret saymamaktadır. Allah’ın ticaret saymadığı işlemleri ticarettir diye iddia eden kişilerin ne duruma düşeceğini herkes düşünmelidir.

d) Hükmün Gereklerini Yerine Getirmenin Sıhhati.
Eğer bir ticarette sebeb var, şartların tamamı yerine getirilmiş, mani de yok ise bu ticaret sıhhatlidir. Yani Allah katında geçerlidir. Sebeb var, şartlardan birisi yerine getirilmemiş ise, bu ticaret fasittir. Yani eksik olan şartın yerine getirilmesinden sonra sıhhatli olur. Sebeb var, şartlar da yerine getirilmiş, fakat mani var ise böyle bir ticaret butlandır. Yani Allah katında geçersizdir.

Böylece anlaşılıyor ki, evrensel suçlar vb. dışında kalan ne kadar iş varsa bu işlerden para kazanmak ticaret sayılır. Böyle işlerin yapılmasında hiçbir İslami engel yoktur.

e) Hükmü Uygulayanların Düşeceği Durumlar İle Butlanı.
Sebeb var, şartların tamamı yerine getirilse bile herhangi bir mani varsa hükmün uygulanmış olması butlan durumu ifade eder. Allah katında böyle bir ticaret geçersizdir.

f) Hükmün Azimetleri.
Dürüst ticaret yapmak ne kadar zor olursa olsun, dürüst ticaret yapıldığında para kazanmak ne kadar zor olursa olsun, azimeti tercih ederek, dürüst ticarete çalışılmalıdır.

g) Hükmün Ruhsatları.
Herhangi bir belediye sınırları içerisinde dürüst ticaret yapmak imkansız hale gelmiş ise, başka bir beldeye gitmek imkanı da yok ise, geçinebilecek miktarda o beldede geçerli kurallara göre evrensel suçları işlememek şartıyla ticaret yapmaya ruhsat vardır. Örneğin, rüşvet vermeden hiçbir ihale alınması mümkün olamıyorsa, başka bir yere hicret de mümkün değilse, başka bir iş yapmaya da kişinin ortamı mümkün değilse, başkaları gibi rüşvet verilerek ihale alınabilir. Ancak bu durum bir ruhsattır, genel bir hüküm değildir.

h) Hükmün İstisnaları.
Riba ile ticaret arasındaki farklılık bazen birbirine karıştırılmamalıdır. Bu karışıklık kişilerin ticari hayatında olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle herhangi bir belediye sınırları içindeki yasalar Kur’ani değilse ve belediye sınırları içindeki resmi hukuka göre riba serbest ise, ribalı işlem yapılabilir. Bu ticarette istisnai bir durumdur. O sınırlar içerisinde genel yasama ve yürütme Kur’an’a uygun ise, bu takdirde riba ticaretten sayılmaz.

i) Hükümdeki Hedef Kitle.
Hükümdeki hedef kitle akıl baliğ olan, bütün insanlardır. Kadınlar da erkekler gibi ticaret yapabilirler.

j) Hükmün Yapılıp Yapılmaması Halinde Dünyada ve Ahirette Karşılıkları.
Ticaret bu esaslara uygun yapılırsa, böyle bir ticaret aynı zamanda ibadet sayılır. Dünyada kişi için mutluluk verir. Ahirette ise büyük mükafatlar vardır. şayet yapılan ticaret bu hükmün gereklerine aykırı yapılırsa dünyada emperyalizm doğar, ahirette ise acıklı bir azap vardır.

 

k) Hükmün Teferruatları.

k1- Hüküm ne zaman yapılacak?
Hüküm için zaman sınırlaması yoktur. Sadece cuma namazı vaktinde, yaşanan belediye sınırları içinde en yüksek mülki ve idare amirin veya vekilinin yapacağı açıklamaları dinlemek için toplantı yerine gidilmesi gerektiğinden, bu vakitte ticaretle uğraşılması hoş bir davranış değildir.

k2- Hüküm hangi yerlerde yapılacak?
Yeryüzünün her yerinde ticaret yapılabilir.

k3- Hüküm nasıl yapılacak?
a-) Peşin ticaret.
b-) Veresiye ticaret.
c-) Selem akdiyle ticaret yapılabilir. Yani önce parası alınan bir taahhüdün daha sonra yerine getirilmesi.

k4- Hüküm ne kadar yapılacak?
Ticarette belli bir sınır yoktur. Bir kişi başarabildiği kadar ticari hacmini yükseltebilir.

k5- Hükmün kesinlik veya tavsiye derecesi?
Ticaret hükmü bir tavsiyedir. Herkesin kesinlikle yapması sözkonusu değildir.

k6- Toplu mu yapılacak, tek mi yapılacak?
Ticaret hem tek, hem topluca yapılabilir. Topluca yapılacak ticaret için çeşitli şirketler kurularak ticaret yapılır.

k7- Mal ile mi yapılacak, beden ile mi yapılacak?
Ticari faaliyetlerde mal ve para transferi esastır. Mal ve para ile ticaret yapılır. Mal ve para değişimi olmazsa, ticaret değil başka isimler verilir. İşçilik, memurluk gibi.

k8- Gerekli araç ve gereçler.
Ticaretin iyice yapılabilmesi için, gerekli olan her türlü araç ve gereç kullanılmalıdır.

k9- Birkaç şeyden birini tercih edip etmeme durumu olacak mı?
Evet herkes kendisine en uygun ticari işi tercih edip etmemekte özgürdür.

k10- Resmi kurumlar mı yapacak, vatandaşlar mı yapacak?
Resmi kurumların ticaret yapması sözkonusu değildir. Ticareti vatandaşlar yapacaktır.

 

15- Hükmü Uygulamada Alışkanlıklar.

Çocukları 7 yaşından itibaren ticarete alıştırmak, son derece faydalı bir davranıştır. 7 yaşında ticarete alışan bir kişinin 40 yaşına kadar süper tecrübeler kazanacağı ümit edilir. Ticaretle uğraşmak kötü alışkanlıklardan uzak durmasına da yol açar.

 

16- Hükmü Uygulamada Gelişecek Karakterler.
Tüccar sözünde duruyorsa, borcunu ödüyorsa, yalan söylemiyorsa, emanete hıyanet etmiyorsa, çevresi memnun ise, yolculukta fedakarlığa katlanıyor ise, bu tüccar pozitif karakterli bir tüccardır. Böyle bir tüccar hukuki, iktisadi ve askeri işlerde de başarılı olabilir.

 

17- Hükmün Hukuki Mevzuat Haline Getirilmesi.

Ticaret hükmü hedefleri ve gayesi, sebeb, şart ve manileri dikkate alınarak, hukuki mevzuat haline getirilir ve gümrük ticari kısıtlamaları bütün yeryüzünde ortadan kaldırılmasına uluslararası çağrı yapılır. Bütün ulusların işbirliği ile yeryüzünde ticari kısıtlamalar ve gümrük kaldırılmalıdır.

 

18- Hüküm Yeni Bir Kurum Gerektiriyorsa, Kurulacak Kurumun Nitelikleri.

Hüküm, insanlar arasında hür ticaretin, hür teşebbüsün gelişmesi için belediye başkanları bir araya gelerek ticaret kurumu oluşturmalıdır. Bir devletin sınırları içinde bulunan ne kadar belediye varsa, belediye başkanları tüzel kişi olarak, bu kurumun genel kurulunu oluştururlar. Genel kurul onbir kişilik yönetim kurulu seçerek işleri idare ettirir. Bu kurum iç ve dış ticaretin geliştirilmesi için gerekli hizmetleri koordine eder.

 

19- Hükmün Gereklerinin Yerine Getirilmesi İçin Gereken Teşvikler.

Ticaret teşvik edilmelidir. En büyük teşvik ticari malların ulaştırılmasını, nakledilmesini kolaylaştırmaktır. Bugün dünyanın birtakım bölgelerinden nakliye zorlukları nedeniyle ticaret yapılması zor görünmektedir. Nakliye kolaylıkları sağlandığında ticaret hayatı büyük teşvik görecektir. İkinci olarak, dünya güvenliği arttırıldığında, yine ticaret otomatikman teşvik edilmiş olacaktır.

 

20- Hükmün Gereklerini Yerine Getirmenin Ölümden Sonraki Umulan Faydaları.

Ticaret hükmünün gereklerini yerine getirerek yapılan ticaret insana mal ve para kazandırdığı gibi, aynı zamanda Kur’an’ın yayılmasını da sağlayacağından, ibadet üzeri ibadet sayılır, umulur ki bu ibadetlerin karşılığını Allah ahirette fazlasıyla verecektir.

 

 

__________________________________________
Kaynak: “İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri” adlı eserin 2006 yılında basılan Mavi Kapaklı kitaptan alıntılanmıştır. Sh. 569-576, Birinci Baskı, İstanbul 2006).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar