Bazıları; Kur’an ile Sünnet’in arasını ayırmaya kalkmışlardır.

19 Aralık 2011, Çeşitli Görüşlerimiz, SÜNNET Kitabımız Hakkında, Yorum Yok »

Üzülerek söylemek durumundayız ki, bazı insanlar;
Kur’an ile Sünnet’in arasını ayırmaya kalkmışlardır.

 

Bazıları Allah Rasulü’nü (afedersiniz) bir postacı gibi
vehmetmişlerdir. Her ne yapmış ise güyâ Kur’an’da olmayan
vahyler ile yapmış?.. Halbuki Allah Rasulü insanların en iyi
huylusu, en ileri zekâ sahibi, en ileri yetenekler sahibi bir insan
idi. Allah’ın indirdiği vahyi (Kur’an ayetlerini) herkesten çok
daha iyi anlamaya çalışıyordu. Anladıklarını istişâre ediyor ve
karar haline getiriyordu. Ayetlerin ibaresinden, işaretinden,
delâletinden, iktizasından hükümler çıkarıyordu. Tekliflerin
sebeblerini, şartlarını, manilerini, ruhsat ve azimetlerini birbirleriyle
bağıntılıyordu. İçinde yaşadığı ortamı çok iyi tanıyordu.
Teklifler konusunda plânlar yapıyor, niyet ediyor, ara kararlar
veriyor, işler sıhhatle ortaya çıkıyordu. Rabbimiz de ayrıca
yardımlarını lütfediyordu. Böyle çalışan, herkese yardım edeceğini
Rabbimiz vadetmiş ve vaadini yerine getiriyordu.

Kur’an ayetlerini gereği gibi düşünmeyen, hüküm çıkarmasını
bilmeyenler, kendi tembelliklerini örtbas etmek için
Gayr-i Metlüv Vahy meselesini tartışma konusu yapmışlar ve 12
asırdır ümmeti oyalamak suçunu işlemişlerdir. İster metlüv
olsun ister gayr-i metlüv, uygulamalar Sünnet’in ta kendisidir.
Uygulamalar, Kur’an ilk hareket noktası alınarak yapılmıştır.
Kur’an’ın nüzulu Sünnet’in kaynağı olmuştur. Kur’an’a uymak
ile Sünnet’e uymak arasında hiçbir fark yoktur. Kur’an’a uyan
Sünnet’e uymuş olur, Sünnet’e uyan Kur’an’a uymuş olur.

Bu aşamaya kadar nasıl gelindiğini bilmeyen kişiler elbette,
şu şu Kur’an’da var mıdır? diyerek Kur’an ile Sünnet’in arasını
ayırmaya kalkmışlardır. Evet Kur’an’da olmayan Sünnet’te yoktur.
Sünnet’te olmayan da Kur’an’da yoktur. Kur’an’da olan
Sünnet’te vardır. Sünnet’te olan da Kur’an’da vardır. Her uygulamanın
Kur’an’da bir aslı vardır.

Kur’an herkes tarafından bilinen mütevatir bir haberdir.
Sünnet ise araştırmalar yapmak suretiyle tesbit edilecek Kur’an
uygulamalarıdır.

Ne Kütüb-i Sitte, ne de Şia kaynakları ve diğerleri, mutlak
Sünnet’i aktarmış kitaplar değildir. Sünnet araştırılarak bulunacaktır.
Ne Buhari, ne Müslim, ne el-Kafi ve ne diğerleri mutlak
Sünnet’i yansıtan, % 100’ü son Rasûl Aleyhi Salatu
Vesselam’a ait sözler, davranışlar, takrirler değildir. İçinde
Hz. Peygamber’e ait olanlar da, olmayanlar da olabilir.

Sonuç olarak Allah’ın (Kitabı Kur’an ile) bir teklifi, öneri
haline getirilip, karara bağlandıktan sonra; plânlanır, projelendirilir,
niyyet edilir, ara kararlar verilerek iş (amel) ortaya
çıkar. Sıhhatli yapılmış işler ise, Sünnet’e ittiba etmek, Sünnet’e
uymak demektir.

Faraza, bir ülkede veyahut bütün Dünya’da; Alak, Kalem,
Müzzemmil Sûreleri “UYGULAMALAR” aşamasından geçmiş
olsun. Yine iş bitmiş değil. Uygulamaların ardından Kontrol
aşaması gelir. Kontrol, Hikmetler, Düzeltme aşamaları
yaşandıktan soma Hükümler bölümüne gelinir Böylece Alak,
Kalem, Müzzemmil Sûresindeki Hükümler gereği gibi idrak
edilmiş olunacaktır. Bu işler bittikten soma Müzzemmil, Fatiha,
Tebbet, Tekvir, Â’la, Leyl, Fecr… gibi iniş sırasına göre Sûreler
Öneri aşamasına alınacak. Her Sûre için Öneri, Uygulamalar,
Kontrol, Hikmetler, Düzeltme, Hükümler aşaması yaşanır.

 

______________________________
Kur’an’ı Anlama ve Uygulama Metodu: SÜNNET, adlı eserden alıntılanmıştır.
Yayına Hazırlayan: Sadık TÜRKMEN (Baskıya hazırlanıyor). 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar