rulet sayi tahmini bahis siteleri

Bir Kur’an Meali’nden Hüküm Çıkarmada Örnek Bir Çalışma [Müzzemmil, İniş Sırası-3]

28 Nisan 2011, .Kişiye Özel Ders Kitabı: KUR'AN!, Kur'an Çalışmalarımız, 1 Yorum »

Örnek Bir Toplum;

Ayetleri Hayatlarına Bu Şekilde Uygulayarak Oluştu-3

 

Hayatımıza Uygulamak Üzere Hükümler/Kararlar Çıkarmada Örnek Bir Çalışma:

Ayet Ayet; Düşünce, Duygu ve Davranışlarımızı İyileştirme Sanatı.

 

Kur'an MealiMÜZZEMMİL SURESİ

İniş Sırası: 3 • Mushaf Sırası: 73 • Mekki Sure • 20 Ayettir

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

 

1. EY SEN; kendisine ağır bir sorumluluk yüklediğimiz!
2. Geceleyin kalk/gecenin büyük bir kısmında ayakta/uyanık dur;
3. gece yarısında/ortasında
veya ondan biraz eksilt
4. ya da onun üzerine biraz ilâve et
ve
Kur’an’ı ağır ağır/tane tane/üzerinde düşüne düşüne oku,
(tabiat ayetleriyle çelişkisiz biçimde) anlamaya çalışarak!..

5. GERÇEK ŞU Kİ; (Açıkeğitim ve Öğretime yönelik faaliyetler için),
Biz sana sorumluluk yükleyen ağır bir söz bırakacağız.
6. Şüphesiz gece (kalkışı, Kur’an’ı okuma/anlama bakımından),
tesirce şiddetli (anlayışça daha uygundur)
ve
özümleme (kavrayış) bakımından daha etkilidir.
7. Çünkü,
senin için gündüz vaktinde uzunca bir meşguliyet vardır.
8. Rabbinin ismini an
ve
(şimdiye kadar din adına edindiğin bilgileri bir tarafa bırakarak)
tüm yeteneklerinle ona (Kur’an’a) odaklan.
9. (O), doğunun ve batının Rabbidir (Sahibidir).
O’ndan başka İlâh/Tanrı (ibadet edilecek) yoktur.
Öyleyse, yalnızca O’nu vekil edin.

10. ONLARIN söylediklerine (karşı) sabret/dayan/diren,
onlardan güzellikle ayrıl.
11. Nimet sahibi, bolluk içinde yüzen o yalanlayıcıları Bana bırak,
onlara biraz mühlet ver.
12. Bizim yanımızda bukağılar/boyunduruklar/kelepçeler
ve
yakıcı ateş vardır.
13. Gırtlağı tıkayan bir yemek
ve
can yakan/pek acıklı bir azap vardır.
14. O gün; yeryüzü
ve
dağlar şiddetle sarsılır,
dağlar savrulmuş kum yığınları(na dönüşür) gibi olur.

15. DOĞRUSU Biz size,
üzerinize/yaptıklarınıza şahit olan bir elçi gönderdik,
Firavun’a gönderdiğimiz bir elçi gibi!
16. Firavun elçiye isyan etti;
Biz de onu,
pek şiddetli bir tutuşla yakalayıp mahvettik.
17. Eğer inkâr ederseniz nasıl korunacaksınız;
çocukları yaşlılara çeviren o günden?
18. O günün şiddetinden gökyüzü çatlamıştır.
Ve O’nun sözü yerine getirilmiştir.
19. Şüphesiz bu (Kur’an, Rabbinden gelen)
bir öğüttür (isteyen okuyup düşünür öğüt alır).
Artık, (bu öğüdü okuduktan sonra) dileyen kimse,
Rabbinin rızasına giden bir yol tutar.

 

BÖLÜM 2

20. HİÇ KUŞKUSUZ Rabbin,
senin;
gecenin üçte ikisinden biraz azında,
yarısında,
üçte birinde ayakta/uyanık dur(up Kur’an oku)duğunu biliyor.
Ve seninle birlikte olan bir topluluğun da!..
Gece
ve
gündüzün ölçüsünü koyan Allah’tır.
(Zamanlamayı iyi) hesap edemeyeceğinizi bildiğinden,
tövbenizi (zamana uyamayacağınızı hoş görerek) kabul etti.
Bundan böyle,
sizin için tamamı kolaylaştırılmış olan Kur’an’ı,
kolayınıza geldiği gibi okuyabilirsiniz!
Allah bilir ki;
içinizden hastalananlar olacak,
bir kısmınız (iş yapmak üzere ithalat-ihracat yaparak)
Allah’ın fazlından aramak için yeryüzünde dolaşacak
(yeryüzünün çeşitli kentlerine/ülkelerine iş gezileri düzenleyecek)
ve
bir kısmınız da saldırganlara karşı sizi savunmak için,
Allah’ın belirttiği savaş hukukuna uygun olarak savaşacaklar.
Öyleyse,
sizin için tamamı kolaylaştırılmış olan Kur’an’ı,
kolayınıza geldiği gibi okuyabilirsiniz!
Namazı kılınız,
zekatı veriniz!
Allah için (insanlara güzelce) ödünç verin/iyilik edin;
güzel bir ödünç olarak önceden (dünyada) her ne verirseniz,
kendi iyiliğiniz içindir.
Onu Allah katında daha hayırlı
ve
karşılık olarak da daha fazlasını bulursunuz.
Allah’tan bağışlanma dileyin.
Şüphesiz ki Allah; çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

 

 

MÜZZEMMİL SURESİNDEN İSTİNBAT EDİLEN (ÇIKARILAN) HÜKÜMLER

A- EMİRLER

1- Gecenin bir kısmında kalkarak, Kur’an kelimelerinin manasını tek tek düşünerek, ağır ağır okuyarak, gece namazı kıl. [2. ayet]

2- Gündüz işlerinle meşgul ol. [7. ayet]

3- Her türlü benliğini saran ihtiraslardan uzaklaşarak, Rabbinin hoşnutluğunu kazanmak için meşru işler yap. Rabbinin azametini, emir ve nehiylerini konuş. [8. ayet]

4- Gelecekten kaygıya kapılma. Allah’tan gelecek önerilere (açık ol) uy! Allah’tan gelmiş ve gelecek (Kur’an tamam olmamıştı o zaman) önerilere uy. Böylece; Vekil yaptığın zatın (Allah’ın), senin hakkında yanlış kararlar alarak seni zarara uğratacağını sanma! [9. ayet, 3. cümle].

5- İnsanlara ayetleri anlatırken sana gösterecekleri tavra katlan. Onlardan kavga, gürültü, münakaşa etmeden güzellikle ayrıl. [10. ayet]

6- Tebliği yalanlayanlara ne olacağını Allah’a bırak. [11. ayet, 1. cümle]

7- Tebliği kabul etmeyenler konusunda acele etme. [11. ayet, 2 cümle]

8- Her gece kalktığında sıhhat durumuna göre Kur’an’ı okurken, tefekkür ederken zorlandığında bırak. Gücüne göre kolay geldiği kadar oku. [20. ayet, 7. cümle]

9- Normal hastalıkta, ticaret yaptığınızda, savaştığınızda yine Kur’an okumayı ihmal etmeyin. Ne miktar? Kolayınıza geldiği miktar ve her gece. [20. ayetten]

10- Namazı kılınız. Nasıl kılacaksınız? Peygamberimizin yaptığı-kıldığı gibi. (Bugün için, Sahih Sünnet’inde tarif edildiği üzere. Ve Kabe’yi, Medine’yi esas alarak! Hacca gidip gelenlere sor, nasıl namaz kılıyorlar! Sen de onlar gibi kıl! Çünkü orada Peygamberimizden bugüne kadar Namazın şekli hiç değişmemiştir.)

11- Zekatı veriniz.

12- Gönül hoşluğu ile borç veriniz Allah’a. Bu emri anlamak için Fıkıh Usulüne ihtiyaç var. Yani anlayış usulüne. Bu emri nasıl anlayacağız. Biliyoruz ki Allah, Samed’dir. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Eğer Allah’ın borca ihtiyacı var şeklinde düşünürsek, İHLAS Suresine aykırı düşer. Peki nasıl anlayacağız? Bütün ayetleri ziyaret ederiz. Siyeri ziyaret ederiz, tefsirleri ziyaret ederiz. Ve bütün bunlardan bir kural buluruz. Artık bundan sonra buna benzer ayetleri bu kurala göre anlayacağız demektir.

 

Hemen burada birkaç kaide ve kural hakkında kısa bilgi verelim:

KAİDE 1- Bir surenin kelimeleri kendi içinde dengelenmiştir. Birbirine paralel anlaşılır, birbirine zıt anlaşılmaz.

KAİDE 2- Örnek: Alak 19’u düşün. Bu ayetin kelimeleri evvel gelen 18 ayete paralel anlaşılacak, bundan sonra gelen (bir kavle göre 6236, başka bir kavle göre ise 6666) ayete aykırı anlaşılmayacak.

 

Kural 1: Parantezler kelime manası değildir. Kaide 1, 2 ve Arapça öğrenme metodumuzun uygulamasından doğan tefsirlerdir (açıklamalardır).

Kural 2: Türkçe “ve” harfi, Arapça’da da “ve” orijinal bağlacı ile aynı mana-dadır. Arapça’da “Ev” ise, “Veya”, “Kella” ise Lügat olarak “Hayır” manasına gelir. Bu hayır, iyi işler manasındaki “hayr” değildir. İlgili işin olumsuzluğunu belirtir.

Kural 3: Maksat balık tutup vermek değil, insanlara nasıl balık tutulacağını öğretmek olmalıdır.

Kural 4: Her Türkçe kelimenin Arapçası, Türkçe kelime veya deyimin (kelime grubunun) başlangıç noktasından başlar.

İşte tam burada yukarıda, 12. maddede geçen; bütün ayetleri ziyaret ettik, siyeri ziyaret ettik, tefsirleri ziyaret ettik ve bütün bunlardan bir kural buluruz, demiştik ya, kural şudur:

Kural 5: Kur’an’da; “Allah’a borç veriniz” şeklinde geçen bütün ibareler şu demektir: “Bütün insanların zararlarını önleyecek, yararlarını sağlayacak yatırımlara masraf ediniz.” Bir yol yapar, bir su getirirseniz; bu yoldan kafir geçemez, kafir bu sudan içemez şeklinde bir yasak koyamazsınız. Bu yatırımlarınız boşa mı gidecek? Hayır! Mükafatını Allah verecektir. Bu hayırlı/yararlı (ameli) işi yapan kişi Müslüman ise, cennetteki dereceleri değişecek; kafir ise, cehennemdeki değişik azap tabakalarına konulacaktır. Azabın en hafifi yine azaptır. Yoksula verilen zekat ise farklıdır. Bu yoksulların hakkıdır. Bunun karşılığı ise yine verilecektir. İnsanlar Allah’a borç vermiş olsalar, yeryüzünde iş sahaları çoğalacak, yoksulluk asgariye çekilecektir. Bugün işadamlarımızın faydalı yatırımları bu türdendir. Keşke çoğunluğu müslüman olsalardı; hem Dünya’da, hem Ahiret’te mutlu olurlardı.

Ayrıca, Allah’a verilen borçlar (bütün insanların zararlarını önleyen, faydalarını sağlayan işlere yatırılırsa bütün insanlığın barışına hizmet edecek -insanların paralarının lüzumsuz eğlence mahallerine değil- gerekli yatırımlara kaymasını sağlayacaktır. Yeter ki insanlara Allah’ı, Kur’an’ın bildirdiği gibi bildirmeye çalışalım. İnsanlar Rablerinin kitabını (emir ve nehiylerini) okuyarak, gereklerine can-ı gönülden uyabilme özgürlüğüne sahiptirler.

13- Allah’tan mağfiret, bağışlanma, af edilme dileyiniz. Geçmişiniz ne olursa olsun TÖVBE ederek Kur’an’ı, manasını öğrenmeye çalışınız. [20. ayet, 18 cümle]. Yine bir kaideyi burada kullanalım. (KAİDE: 1) Burada “Mağfiret dileyiniz” sözünü nasıl anlayacağız. Kaideye göre, önceki ayetlere paralel anlayacaktık. Önceden, Allah’ın kınadığı, nehyettiği davranışlara bir göz atınız. Bu davranışları şayet yapıyorsanız, TÖVBE EDİNİZ. Yapmıyorsanız yine tövbe ediniz.

Bu nehiyleri ileride yapmayacağınız malum değildir. Bu nehiyleri tek tek sıralayarak tövbe ediniz ki, ileride yapmamanıza kolaylık sağlansın. Uyarı olsun! Eğer kaideyi kullan-mazsak “Allah’tan mağfiret dileyiniz” der geçeriz. Bu geçiş ise bizim “FIKIHSIZ-anlayışsız” biri olduğumuzu gösterir. İşte Fıkıh Usulü demek ‘kaideler’ demektir ki; anlayışımızı arttırmaya yardımcı olsun. Sadece bu kadar değil, sureler ilerledikçe bu kaideler de verilmeye çalışılacaktır.

Yanlış anlayışları önlemek için bir kural yazalım:

Kural 6: Kural 5’i tatbik ederken bu kuralın uzanamadığı bir boşluk var. Bazıları, Allah’a borç vermenin mümkün olmadığını bildikleri için; bakınız, demek ki Allah: “İnsanlar” demektir, şeklinde sapıkça yalnış bir anlayışa gitmişlerdir. Bunu önlemek için bir kural gereklidir.

Hiçbir şey (insan, dağ, taş, kainat) Allah değildir ve Allah’tan bir parça da değildir. Aynadaki yansıma değildir. Allah, insan vs. hiçbir surette değildir. Allah, insanı kendi suretinde yaratmamıştır. Böyle diyenler apaçık iftirada bulunuyorlar. Allah aklımıza gelen şey değildir. Bütün bu bilgileri toplarsak bir İTİKADİ kaideye ulaşırız: Allah; MUHALEFET’UN-Lİ’L-HAVADİS’tir. Yani; Cenab-ı Hakk’ın ne zâtında, ne sıfâtında (mevcut olsun, mevhum olsun, muhayyel olsun) hiçbir şeye hiçbir cihette benzememesi.

O halde Allah, Ademi kendi suretinde yaratmamıştır. Adem Peygamberi Allah, insan olarak en güzel biçimde yaratmıştır. Allah, önce ruhları yarattı. Sonra balçıktan Adem’e suret verdi. Ve sonra Allah; Adem için yarattığı ruhu/Adem için yaratılan ruhu Adem’in bedenine üfledi. Allah’ın emirlerinden bir emir olan ruh ile Adem canlandı. Ayağa kalktı!.. Allah’a ruh denilemez. Allah ruhtan münezzehtir. “Allah’ın ruhu vardır, Adem’e geçmiştir, insana geçmiştir” iddiası küfürdür. Allah hiçbir yaratığa benzemez.

Yüce Allah’ın, Peygamberimize sav. öğrettiği metod takip edilirse kimse Kur’an’ı birbirine zıt anlamaz. Anlayış farkı ise, aynı paralel düzlemde olduğu için rahmettir. Böylece “ben müslümanlardanım” diyenler aynı paralel fikirlere yükseleceklerdir.

Ve Yüce Allah, Kur’an’ı aşama aşama, takbik edile edile 22 küsur yılda Resulüne öğretmiştir. İnsanlar ise acele ediyor, lakin 22 yılların defalarca geçtiğinin farkına varmıyor. Az öğrenelim, tam öğrenelim, sonra diğer sureye geçelim. Dr. Osman Keskioğlu Diy.Vakfı Yy. “Nüzulünden Günümüze Kur’an-ı Kerim Bilgileri” kitabı, sh: 78, paragraf 4’e bkz.: “Onlar, Peygamberden sav. on ayet öğrendiler mi; onlarda ne var ne yok, hepsini öğrenme-den, ilim ve amel meselelerini anlamadan, diğer ona geçmezlermiş”.

Paragraf 6’da ise: “İşte Kur’an bu şekilde ezberlenince maksad hasıl olur. Yoksa manasını düşünmeden okumakla maksad hasıl olmaz. Asıl hüner manasını düşünerek, anlayarak tedebbürle okumaktır.”

Amel demek ise davranış, hareket demektir. Yani Allah’ın emirlerini yapmak, nehiylerini terketmektir. İlim ise “BİLİNMESİ GEREKENLERİ” bütün emir, nehiy, tavsiyeleri bilmektir. İhlas ise, bütün bunları yaparken, yalnız Allah’ın hoşnutluğunu gözeterek yapmaktır.

İhlasa, amele, ilme; ilme, amele, ihlasa hangi yol ile gidilir. Peygamberimiz sav. Kur’an’ı nasıl öğrendi öğretti, tatbik etti ise adım adım izleyerek gidilir. Başka yoldan asla gidilemez. İşte Sünnet’e uymak budur!

 

B- NEHİYLER:

1- Allah’tan başka hüküm koyucu, itaat edilecek ilah tanımış isen eğer, bu tutumunu terket. Yeryüzünde hiçbir insana, cinne, meleğe, Peygambere itaat edilmez. Ancak Allah’ın emirlerine itaat edilir. Peygambere uyun talimatı da Allah’ın emirlerinden bir emirdir. Devlet başkanının Allah’ın emirleri parelelinde verdiği emirlere uyun, emri ise yine Allah’ın emir-lerinden bir emirdir. ALLAH KENDİSİNDEN BAŞKA İTAAT EDİLECEK bir güç tanımaz. Allah mütekebbirdir. Kibriya ve azamet sahibidir. Allah’ın emir ve nehiylerini Kur’an’dan öğrenmeyenlerin vay haline! Halbuki bunu öğrenmek çok kolaydır.

2- Kur’an’ı reddedenlerle münakaşaya girme. [11. ayet] Manası konusunda zıtlıklar sergileyenleri de Allah’a havale ederek, güzelce ayrıl.

3- İnsanlar kabul etmiyorlar diye üzülme. Acele etme. [11. ayet, 2 cümle]

4- Allah’ın ayetlerini reddetme. Küfretme. [17. ayet, 1. cümle]

Zikrin içinde Allah’ın EMİRLERİ, ALLAH’IN NEHİYLERİ ve ALLAH’IN BİLMEMİZİ İSTEDİĞİ BİLGİLER VARDIR. Ve Zikir bundan başka da bir şey değildir. Kur’an ne fal bakma kitabı, ne mızraklara takma kitabı, ne ölmüşlerin işiteceği bir Kitap’tır. Biri öldüğü zaman, bu hadiseden ibret alarak, bunu fırsat bilip dirilere okunur. Diriler bunu dinler ve ölmeden evvel uyanmaya çalışırlar. Ve Kur’an, Zikir olup ayrıca Zikirden başka bir şey de değildir. Nasıl bir Zikir? Alemler için Evrensel bir Zikir!.. Ey insanlar, Kur’an’a dönün!..

5- Ben Allah’tan af dilemem deme! Tövbeye ihtiyacım yok deme! [20. ayet, 18 cümle].

 

C- TAVSİYELER

1- Her gece kalkarak Kur’an okumak gücünün sınırlarını zorluyorsa, bunu bir tavsiye olarak zinde olduğun günlerde yap. [20. ayetten]

 

D- BİLİNMESİ GEREKENLER

1- Eskiden elektriğin olmadığı bölgelerde yatsıdan sonra yatılır ve güneş doğmadan evvel kalkılırdı. Gece terimi ile yatma ve kalkma noktası arasındaki zaman anlaşılmalıdır. Ayetlerdeki gece kalkış zamanlamalarını buna göre değerlendirmek lazımdır. [2. ayet]

2- Yatsıdan sonra yatılır ve daha sonra yeterli bir miktar uyuyarak kalkıldığında insan algılarına en müsait ortamı bulmak mümkündür. [6. ayet] Bu alışkanlık olursa öğle vaktinden sonra az bir miktar uyumak sünnettir.

3- Allah, batının (Avrupa, Amerika vs.) doğunun (Asya vs.) Rabbidir. Araplar, Bizans ve İran imparatorluklarının haşmeti karşısında eziliyorlardı. Bu ayet onlara moral takviyesi olmuştur. Burada Rabb sahip, yiyecekleri yaratan, hammaddeleri veren, insanları çeşitli sebeblerle büyüten, vb. manalarda kullanılır. İlgili imparatorlukların geldikleri nokta Allah’ın yarattıkları ile ilgilidir. O halde asıl olarak Doğu ve Batı’yı düşünürken Rablerine ne kadar itaat edip, etmedikleri ile ölçmek gereklidir. Yoksa bizi, başkaları ile kıyaslamak doğru değildir. Çünkü davet şahsımızı takdir etmeleri için değil, Rablerine itaat etmeleri için olmalıdır. O halde biz de, doğu da, batı da Rabbimize itaat etmeliyiz. İnsanlık yüzlerce, binlerce değişik istikametlerdeki yöneticilerin hangisinin dediğini yapacak? Bir işçi düşünelim karın tokluğuna birden fazla patronun dediklerini yapmak için habire koşturuyor. Bu mu iyi? Yoksa bir tek patronun dediklerini yapsa daha mı iyi? Patronların istekleri bitmiyor. Ve işçi ne yapsın? Zamanla değişik patronların işçileri ile, diğer patron safına geçen işçiler arasında savaş çıkıyor. Görüldüğü gibi Dünya barışının esas yolu budur. Bütün Dünyanın bir tek adil patrona işçi olmasıdır. Böyle bir patronu, diğer patronlar kabul etmez hiçbir zaman. Ne olacak? Savaş kaçınılmazdır. Barışı yürütmenin yolu patronluk kavgalarına son vererek bütün insanların Allah’ın işçileri olmasını sağlamaktır. Peki hangi Allah’ın? Muhyiddin İbn-i Arabi’nin, Rogar Graudy’nin, Buda’nın, Tevrat’ın, İncil’in tarif ettiği Allah’ın mı? Yoksa Kur’an-ı Kerim’in tarif ettiği Allah’ın mı? Mesele geliyor, Allah’ın gereği gibi bilinmesinde düğümleniyor.

Bir zihinde; Allah insana benzer şeklinde, bir şirk varsa; bakınız ne gibi davranışlara yol açıyor. Zamanla bir aşşağılık kişi, zulüm yaptığında deniliyor ki, o zaten Allah’ın benzeri dokunmayın. Böyle düşünceler ile git gide; ne Allah’ın emirleri, ne de Allah’ın nehiyleri kalıyor. Böylece bir tek şirk; zamanla İslami yaşayıştan eser bırakmıyor, hem de İslami yaşayış adına. Ne büyük trajedi.

Allah doğunun ve batının Rabbidir. Bizim görevimiz Allah’ı gereği gibi Kur’an’dan öğrenmek ve bütüncül bir İTİKADİ SİSTEM olarak insanlara sunmaktır. Cehaletin aşağı çekilmesinin en önemli aşaması budur.

İnsanlar Allah”a nasıl inanıyor. Nasıl inandığını sorunuz? Bırakınız konuşsun. Böylece 8. ayette Rabbinin ismini zikret emri gereğince, kişiye Allah’ı gereği gibi zikrediniz, anlatınız, öğretiniz!.. Umulur ki, Allah’a gereği gibi inansın. Bundan sonra o kişi Rabbinin yoluna (Kur’an’a) yürüyecektir. Rabbini gereği gibi bilen kendisinin ne olduğunu bilebilecektir. Dünya fabrikasında Allah’ın işçileri gibiyiz. Ya fabrikaya zarar verir, ihanet ederiz ya da dürüst çalışırız, ya da çelişkiler sergileriz. Allah Rabbimizdir. Ve Allah aklımıza gelen şey değildir. Muhalefet’un-li’l-Havadis’tir.

4- İlah ne demektir. Kur’an bütünlüğüne bakınız. İlah nedir? Yüce yaratıcıya sorunuz? Ayrıca, Değerli Alim Mevdudi’nin Türkçemize kazandırılan “Kur’an’a Göre Dört Terim” adlı eserini temin ediniz, orada Kur’an ayetleri doğrultusunda bu kavram izah edilmiştir.

5- Cehennem nedir? Yakıcı ateşten, boyunduruktan bahsedilmiştir. Gırtlağı tıkayan yiyeceklerden, elim bir işkenceden bahsedilmiştir. [12. ve 13. ayetler]. Bundan sonra eğer küfrederseniz nasıl korunacaksınız buyurulmuştur. Küfretmek bu gerçeklerin üzerini örtmek, görmemezlikten gelmek, “olmaz böyle şeyler” demektir. Şirkin ve küfrün konuları değişiktir, neticesi aynıdır. Her ikisinin sonu da yakıcı ateş, boyunduruk, gırtlağı tıkayan yiyecekler, elim azablardır.

Yüce Allah’ın Müzzemmil 16’da Resule isyan ettiğini bildirdiği ve aynı zamanda mahvettik dediği, Firavnu Cennetlik yapar İbnü’l-Arabi. Böylece İbn’ül-Arabi nereye gitmektedir. Firavna Cennetliktir diye yazan adam imansızdır. Aynı şekilde bu kişiye “İbnü’l-Arabi’ye gayb bildirilmiştir” diyerek, Cin Suresi 26-27. ayetlerini inkar etmeye devam edenler de!.. Lakin İbn’ül-Arabi’nin dinle ilgili yazıları da var. İşte böyle insanlara BELAM denilmektedir. Umulur ki, ölmezden evvel tövbe etmiş olsunlar. Tövbe etmiş olsa da yazdığı 500 civarındaki risale ne olacak? Bu kitapçıklardaki şirk ve küfürleri ne olacak, hiç olmazsa bir vasiyet yazıp “Yakın bütün yazdıklarımı” demesi gerekmez miydi?

Ağzımızdan çıkan sözler bizi ateşe sokar mı? FesübhanAllah! İnsanın başına ne gelirse dilinden gelir. Bunu unutmayınız. Yazılanlar ise dil üzeri dildir. Dil sürçer, özür diler-siniz, yazılarınızı ise ancak ikinci bir yazı ile tekzib etmeden sorumluluktan kurtulamazsınız.

Ey insanlar! Kur’an’ı inceleyiniz. İniş Sırasına göre inceleyiniz. Din adına da başkaca bir kitabı sakın esas kabul etmeyiniz. Böylece yakıcı ateş, boyunduruk, kan, irin yemekten, elim bir işkenceye sonsuz olarak atılmaktan kurtulma ihtimaliniz doğabilir. Ölmeden evvel uyanınız. Allah’a inanmak, gereği gibi inanmak, ancak Allah’ın kitabını incelemekle olur. Allah’ın kitabı Allah’a iman etmeyi sağlamaktan aciz mi ki? Allah’a inansın diye başka kitapları takdim edelim? Biz de insanız. Biz de yazdık. Lakin demedik ki, Kur’an’ı anla-yamazsınız. Sizler okuyun, karar verin. Yeter ki Kur’an’ı okuyun. Okumazsanız işte karşıla-şacağınız manzara: Yakıcı ateş, boyunduruk, boğazı tıkayan ve tırmalayan yiyecekler, elim bir işkence!.. Hem de sonsuza dek!..

6- Bir gün bütün Dünya sarsılacak ve bütün insanlar ölecektir. [14. ayet]

7- Resul, Allah tarafından seçilir ve insanlara Allah’ın bildirdiklerini olduğu gibi aktaran demektir. Son Resul ölmüş, Risalet son bulmuştur. Artık kıyamete kadar Resul gelmeyecektir. Cin Suresi 26-27’de gaybın (geçmişin görünmeyen bilgisi, gelecekteki kesin olaylar) sadece Allah tarafından seçtiği, razı olduğu Resullere bildirildiği, bildirilmiştir. Risalet son bulduğu için, Hz. Muhammed sav.’den sonra kimse Resul olamayacağı için gayb kıyamete kadar kimseye bildirilmeyecektir. Allah sözünden dönmez. Resuller insanlara Allah’ın bildirdiklerini anlatmışlar ve insanlar üzerinde şahitlik görevini sürdürmüşlerdir. [15. ayet]

8- Firavun Resul’e (Hz. Musa’ya) isyan etmiştir. Hz. Musa’nın tebliğ ettiklerini reddederek kafir olmuştur. Çok zulüm yapmıştır. İsrail kavminin erkek çocuklarını katledip kız çocuklarını alıkoymuştur. Hz. Musa as. ve kavmini katletmek için peşlerine askerleriyle takılmış ve yolda Allah tarafından vahim bir olayla (boğulma ile) yokedilmiştir. [16. ayet] Ve sonsuza kadar cehennemliktir. 9- Kıyamet günü gelip çattığı zaman, öylesine korkutucu bir hal alır ki dünya ve içindekiler; çocuklar korkudan ak saçlı ihtiyarlara dönerler. [18. ayet]

10- Kur’an’da geçmiş zaman fiili ile kullanılan bilgilerde “O işi olmuş bilin, tamamdır” manası çıkar. Günlük hayatta birine ilerisi için söz verdiğimizde: “Tamam mı” diye sorarız. Cevaben: “Tamam, o iş oldu bil” deriz. Bu demektir ki o işi kesin yapacağım, endişe etme, Allah’tan bir ölüm vs. gelmez ise demektir. Sözü veren Allah olunca engel söz konusu olmadığı için o sözler tamamdır, yerine gelecektir, demektir.

Zaman mefhumu insanlar için vardır, Allah için bütün yıllar bir andır. Zamandan münezzehtir. Allah’ın evveli/öncesi ve sonu/ahiri yoktur. Allah insanı belli bir zaman önce yaratmıştır ve yaratık olarak ebediyete kadar yaşatacağına söz vermiştir. Yaşatacak olan kimdir? Allah! O halde insanın, Allah’ın parçası, benzeri, sureti, sıfatları ile benzerlik arzetmesi mümkün değildir. İnsan sadece Allah’ın yarattığı bir kuldur!

Allah’ın ebediliği kimseye muhtaç olmadandır. İnsanın ebedi yaşaması ise Allah’a muhtaç olarak Allah tarafından yaşatılmasıdır. Hiçbir benzerlik var mı? Ve Allah takdir ederek böyle (MAKRO PLAN) yazmıştır. Bazılarına mantıksız gelse de, bizlere mantıklı gelmektedir. Ve Rabbimize güveniyoruz. Rabbimiz sözünden dönmez. Küfredersen, şirk düşünürsen yandın! Sonsuz azap var. Bu tehdit insanın aklını başına getirmeye kafidir. Belamlar aradan çekilsin.

Sapanlar ve liderleri de aynı sonuca katlanacaklardır. Ne aldan, ne de aldat!

11- Kıyamet kopacak ve Allah’ın sözü yerine gelecektir. O iş tamam. [18. ayet]

12- Bir sevdiğiniz mektup gönderse ne yaparsınız. Mektup yabancı dil ile yazılmışsa ne yaparsınız? Anlamasam da olur, der misiniz? Çeviri yaptırarak anlamaya çalışırsınız. Allah’ın gönderdiği tezkireye bir mektup kadar değer vermeyenler, Allah’ı sevdiklerini iddia edebilirler mi? [19. ayetten] İhlas nedir? Gerçekten Allah’ı seviyorsak, gerçekten korkuyorsak bu tezkireye sahip çıkalım, okuyalım, anlayalım, yaşayalım. Kim içtenlikle isterse kesinlikle bu işi yapacak bir imkan önüne çıkacaktır. Bir yol edinecektir. Yol terimi METOD terimi ile bağıntılıdır. Bize düşen Peygamberimizin tezkireyi okuma, anlatma, öğretme, örnek olma yolunu izlemektir.

13- Yirminci ayet Medine’de gelmiştir. Lakin üçüncü inen surenin sonuna Hz. Cebrail’in talimatı ile eklenmiştir. Biz Mekke ve Medine Döneminden sorumluyuz demiyoruz. Halbuki biz Kur’an’ın tamamından sorumluyuz. Sadece Peygamberimizin ve Sahabesinin anlayışını yakalamak için ayetlerin değil, surelerin iniş sırasını takip ediyoruz. Bkz. Prof. İsmail Cerrahoğlu, TEFSİR USULÜ, Sh. 86-87. Nüzul sırasına göre tertip olunmuş: Hz. Osman, İbn Abbas, Ca’fer es-Sadık Mushaflarındaki Surelerin listesi yayınlanmıştır. Bunlar orijinal mushaftır.

Birbirlerinin aynı orijinal kelimelerini ihtiva ederler. Bir iki sıra farkı ile sureler dizilmiştir. Sure içindeki ayetlerin dizilişi ise Cebrail’in as. talimatı ile Peygamberimiz sav. Tarafından tertip edilmiştir. O halde hiç kimse Müzzemmil 20. ayet Medine’de inmiştir diye üçüncü inen sureden koparamaz. Nüzul sırası derken bu konu iyi anlaşılmalıdır. Ayetlerin değil, Surelerin sırasını kasdetmekteyiz. Böyle bir mushaf yazmak haram olsaydı, Hz. Osman’ın bu işi yapacağına inanmıyoruz. Ve diğerlerinin de.

Yine Muhterem Ashabın, Fatiha ve uzun surelerden kısa surelere doğru tertip ettikleri, şu an yaygın olan mushaf vardır. Bu mushaf ile söz konusu mushaflar arasında bir tek kelime fazlası veya eksiği yoktur.

Gece Namazı; Müzzemmil 2-6. ayetlerde EMİR iken, Müzzemmil 20. ayette TAVSİYE olarak kolaylaştırılmıştır. İşte Nasih Mensuh denilen olayın örneği budur! Bu emrin tavsiye olması emre aykırı değil, paraleldir. Kur’an’da aykırılık asla olmaz! Allah sözünden dönmez. Ak dediğine kara demez! Ve insanlara bir daha Resul gelmeyeceği için İslam’ı yaşamak kolaylaştırılmıştır. Ve kesin sınırlar belli olmuş, din tamamlanmıştır. Artma veya eksiltmeyi reddeder. Bazılarının erdim diyerek kendilerini emir ve nehiylerden muaf görmeleri ise, kendilerini aldatmaktan başka bir şey değildir.

14- Müzzemmil 20. ayet, cümle 7’de Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyunuz, derken sureler arasında ayırım yapmak değildir. İnsanın okuma direncine kolay gelecek kadar demektir. Ve her gece okunması, anlaşılması tavsiye edilir.

16- [Müzzemmil (20. ayet, 8., 9., 10., 11. ve 12. cümle)] mikro bir medeniyetin kurumlarına işaret edilmektedir. Sağlık, Ticaret, Güvenlik, Eğitim Kurumları. Ve ileride başka kurumlar gelecektir. Savaşı başlatan taraf Kur’an okuyanlar, anlatanlar olmadı! Savaşı başlatan taraflar küfredenler, müşrikler oldu. Ve insanlar nefs-i müdafaa, hattı müdafaa hakkına sahiptirler. İnsanlar kafir, müşrik olduğu için katledilmez! Genel Hukuk kapsamı içinde, fiili savaş söz konusu olduğunda; kimin ne olduğu önemini kaybeder. Bugün konuşulan topyekün savaş, psikolojik savaş, kültürel savaş terimlerinin bu ayetteki Kıtal terimi ile alakası yoktur. Kıtal fiili, silahların işlediği çarpışma demektir. Kıtal Genel Hukuka bağlıdır. Karşı tarafın hukukuna riayet etmeden katledenler, katil işlemine maruz kalırlar. Bu ise hukuki bir ihtisas konusudur. Ayetlerdeki Kıtal terimlerini görerek, kıtal etmeye çalışanlar iyi düşünmelidir. Kamuoyu önünde açıkça yargılanmadan, Mahkemesi olmadan, birtakım insanların İslam adına ölüm fetvaları vermeleri batıldır! Geçersizdir, İslam’ı bağlamaz! Medine’de öldürülen Şair üç defa mahkemede yargılanmıştır. Suçu, Devlet Başkanının hanımına (o….u) diyecek kadar iğrenç bir iftirayı yaymaktır. Üç defa özür dilemiş, yapmayacağına dair söz vermiş, lakin yine yaymaya devam ederek Devlet Başkanının şahsında devleti yıkmaya, parçalamaya teşebbüs etmiştir. Ve bu gün gazetede bunu birisi yapsa, Cumhurbaşkanının eşi için böyle iftiralar atarak kamuoyunu infiale sürüklese düşününüz ne olur!.. Olay böyle iken; Siyer bilmeyen, tahrifçi zihniyetler batıl kararlar alabilmektedir. Demek ki, bu ayetteki ‘KITAL’ terimini cımbızla çekip alıp, Allah yolunda savaş zannederek; cinayetlere alet olunmamalıdır. Mahkeme, Yargı, Suç, Suçu İsbat, Müdafaa, Hukuk Mahkemeleri Usulleri, Fıkıh Usulü doğrultusunda izah edilmiştir. (Medeni Sureler’e EK BÖLÜMLER olarak 6. Aşama’dan 20. Aşama kadar olan geniş açıklamalarda, özellikle; 14. Aşama’da HÜKÜMLER ile ilgili aşamada bunlar daha detaylı izah edilecektir.)

17- Oturduğun yerde dua edip “Allahım bana rızk ver” demek Allah’ın emrine aykırıdır. Müzzemmil 20. ayet, 9. ve 10. cümle’de; yeryüzünde rızk aramak için dolaşmak terimi kullanılıyor. Bu bütün iktisadi çalışmalara işaret eder. İthalat, İhracat, Ticaret, Ziraat vs. Ekonominin kurallarına uyduktan sonra, dua etmek lazımdır. Planlama, Üretim, Dağıtım, Tüketim; Temel Ekonomik kurallardır. 18- Müzzemmil 20. ayet, 13. cümle; Namazı nasıl kılacağız? Peygamberimiz nasıl kıldı ise öyle kılacağız. Peygamberimizin nasıl kıldığını nasıl öğreneceğiz. Bizim için; İmam Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Hanbel’in (selam üzerlerine olsun). “Peygambere aittir” diye onayladığı rivayetler esastır. Diğer ameli rivayetlere de saygımız vardır.

19- Allah’ın emirlerini yapmak, nehiylerini terketmek yine insan içindir. Allah’ın ihtiyacı hiçbir şeye yoktur. Müzzemmil 20. ayet, 16. cümle. Emirleri yapıp nehiyleri terk edenler bilmeliler ki, kendi menfaatlerine sonuçlara yol açacaktır. Bu dünyada da, ahirette de! Lakin bu emirlere katlanmak gerekir. Her zorluktan sonra işler insana kolay gelir.

20- Müzzemmil 20. ayet, 17. cümle. Ecri daha büyük nasıl bulacağız. Yaşadığımız hayatta iş sahaları açarak yoksulluğu aşağı indirmeye çalışırsak, böylece bütün insanlık beden ihtiyaçlarını karşılar. Bunun faydalı sonuçlarını biz de görürüz. Ayrıca ölümden sonraki hayatta bize verilecek mallar, eşler, bahçelerin dünyada yaptıklarımız ile kıyası mümkün değil. Böylece daha büyük olarak karşılığını bulacağız. Yeter ki, şirksiz iman edelim, küfretmeyelim, okuyalım, anlayalım, yazalım. Emirleri tatbik edip, yasakları terkedelim. Şirke düşmemek; küfürden kurtulmak, Kur’an’ı okumak, anlamak, yazmak ve yaşamakla olur…

Verdiğimiz kaynaklar bizce güvenilir kaynaklardır. Lütfen Arapça bilmeseniz de okuyunuz, düşününüz, anlayınız, yazınız, yaşayınız!..

21- Müzzemmil 20. ayet, 18. cümle. Allah’tan mağfiret dileyiniz. Mağfiret dilemek nedir? Allah ¦afurdur, Rahimdir. Affedendir, şirk, küfür vs. içinde olmayıp, kendisine itaat edenleri kurtarandır. Ve Rabbimiz bizlerin mağfiret dilemesini emretmiştir. Bu emri yerine getirmek lazımdır.

 

İşte değerli arkadaşlarım Kur’an Arapçasını bilmenize gerek yok, size 4 ÖNEMLİ TESPİTLER SUNDUM. Kur’an Surelerini bu şekilde okumaya devam ediniz… Size 3 SUREYİ örnek olarak BEN ÇALIŞTIM… Yıllarca bu çamışmaları EVLERDE yaptık… Toplantılarda, Seminerlerde dile getirdik: BİZİM MEAL İŞTE BÖYLE HAZIRLANDI…  Ömrünüzü bu stres içinde geçirmeyin. Arapça öğrenemedim vs. diye… Allah sizi Arapça lisannı öğrenmediniz diye hesaba çekmeyecek. Kur’an’ı anladığınız dilde okuyup ve bu şekilde hayatınıza alıp almadığınızdan sorguya çekileceksiniz.

114 KATLI BU KİTABI (BİNAYI), yavaş yavaş acele etmeden TAM 23 YIL SABIRLA ÇIKINIZ. Kaç yaşında başladıysanız Kur’an’ı okumaya, araştırmaya… 40 ise üzerine 23 yıl koyunuz… 18 yaşında başlamışsanız üzerine 22 yıl koyunuz ÇALIŞMALARINIZI SÜRDÜRÜNÜZ. 40 yaşınıza geldikten sonra da ölmez sağ kalırsanız; bir 23 yıl daha koyunuz… KUR’AN AYETLERİ size İNMEYE BAŞLAYACAKTIR, nereden nereye? O kitabın sayfalarından KALBİNİZE… Anlamaya başladıkça Kur’an’ı yaşamaktan BÜYÜK BİR TAT ALACAKSINIZ.

Bu 3 Sureyi ÖRNEK ALARAK tüm Surelere aynı uygulamayı yapınız…

Her Ayeti okuduğunuzda BU ŞEKİLDE SORGULAYINIZ:

1) Bu Ayetteki EMİR ya da EMİRLER nelerdir?

2) Bu Ayette NEHİY/YASAK ya da YASAKLAR nelerdir?

3) Bu Ayette TAVSİYE ya da TAVSİYELER nelerdir?

4) Bu Ayette BİLİNMESİ GEREKENLER nelerdir?

 

AKLINIZI KARIŞTIRMAYIN…

BU VE BENZERİ AKLINIZA NE GELİRSE HEPSİ ŞEYTANIN; KUR’AN’DAN BU ŞEKİLDE UZAKLAŞTIRMA PLANLARIDIR…

ŞEYTAN VE ADAMLARI; KUR’AN ANLAŞILMASIN DİYE BÜYÜK BİR GÜRÜLTÜ ÇIKARTMAKTADIRLAR…

İnsanlar düşünecek tabi; BEN BU KİŞİ GİBİ AKILLI DEĞİLİM Kİ?!

Bu EĞİTİMLİ, ben değilim ki?

AKIL NİMETİ -deliler müstesna- HER İNSANDA VARDIR…

 

Kıymetli Arkadaşlarım;

Aklımızı VAHYİN hizmetine vererek KULLANACAĞIZ… Aklımızı BU YÖNDE ÇALIŞTIRACAĞIZ. Akıl nimeti Vahiy nimeti ile buluştuğu zaman ÇELİŞKİSİZ BİR ANLAYIŞ ortaya çıkacaktır.

Akıl nimeti bir şekilde gidebilir ama VAHİY (KUR’AN) NİMETİ kıyamete kadar baki kalacaktır…

Akıl nimeti elinizden alındığında kimse size değer vermeyecektir. Gençlikte gitmese bile İHTİYARLIKTA AKLIMIZIN GİTTİĞİNİ yakınlarımızdan görüyoruz. Allah hepimize sağlıklı bir şekilde ömrümüzü tamamlamayı lütfensin… Peygamberimizin en büyük dualarından biri: “EY RABBİM, SEN BENİM AKLIMI KORU!” olmuştur. Allah hepimizin aklını korusun…

Lütfen AKIL NİMETİNİ VAHYİ ANLAMAKTA KULLANALIM… İnsanlar için KUR’AN’I KOLAYLAŞTIRALIM…

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar