rulet sayi tahmini bahis siteleri

Bir Kur’an Meali’nden Hüküm Çıkarmada örnek bir çalışma: Zekât Hükmü ve Açılımı

04 Haziran 2011, Kur'an Çalışmalarımız, Kur'anî Bazı Terimler, Yorum Yok »

Bir KUR’AN ÇEVİRİSİ’nden Hüküm Çıkarmada Örnek Bir Çalışma:

ZEKÂT HÜKMÜ VE AÇILIMI
[Aynı çalışmayı Namaz Hükmü için de düşünebilir veya siz de yapabilirsiniz].


Ankara 1998 yılında kaleme alındı; İstanbul 2006 yılında da yayımlandı.

01- Zekat Hükmüne Duyulan İhtiyaç.

İnsanların zihinleri vardır, duyguları vardır ve bedenleri vardır. Duygular bazen çok katılaşır, bazen yumuşar. İnsan duygularının yumuşaması, zarif, nezih, şefkatli acıyan bir insan tipinin oluşmasına yol açar. Aslında insanın bu zerafet ve bu yumuşaklığa ihtiyacı vardır. Sert ve sinirli insanlar, kendilerinin bu durumundan şikayetçidirler. Neden çok sertim, neden çok sinirliyim diye, ara sıra kendilerini sorgularlar. İnsanın aşırı sertliğini gidermek aşırı sinirliliğini önlemek, yumuşamasını sağlamak için, kendi öz kazancından başka insanlara mal veya para vermesi gerekmektedir. Bu eylemin adına zekat denilir. Zekat veren insanların duygularında yumuşaklık olur. Zekat veren insanlar yumuşarlar. Zekat veren insanlar rahat ederler. Zekat veren insanlar şefkatli ve merhametli olurlar. Zekat veren insanlar huzur duyarlar. Zekat insanı mutlu eder. Bu mutluluğa da insanın ihtiyacı vardır. Bu sözlerin doğru olup olmadığını zekat vermeyenler nerden bilsin. Zekat vermek lazım ki, bu duyguların doğru olup olmadığı anlaşılsın. İlk bakışta zekat vermek insana zor geliyor. Bunun sebebi kendilerine iyilik yapılan insanların, bu iyiliği istismar ederek, iyilik yapanlara nankörlük etmeleri olagelmiştir. Hep iyilik ettim kötülük buldum sözü çok kullanılmaktadır. Bu oluşumun sebebi zekatın gereği gibi verilmeyişinden doğuyor. Zekat, zekat veren kişi tarafından direk verildiği zaman, bu nankörlüğün doğması kaçınılmazdır. Ancak zekatı toplayan resmi bir kurum tarafından verilirse, zekat alan kişiyle, zekat veren kişi birbirini tanımazsa, bu takdirde, zekat alan kişinin, zekat veren kişiye nankörlük etmesi ortadan kalkmış olacaktır. Bu ve buna benzer birçok mesele aşağıda izah edilecektir.

 

02- Zekat Hükmünden Önceki Problemler.

Eğer yeryüzünde mutluluk rüzgarları her yanı sarmış olsaydı, uzun zahmetler çekerek bu kitabı hazırlamama gerek duyulmazdı. Yaşadığımız çağda herkesin görebildiği somut problemler; cehalet, din istismarı, yoksulluk, işsizlik, plansızlık, düşmanlık, kaynakların reel değerlendirilmeyişi vb. şeylerdir. Bu problemlerin çözümlenmesi için iyi niyetli binlerce insanın çalışma yaptığı bir gerçektir. Biz bu çalışmamızda, bu problemlerin çözümü için, herkesin Rabbi olan Allah’ın önerdiği hükümleri gereği gibi araştırmak ve insanlara sunmak istedik. Problemler yok idi de, biz icat etmedik. Madem ki problemler var, madem ki bu problemler, zekatın gereği gibi uygulanmadığı bir dünyada var, öyleyse Allah’ın hükümlerini gereği gibi anlamaya ve uygulamaya hep beraber çalışalım. Umulur ki; yolumuza ışık tutacaktır. Bu sahifelerde zekat hükmünün gereği gibi uygulanmayışından önceki problemleri ayrı ayrı belirtmemize lüzum görmeden açıklamalara geçmek istiyoruz.

 

03- Zekat Hükmünü Çıkarmadan Önce Yapılan Araştırmalar.

İlk insandan günümüze değin, insanlık tarihi araştırıldı. Kısaca değinelim: Hz. Adem ile başlayan insanlar ilk çağlarda yiyecek cinsinden rastladıkları şeyleri toplayarak, avlayarak geçiniyorlardı. Muhtemelen birtakım insanlara toplamak ve avlamak faaliyeti zor gelmeye başlayınca, ben başkalarının topladığı ve avladıkları şeyi yiyerek, rahat geçinebilirim şeklinde düşünmüş olabilirler. Bu düşünceleri uygulamaya koymuş olsalar gerek ki, insanlar arasında ihtilaflar çıkmış olabilir. Bu insanlar neden başkalarının topladığı, avladığı şeylere göz dikmiş olabilirler? Neden çalışmayı değil, çalışmadan geçinmeyi düşünmüş olabilirler? Günümüzde de aynı türden insanlar görmüyor muyuz? Bugünkü insan karakteri neyse, o günlerde de öyle olabilir. Bu kitap insanların neden böyle yaptığının felsefesiyle uğraşmayı konu edinmemiştir. Bu kitap somut sorunlara, somut çözümler ile uğraşmayı konu edinmiştir. Düşünmeye devam edelim… İnsanlar böyle yapınca, doğal olarak ihtilaflar çıkar. İhtilafın sonunda birileri birbaşkalarını öldürmeyi düşünebilir ve bu düşünceyi eylem haline getirebilir. Böyle bir olayı gerçekleştirmişse korkup kaçabilir. Derken kendisine ceza verilmesini önlemek için etrafına adamlar toplayabilir. Ve böylece emperyalist bir güç doğar. Bu güç teker teker insanları köleleştirerek, yığınları çalıştırıp kendileri geçinmek isterler. Cenab-ı Allah, bu oluşumun yanlışlığını, elçileri vasıtasıyla insanlara haber verir. Tarih Hz. Muhammed’e sav. kadar emperyalist güçler ile Allah elçileri arasında oluşur. Emperyalist güçler, Hz. Muhammed sav.’den sonra, tasavvuf adında, tarikatlar şeklinde kılık değiştirir. Zira son Resul Hz. Muhammed sav., emperyalist güçlerin, güce dayanan hakimiyetine yine güç ile son vermiştir. Peygamberimiz sav., önce insanlara en güzel şekilde nasihatlar etmiş, insanlar Peygamberimizi sav. siyasi iktidarın baştacı yapmışlar, ekonomik durum iyileşmiş, emperyalist güçler bu iyileşmeyi güç ile yok etmek istemişler ve Allah güç kullananlara karşı Peygamberimizin sav. de güç kullanmasını emredince, tarihin en büyük harb stratejilerini, planlarını, taktiklerini Peygamberimiz sav. kullanarak emperyalist güçleri yok etmiştir. Peygamberimizin sav, nasihat, siyaset ve ekonomi ve kıtal günlerinde, zekat hükmü hep işleyedurmuş ve toplumun iyileşmesinde gereken fonksiyonunu icra etmiştir. Peygamberimizin sav. vefatından sonra, bir müddet daha bu güzel durumlar devam etmiş, daha sonra emperyalist güçler insanları aldatabilmek için dini istismar yoluna gitmişlerdir. Herşeyi istismar; kelime-i şehadeti istismar, Kur’an okumayı istismar ki, bu ibadetler gayesinden, maksadından uzak, birtakım çıkar çevrelerinin işine yarayan eylemler haline dönüşmüştür. İsim vermek istemiyoruz, maksadımızdan okuyucunun anlamasını ümit ediyoruz. İstismarlara son vermek için, istismar yapanları da kırmadan, incitmeden, onların da vazgeçmelerini talep ediyoruz. Bunlar kendilerini çok iyi bilirler. İstismarcılar da hükmün gereklerine riayet ederlerse, kendileri için de, çoluk çocukları için de mutlu bir dünya oluştuğunda, kendileri de bundan yarar göreceklerdir. Umulur ki Allah günahlarını affetsin.

 

04- Hükmün Aslı.

“Zekatı veriniz. Güzel bir borç ile Allah’a borç veriniz. Her ne takdim ederseniz, hayırlarınız nefsiniz içindir.” (Müzzemmil Suresi, 20. ayet).

 

05- Usûl/Metod.

Kaynakça’da verilen (İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri, adlı eserdeki Kaynakça’da verilen) tüm Kur’an çevirileri okundu.

06- Hükümde Geçen Terimlerin İzahları.

Zekat nedir? Zekatın lugat manası: Temizlik, bereket ve artıştır. Zekatın uygulama olarak manası: Allah’ın memnun olması için, maldan bir kısmını Allah’ın belirttiği yerlere kayıtsız ve şartsız vermektir.

07- Zekat Hükmünün Hedefleri.

a) Acil Hedef.

Kur’an-ı Kerim’in Türk Çevirisi’nin, yani elinizdeki Çeviri’nin -inşallah öyle bir zaman gelmeli ki- kesinlikle bir lira ücret almadan her eve bir adet dağıtımı yolunda, fisebilillah (Allah yolunda) çalışma yapmak için gereken işlerin yapılmasıdır.

b) İlk Hedef.
Yetimlere ikram edilmesi, miskinlerin doyurulması ve teşvik tedbirlerinin uygulanması için gerekli çalışmaların yapılması.

c) Orta Hedef.
Alak’tan Mutaffifin Suresine kadar 86 Mekki Sure’nin her eve bir adet dağıtımı için gerekli çalışmaların yapılmasıdır.

d) Büyük Hedef.
Her eve bir Kur’an Çevirisi’nin hediye edilmesi.

e) Nihai Hedef.
Evrensel Medeniyet içinde yaşayan yetim, fakir, miskin, resmi zekat toplayıcıları, müellefe-i kulub (kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenler), ihtiyaçlarını karşılayamayan memur ve işçiler, borçlular, yolcular ve Kur’an’ın yayılması için yapılacak çalışmalara mali kaynak temin etmektir.

 

08- Hükmün Gayesi.

Hedeflere niçin gidilecektir? Hedeflerin ulaşmaya çalıştığı odak noktası nedir? Hedeflere gidilirken gaye hiçbir zaman gözönünden uzak tutulmamalıdır. Zekat hükmünün gayesi nedir? şu an yeryüzünde yaşayan tüm insanları düşünelim. Kalbi katı olanı var yumuşak olanı var, merhametli olanı var merhametsiz olanı var, fakir olanı var zengin olanı var, bir eli yağda bir eli balda olanı var, mücbir sebeblerle ekmek bulamayanlar var, velhasıl çeşit çeşit elemanlardan oluşmuş bir insanlık toplumu! İşte bu toplum içinde katı kalpli olanların yumuşaması, çalışmaya istek duymayan insanların zekat verme arzularının kamçılanarak çalışkan hale getirilmesidir. Yani yumuşama ve tembelliğin önlenmesidir. Zekat öylesine anlaşılmalı ki, herkes zekat vermek için kıyasıya bir yarışa girmeli. Öyle çalışmalı, öyle planlamalı, öyle üretmeli, öyle dağıtmalı, öyle tüketmeli ki yeryüzünde yoksulluk son bulsun. Yetimler itilip kakılmasın. Zekat vermek için yarışalım sloganı üretimi kamçılasın. Tembelliği yok etsin. Katı kalpli olanlar bu yarış içerisinde zekat verme eğilimi duyarak yumuşayabilsin. Böylece yeryüzünde yumuşama ve zenginlik her yanı sarsın. İşte zekat hükmünün gayesi noktasında bizim fıkhımız (anlayışımız) budur! Hata etmiş isek Rabbimiz affetsin.

09- Hükmün Çıkarılması Öncesindeki Öneriler.

a) Öneri.
Allah, Müzzemmil Suresi 20. ayetinde zekat verilmesini önermektedir.

b) Öneri değerlendirme.
Bu öneri Allah tarafından yapılmaktadır. Allah öneriyi her insana ayrı ayrı melek aracılığıyla değil, insanlardan bir insanı, en son olarak Hz. Muhammed’i sav. elçi (resul) seçerek, öneriyi melek Cebrail as. vasıtasıyla Peygamberimize sav. bildirilmiştir. Peygamberimiz bu önerileri uygulayarak gereklerini yerine getirmiştir.

c) Öneri istişare.
Peygamberimizin sav. zekat önerisini nasıl uyguladığı, istişare edilmiştir.

d) Öneri karar.
Peygamberimizin sav. zekat uygulamasının günümüze transforme edilmesine karar verilmiştir. şöyle ki, Peygamberimiz sav. Mekke’de üç sene içerisinde 131 civarında Allah’a inanan, Allah’tan indirilenlere uyacağına dair söz veren insanların çeşitli durumlarına göre çeşitli uygulamalar yapmıştır. Bu 131 kişiden 5 tanesi erkek köle, 3 tanesi kadın köle, 123 tanesi tüccar ve varlıklı kişilerdi. Peygamberimiz sav. bu kişilerle birlikte devlet olmanın şartlarından birisi olan nüfusa sahip olmak şartını taşıyordu. Siyaset bilimciler yazarlar ki, devlet olmanın üç şartı vardır: Birinci şart, nüfusun bulunması. İkinci şart, hükümetin ve hükümetin uygulayacağı hukukun bulunması. Üçüncü şart, toprağın bulunması. Toprağın bulunması konusu sınırları belirli olan toprak mı, sınırları belli olmayan toprak mı, bağımlı bir toprak mı, bağımsız bir toprak mı gibi hususlar tartışmaya açık olmakla birlikte diyebiliriz ki; ilk iki şart Peygamberimize sav. risalet gelişinin üçüncü yılında ortaya çıkmıştı. Yani Peygamberimize sav. risalet gelişinin üçüncü yılında meşru ve resmi bir devlet mevcut olup, bu devletin hukuku Allah’tan gelenler ve Peygamberimizin sav. arkadaşlarıyla birlikte istişare etmesinden sonra verdiği kararlardan oluşuyordu. Bir hukuk, sevgi ve saygı devleti. Peygamberimiz sav. kesinlikle zekat almıyordu. Zekat işlerini Hz. Ebu Bekir ra., Peygamberimizin sav. talimatıyla uyguluyordu. Nice yoksullar Peygamberimize sav. başvurduğunda, Peygamberimiz sav., Hz. Ebu Bekir’e ra. gönderiyordu. Gelen sureler çeşitli şeylere yazılarak çoğaltılıyor, okumak isteyenlere dağıtılıyordu. Zekat hükmünün uygulanmasında ilk sahabiler belli bir orana bağlı kalmaksızın birbirleri ile yarışırcasına zekat veriyorlar, bu zekatlar gerekli yerlere sarfediliyordu. Medeniyetin bütün Arabistan’a yayılması ile birlikte, asgari zekat oranı kırkta bir olarak uygulanmış idi. Azamisi ise kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu ailesinin zaruri ihtiyaçlarına kadar idi. Zaruri ihtiyacın dışında her şey zekat olabiliyordu. Zekatın sanki kırkta bir imiş gibi dondurulması, üretme azmine, çalışma azmine, kazanma azmine darbe indirmiştir. Asgari olarak uygulanan bu oranın dondurulması yanlıştır. Yani bir insan, en az kırkta bir verirse hükmü yerine getirmiş sayılır. Ancak daha fazla verirse bu da zekat sayılır. Daha fazla vermek ise çalışmayı ve kazanmayı teşvik eder. Yaşadığımız çağda, çağdaş araç ve gereçleri kullanarak Peygamberimizin sav. yaptığı gibi zekat ibadetinin yapılmasına karar verilmiştir.

10- Zekat Konusunda Yapılan Uygulamalar veya Gözlemler.

1971 yılında ticaret yapılarak (bir arkadaşımız tarafından) bir cemaate 1470 lira verildi (o arkadaşımızın beyanıdır. Ve yine onun dilinden/şehadeti ile, devamla): Sonra bu cemaatin lideri İslami çalışmalardan uzaklaşarak, verilen bu paralarla şahsi servet yaptı/yapmış. Yine bir başka cemaatte toplanan zekat paralarıyla gazete kurulacağı söylendi, bu paralar da toplayanlara şahsi servet yapıldı. 1977 yılında zekat vermek için çalışmaya başlandı, 10 yıl içinde ayrı ayrı kişilere önemli miktarlarda zekatler verildi. Bu kişilerin çoğunda zekat veren kişiye çeşitli şeyler bahane edilerek tepkinin oluştuğu görüldü. (Bir iş adamı arkadaşımızın beyanıdır). Para ile bu olmuyor denilerek, ekonomik faaliyete son verildi, ilmi araştarmalara geçildi. (Yine aynı arkadaşımızın beyanından): 5 yıl ilmi araştırmalar yapıldı. İlmi araştırmaların sonuçları insanlara anlatıldığında, insanların çoğunun ilme rağbet etmediği, ilmi sunan kişinin sürekli olarak hangi ekonomik işle uğraştığı soruluyordu. Sorulan ilk soru ne iş yapıyorsun, oluyordu. Bu durum, ne kadar ilmi çalışma yapılırsa yapılsın, bu işler ilim ile de olmuyor sonucuna yol açtı. (Aynı iş adamı ve ilim adamı arkadaşımızın kanaatidir.) Önce samimiyet. Samimiyet ile birlikte kişinin çalışması, kazanması, ilim öğrenmesi vb. işler. Netice itibariyle, görüldü ki ne kadar uygulama yaparsak yapalım, aslında sırasıyla gerektiğini Rabbimiz en güzel şekilde emir buyurmuş. Bkz. önce kelime-i şehadet’in kabulü, Hz. Adem gibi bir imana sahip olmak, samimi olmak, kötülüklerden uzak durmak, sonra rabbimizden gelen sureleri sıra ile, neredeyse her gece okumak, okuduğumuzu ailemize ve başkalarına anlatmak. Namazı gereği gibi kılmak ve zekat vermek için gereği gibi çalışmak, kazanmak, iş yapmak ve bu şekilde yaşayanlar çoğalınca iş bölümü yapmak. Rabbimizin Müzzemmil Suresi 20. ayetinde buyurduğu gibi, herkes farzları yerine getirecek, iş bölümü yapılarak vacipler de yerine getirilmeye çalışılacak. Bir kısmı ticaret yapacak, bir kısmı hasta olup, bir kısmı hastalar ile ilgilenecek, bir kısmı kıtal edecek. Ancak herkes kolayına geldiği kadar mümkünse her gece Kur’an okuyacak. Günde beş vakit namaz kılacak. Zekat vermek için çalışacak ve zekat verecek. Ve bu uygulamalar bizleri bu kanaate getirmiştir. Bu kanaatlerde hatalar varsa Rabbimiz bizi affetsin!..

11- Kontrol.

Zekat hükmü ile ilgili edindiğimiz bilgileri, ilim ehli arkadaşlarımız sürekli kontrol etmişlerdir.

 

12- Hikmetler.

Uygulamanın sağladığı faydalar. Bu tür fikirleri okuyan kişilerde, terörist duyguların ortadan kalktığı görülmüştür. Öyle ki, fakirlere zenginlere karşı oluşan terörist duygular ortadan kaldırılmıştır. Fakir zengin olmak için çalışma azmi duymuştur. şimdilik bu fikirlerin, zenginler üzerinde kalplerin yumuşaması konusunda bir tesir yaptığı görülmemiştir. Zira bu fikirlerin kabul gördüğü zenginler ve zenginler toplumu henüz olmamıştır. Ümit edilir ki ileride gerçekleşsin. Ancak kitaba sponsorluk yapanlardan zengin olanların zekat vermekten son derece mutluluk duyduğu bir fayda olarak görülmüştür.

13- Düzeltmeler.

Tebliğ yapan kişinin, insanlar tarafından sağılan bir inek gibi görülmesi, bir çok menfaatperestin çıkar sağlamak için bu kişiye dalkavukluk yapması, düzeltilmesi gereken bir iş olmuştur. Bu nedenle tebliğ yapan kişinin, zekat dağıtımında uzak olması gerekiyor. Hatta tebliğ yapan kişinin elinde böyle bir yetkinin olduğunu, ilk defa tebliğ alan kişilerin bilmemesinde yarar vardır. Kişi birtakım çıkarlar temin etmek için değil, dinlemek ve düşünmek için bir şeyin doğruluğunu veya yanlışlığını irdelemek için, tebliğe muhatap olmalıdır. İnsanlara Kur’an anlatıldığı zaman veya kitap verildiği zaman, kişiye şu söylenmelidir: Bu anlatılanların veya kitapta yazılanların doğru ve yanlışlığı konusunda lütfen düşününüz. Karar verip vermemekte özgürsünüz. Bu şekilde yaklaşılmaz ise, insanlara önceden birtakım çıkarlar sunularak, sonra Kur’an-ı Kerim sunulursa yanlış olur. Böyle yapılan çalışmalar düzeltilmelidir. Zekatın çeşitli kişiler tarafından toplanarak istismar edildiği görülmektedir. Böyle işlerin de düzeltilmesi gerekmektedir. Buraya kadar yapılan çalışmalarda hasıl olan genel anlayış ondördüncü aşamada sistematik olarak sunulacaktır.

 

14- Hüküm.

Hüküm: Zekat farzdır.

a) Hükmün Sebebleri.
Birinci Sebeb: Yeryüzünde cahilliğin, yoksulluğun, istismarın, düşmanlığın, düzensizliğin olması, zekat hükmünün ortaya çıkmasına sebeptir. Cennette cahillik, yoksulluk, istismar, düşmanlık, düzensizlik olmaması nedeniyle hüküm ortadan kalkacaktır.

b) Hükmün şartları.
Birinci şart: Müslüman olmak şartı.
İkinci şart: Akıllı olmak şartı.
Üçüncü şart: Bülûğ çağına ermiş olmak şartı.
Dördüncü şart: Hür olmak şartı. (Esirler, köleler zekat veremezler).
Beşinci şart: Zengin olma şartı. (Zenginlik için asıl kabul edilen en düşük varlığa nisab denir, bundan az bir mala sahip olana fakir denir.)
Altıncı şart: Nisab miktarı mal üzerinden bir yıl geçmiş olmak şartı.
Yedinci şart: Zekat verilecek mala tam bir mülkiyet ile sahip olmak şartı.
Sekizinci şart: Kazanç getiren bir varlığın olması şartı.

c) Hükmün Manileri.
1- Kişinin borcunun varlığından fazla olması.
2- Zekatı toplayacak meşru ve resmi bir kurumun ve kurumun başında ehil birisinin olmayışı.

d) Hükmün Gereklerinin Yerine Getirilmesinin Sıhhati.
Eğer sebeb var ise, şartlar da tamamen yerine geliyor ise, mani de bulunmuyor ise, hükmün uygulanması sıhhatlidir (geçerlidir).

e) Hükmü Uygulayanların Düşeceği Durumlar İle Butlanı (Geçersizliği).
Sebebler olsa, şartların tamamı yerine gelse, lakin mani bulunuyorsa hükmün uygulanması butlandır, yani geçersizdir.

f) Hükmün Azimetleri.
Azimet, kişinin zaruri ihtiyacı dışında her türlü mal ve para varlığını zekat olarak verebilmeye azmetmesi.

g) Hükmün Ruhsatları.
Yüzde ikibuçuk (kırkta bir) olarak yılda bir defa zekat vermeye ruhsat vardır. Ruhsatı kullanan kişi de zekat ibadetini yerine getirmiş sayılır.

h) Hükmün İstisnaları.
Meşru ve resmi zekat memurları, bir kişiden zekat istemeye gittiğinde, bu kişi zekat vermezse, bu olay üç defa tekrar ederse, daha sonra bu kişi zekat vermek istese de, bu kişinin zekatı kabul edilmez. Böylece hüküm uygulanmaz. Hükmün uygulanmaması, hükmün ortadan kalktığına delil değildir. Bu istisnai bir durumdur.

i) Hükümdeki Hedef Kitle.
Zekatı kimlerin vermesi isteniyor. Zekatı zengin ve müslüman olanların vermesi isteniyor. Ben müslüman değilim, diyen kişilerin zekat verme mecburiyeti yoktur.

j) Hükmün Yapılıp Yapılmaması Halinde, Dünyada ve Ahirette Karşılıkları.
Dünyada zekat verenler, mutluluk hissederler. Zekat vermeyi ibadet olarak kabul eden kişiler zengin olmak için çalışırlar ve böylece içlerindeki tembellik duyguları gider, çalışmanın, üretmenin, kazanmanın zevkini tadarlar. Zekat nedeniyle cehaletin, yoksulluğun, istismarın, düşmanlığın asgariye inmesi gerçekleştiğinde, dünyada büyük bir barış ve zenginlik medeniyeti doğar ki, bundan da bütün insanlar yarar görür. Zekatın dünyada uygulanmaması halinde cehalet, yoksuluk, düşmanlık, istismar nedeniyle o kadar çok suç ortaya çıkar ki, bu suçları önlemek için milyarlarca dolar kaynak sarfedilir ve bütün dünya ekonomisi bundan zarar görür. Yoksullaşan ülkeler, kolay ve ucuz kazanç yolu olan uyuşturucu üretimine sürüklenir ki, bu uyuşturucular zengin ülkelere satılarak, zengin ülkelerin gençliğini perişan eder. Bu da zekatın uygulanmamasının dünyadaki acı sonuçlarından birisidir. Ahirette ise zekat verenlere, verdiklerinin onlarca, yüzlerce, binlerce katı ve daha fazlası Allah tarafından sonsuza değin verilecektir. Tabii ki kişide şirk, küfür, münafıklık, batıl inançlar olmazsa, kişi herhangi bir batıl inanca inanıyorsa zaten müslüman sayılmaz, bu kişinin zekat vermesinin kendisine ahirette hiçbir faydası yoktur. Zekat vermeyenlerin ahirette azabı çok elim, acıklı bir azaptır. Dünyadaki bütün mallarının kat kat daha fazlasını vermek isteseler de, bu duyguları hiçbir zaman azabı hafifletmeyecektir.

k) Hükmün Teferruatları.
k1- Hüküm ne zaman yapılacak?
Ramazan günlerinde zekat ile ilgili hesaplar yapılır. Ramazan bayramı çerçevesinde zekatlar toplanır. Ramazan bayramından Kurban bayramına kadar geçen süre içerisinde mahalli sarf yerlerine harcanır, artanlar Kurban bayramında genel zekat fonuna teslim edilir. Bu fondan Kurban bayramından bir sonraki Ramazan bayramına kadar olan harcamalar, sarf yerlerine yapılır.

k2- Hüküm hangi yerlere yapılacak?
Hüküm, her belediye sınırları içerisinde yerine getirilecek, her belediye sınırları içindeki zekat ile ilgili resmi ve meşru memurlar hükmün gereklerini yerine getireceklerdir. Sarf yerlerine kendi belediye sınırları içerisinde, Ramazan bayramından Kurban bayramına kadar sarfedecekler. Artan miktarı, hesap kitapları ile birlikte Kurban bayramında Merkezi Fon’a teslim edecekler.

k3- Hüküm nasıl yapılacak?
Kişinin beyanı esas alınacaktır. Bir kişi, kendi zekatını kendisi hesaplayacaktır. Aksi sabit oluncaya kadar beyan esas alınacaktır.

k4- Hüküm ne kadar yapılacaktır?
Asgari kırkta bir, azami ihtiyaçtan fazlası sınırına kadar.

k5- Hükmün kesinlik veya tavsiye derecesi.
Zekat hükmü kesindir. Yani Allah bu emrinin yerine getirilmesini kesinlikle istemektedir.

k6- Toplu mu yapılacak, tek mi yapılacak?
Zekat toplu bir ibadettir. Yani hep birlikte yapılacak. Bu toplum içerisinde istismarcılar olması istisna bir durumdur. Bu toplum içerisinde herkes zekat vermek için çalışacağına göre, ekonomik olaylarda bu kişilerin birbirini desteklemesi doğal bir olaydır. Çünkü kim kazanırsa kazansın vermek için kazanacaktır. Böylece çok canlı bir işbirliği doğacaktır. Birbirini aldatmak için değil yardımlaşmak esas olacaktır. Kıskançlık asgariye inecektir. Bu nedenle, bu ibadeti toplu yapılacak ibadet olarak görüyoruz.

k7- Mal ile mi yapılacak, beden ile mi yapılacak?
Zekat mal ile yapılacak bir ibadettir.

k8- Gerekli araç ve gereçler.
Zekat ile ilgili işlemlerin yerine getirilmesi için her türlü çağdaş araç ve gereç temin edilecektir. Bilgisayarlar, kasalar vb.

k9- Birkaç şeyden birini tercih edip etmeme durumu olacak mı?
Zekat ibadetinde tercih durumu vardır. İsteyen asgari oran olan kırkta biri tercih edecek, isteyen daha fazla bir oranı tercih edebilecektir.

k10- Resmi kurumlar mı yapacak, vatandaşlar mı yapacak?
Zekatı müslüman vatandaşlar verecek. Resmi ve meşru bir kurum toplayacak ve dağıtacaktır. Müslüman olmayan vatandaşlardan zekat alınmayacaktır.

15- Hükmü Uygulamada Alışkanlıklar.

a) İyi alışkanlıkların artması.
Çalışkanlık, planlamacılık, üreticilik, dağıtımda kolaycılık, tüketimde dengelilik gibi iyi alışkanlıklar artacaktır.

b) Kötü alışkanlıkların azalması.
Katı kalplilik, tembellik, başkalarının mallarını sayıp dökmekle vakit geçirmek gibi kötü alışkanlıklar azalacaktır. Zekatın uygulandığı iddia edilen birtakım ülkelerin, geri ülkeler oluşu bu ülkelerde zekatın gereği gibi anlaşılmayışından doğmaktadır. Zekat ibadeti gereği gibi anlaşılmazsa, gereği gibi uygulanamaz. Bu durumda suçlu olan, zekat hükmünün yer aldığı Allah’ın kitabı değil, Allah’ın kitabını gereği gibi idrak etmeyenlerdedir.

16- Hükmü Uygulamada Gelişecek Karakterler.

Zekat hükmü gereği gibi uygulanırsa, sözünde duran, borcunu ödeyen, yalan söylemeyen, emanete hıyanet etmeyen, komşuları memnun olan, fedakar olan, pozitif karakterli kişiler çoğalacaktır. Hukuki, iktisadi, askeri, sanatsal, sportif, bilimsel konularda iş başaran insanlar çoğalacaktır.

17- Hükmün Hukuki Mevzuat Haline Getirilmesi.

Hukuk, insanların birbirine karşı olan hakları demektir. Zekat, bir angarya değil bir haktır. Zekat’ın insanların birbirine karşı hakkı olduğunu Allah söylemektedir. Ancak, bazı memleketlerde anayasa adındaki kitaplarda dine dayandırılan kanun teklifi sunulamaz yazmaktadır. Bu dinden kasıt insanların uydurduğu demokrasi, laiklik, tasavvuf, tarikatlar gibi dinler ise, bu anayasa maddesi doğrudur. Ancak, buradaki kasıt Allah’ın indirdiği din ise, bu anayasa maddesi yanlıştır. Zira Allah doğruyu, gerçeği, bütün insanlar için yararlı olanı söylemektedir. Zekat hükmünün hukuki mevzuat haline getirilmesi için gerekli içtihatlar, gerekli çalışmalar yapılır.

18- Hüküm Yeni Bir Kurum Gerektiriyorsa, Kurulacak Kurumun Nitelikleri.

Zekat hükmü yeni bir kurum gerektirmektedir. Kurumun adı; Dünya Güvenliğinin ve Barışının Sağlanmasına Yardımcı Olma Kuruluşu’dur. Bu kuruluş, Evrensel Yüksek Adalet Kurumu’na bağlı olacaktır. Bu kuruluş meşruiyetini Müzzemmil Suresi 20. ayetinde Peygamberimizin sav. bu ayeti uygulama örneğinden almaktadır. Resmiliğini ise, Evrensel Yüksek Adalet Kurumu’nun 19 Mayıs 2019 yılında resmen kuruluşundan sonra kazanacaktır. Bu kitabın yazıldığı 05.05.2005 yılında Evrensel Yüksek Adalet Kurumu resmen kurulmamıştır. Resmen kuruluşu için yeryüzünde kendisini Fakih olarak kabul eden ne kadar kişi varsa, bu kişilerin 19 Mayıs 2019 yılında Kurban Bayramının son gününde akşam namazını müteakip, Ankara – Türkiye’de; Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda toplantıya çağırılmaktadır. Bu çağrıyı Evrensel Yüksek Adalet Kurumu’nu kurmak için oluşturulan, Evrensel Yüksek Adalet Kurumu Kurucu Genel Sekreterliği yapmaktadır. 19 Mayıs 2019 yılında Kurucu Genel Sekreterliği görevi, Evrensel Yüksek Adalet Kurumu’nun resmen ilanıyla son bulacaktır. Sözü geçen toplantıda Evrensel Yüksek Adalet Kurumu Başkanı, Fakihlerin oybirliğiyle seçilecektir. Bu kurumun merkezinin nerede olacağı, çalışma esasları açık biçimde, kurumun resmen kuruluşundan sonra basın ve yayın organları ile insanlara duyurulacaktır. Bu kurum, bütün insanlığa hizmetkarlık yapacak bir kurum olduğu için, bu kurumdan yeryüzündeki hiçbir insanın veya devletin rahatsız olmasına gerek yoktur. Bu kurum, aynı zamanda yeryüzündeki devletlerarası ihtilafların çözüme bağlanmasında somut öneriler de sunacaktır. Bu kurum, yeryüzünde Evrensel Medeniyet’e hepbirlikte ulaşmak için, inşallah hizmetkarlık görevini en iyi biçimde yapmaya çalışacaktır. Evrensel Yüksek Adalet Kurumu’nun oluşmasında görev yapacak olan Fakihler biliyorlar ki; yeryüzündeki insanlar hangi din, hangi ırk, hangi sosyal konumda olurlarsa olsunlar, insanlara din ve inançlarından dolayı, fikirlerinden dolayı kimseye baskı yapılamaz. Bir insan dünyada müşriktir, kafirdir, münafıktır diye ölümüne fetva verilemez…

19- Hükmün Gereklerini Yerine Getirmek İçin Teşvikler.

Her Ramazan bayramında belediye sınırları içerisinde, zekat verenlerin listesi yayınlanır. Böylece zekat verenler teşvik edilmiş olur. Her Kurban bayramında, her belediye sınırları içindeki en yüksek zekat verenler Basın Yayın yoluyla Haberler’de ilan edilir. Böylece yüksek zekat ve dolayısıyla yüksek kazanmak teşvik edilir.

20- Hükmün Gereklerini Yerine Getirmenin Ölümden Sonraki Umulan Faydaları.

Zekatı gereği gibi yerine getirmenin ölümden sonra insana ne faydası olacaktır? Bazı kişiler, efendim zengin olmayayım ki cennete zenginlerden önce gireyim şeklinde güya fakirler zenginlerden önce cennete gireceklermiş şeklinde bir yanlış anlayışa kapılmışlardır. Bu işin aslı nedir? Bu işin aslı, Hz. Ebu Bekir ra. gibi fakirleşenlerden sözedilmektedir. Hz. Ebu Bekir ra. o kadar çok çalışmayı, kazanmayı, paylaşmayı seven bir insan idi ki, çok büyük bir miktardaki servetini, zekat olarak vermekten kaçınmazdı. Sonra tekrar çalışırdı. Tekrar kazanırdı, tekrar yine zekat verirdi. Böyle böyle, yaşaya yaşaya ömrünün sonlarına doğru toplumun içerisinde fakirlerden sayılır hale gelmişti. Zira toplum medeni bir ortam içerisinde zenginleşmiş bir toplumdu. Fakirlik, yoksulluk, cehalet, düşmanlık, din istismarı son bulmuştu. Böyle bir medeni toplumda yaşıyordu. Ve bu toplumda ise, toplumun ekonomik seviyesine göre fakir düşmüştü. Elbette böyle fakirlerin o ortamdaki diğer zenginlere göre daha önce cennete girmesi umulur ki, gerçekleşecektir.

 

__________________________________________
Kaynak: “İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri” adlı eserin 2006 yılında basılan Mavi Kapaklı kitaptan alıntılanmıştır. Sh. 561-569, Birinci Baskı, İstanbul 2006).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar