Allah’a yapılmış en büyük zulüm ve iftiralardan biridir!

27 Mayıs 2011, Hidâyet Rehberimiz Ayetler, Kur'anî Bazı Terimler, Yorum Yok »

Facebook’tan bir kardeşimizin Zümer Suresi; 36. Ayeti farklı bir mealden yayınlaması üzerine,

kendisini “Bu verilen mânânın uygun olmadığı” şeklindeki uyarımıza güzel bir davranış sergileyerek, yanlış yaptığını ifade etmesi üzerine; konuyu tekrar gündem yaparak bir yazı hazırlama gereği duyulmuştur. Cevabi içeriği isim verilmeden aşağıya alınmıştır:

//- Evet ..Sizin ki hariç en az 10 meal de bu şekilde yazıyor….Kimilerinde saptırırsa,kimilerin de şaşırtırsa ya da gaflete düşürürse diye yazıyor…Ben Yaradanın kulunun kalbini en iyi bilen olduğu için ,kulun kalbine göre yol açtığına inanıyorum ve bizzat kendi hayatımda da görüyorum..Netten kopyalayıp yapıştırmak kolay geldiği için (sizin meali okuyorum) böyle oldu..

UYARDIĞINIZ İÇİN ALLAH RAZI OLSUN.. Ben yine diyorum,algılamam sizin ki gibi olamaz ,öyle olmasına karşın Rabbim kalbimdekini bildiği için ,beni Rabbim iyilerle ,kendine yaklaştıracak insanlarla karşılaştırıyor,tıpkı sizinle karşılaştırdığı gibi…Haa bu arada elimdeki meale bakmadan meal paylaşmayacağım…Bunda da bir hayır vardı demek ki bu mealle sizin beni uyandırmanız gerekiyordu.. -//

“Elimdeki Meal’e bakmadan Meal paylaşmayacağım” sözü, bu kardeşimizin kendisi Bizim Meal’den çevresine de hediye etmek üzere 10 Adedin üzerinde almıştır. Yani aslında böyle bir hataya nasıl düştüğü konusunda bir anlamda nefsini kınamasıdır. Dolayısıyla şunu diyebiliriz: “Bu kardeşimizin göğsü iman dolu olduğuna şehadet edilir. Bu cevabi yazısıyla da görülmektetir ki, Allah böylesi güzel insanlara bir müjde verir.” (Zümer: 33-35)

 

«DOĞRUYU GETİRENE
ve
ONU TASDİK EDENLERE SELÂM OLSUN!»
[Bir Ayet içeriğinden, ST]

 

“Allah dilediği/istediği kimseyi saptırır” şeklinde mânâ vermek; Allah’a yapılmış en büyük iftiralardan biridir.
Ey Meal Sahipleri! Lütfen yeni baskılarda bu ayetlere verdiğiniz anlamı değiştiriniz!..

 

Allah’ın adıyla mealen;

«10. DE Kİ; “(Allah şöyle buyurur):
Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup sakının.
Bu dünyada iyi davranan kimselere iyilik vardır.
Allah’ın arzı/yeri/toprağı geniştir!
Ancak sabredenlere, ücretleri hesapsız olarak ödenecektir.”

11. DE KI: “Şüphesiz bana;
dini O’na özgü kılarak, Allah’a ibadet etmem emredildi!
12. Ve bana; (aklederek, anlayarak, içtenlikle)
Allah’a itaat edenlerin/teslim olanların ilki olmam emredildi.”
13. De ki: “Eğer Rabbime isyan edersem;
doğrusu büyük bir günün azabından korkarım.”
14. De ki:
“Ben hiçbir baskı altında olmaksızın Allah’a ibadet ediyorum.
15. Siz de O’nun yanında dilediğiniz şeye ibadet ediyorsunuz!”
De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kendilerini
ve
ailelerini kıyamet günü hüsrana uğratan kimselerdir.
Dikkat edin, işte bu apaçık hüsrandır.”
16. Onların üstlerinden kendileri için ateşten gölgeler
ve
altlarından da öyle gölgeler vardır!
İşte Allah kullarını bununla sakındırıyor.
“Ey kullarım! Öyleyse, Benden korkup sakının!”»

17. TAĞUT’a (insanları kendine kul edinene),
kulluk etmekten kaçınan
ve
Allah’a yönelenlere müjde var! Müjdele kullarımı!
18. Onlar sözü dinlerler, onun en güzeline uyarlar!
İşte onlar, Allah’ın önerdiği yolda giden kimselerdir.
Temiz akıl sahipleri, işte onlardır!» [ZÜMER SURESİ’nden]

«22. ALLAH’ın göğsünü İslâm’a açtığı kimse (Peygamber),
Rabbinden bir ışık/yol gösterici (Kur’an) üzere olmaz mı?
Allah’ın zikrine (Kur’an’a) karşı önyargılı olanlara,
yazıklar olsun!
Apaçık bir sapıklık içinde olanlar, işte onlardır!
23. Allah kitabını/Kur’an’ını en güzel kelamla/sözün en güzeliyle,
ikişerli (olumlusu olumsuzuyla) örnekler vererek indirdi.
Rablerinden korkan kişiler
(onu ve anlamını okuyorlarken onun etkisinde kalırlar),
ondan derileri ürperir!
Sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikri (Kur’an) ile huzur bulur.
İşte bu, Allah’ın yol göstermesidir!
Onunla,
dileyen (doğru yola gelmek isteyen) kimseyi doğru yola iletir.
Allah; sapıklığı seçip (o yönde) birşeyler yapanı da,
sapkınlığında bırakır.
Artık onun doğru yolu gösteren bir kılavuzu yoktur.» [ZÜMER SURESİ’nden]

 

KUR’AN ÇELİŞKİSİZ BİR KİTAPTIR,
MEALLERDE DE ÇELİŞKİ OLMAMALIDIR[*]

«27. İŞTE BİZ, ant olsun ki, insanlar için;
bu Kur’an’ın içinde her türlü misali verdik.
Düşünüp ibret alsınlar, diye.
28. Arapça (anladıkları dilde) bir Kur’an olarak.
Eğrisi büğrüsü olmayan çelişkisiz (bir Kur’an!)
Umulur ki, korunup sakınırlar!» [ZÜMER SURESİ’nden]

«1. Elif, Lâm, Mim.

2. İŞTE BU KİTAP içinde şüphelenecek/çelişkili hiçbir şey yoktur.
Takva sahipleri (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar) için,
bir yol göstericidir.
3. Onlar ki; gayba inanırl ve namazı da vaktinde kılarlar
ve
rızık olarak ellerinde bulunanlardan da harcarlar.
4. Ve o kimseler ki; sana indirilen gerçeklere inanırlar
ve
senden önce indirilen gerçeklere de!..
Ve onlar, sonsuz gelecek konusunda da kesin inanç sahibidirler.
5. İşte onlar Rablerinden (gelen) doğru bir yol üzeredirler
ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.» [BAKARA SURESİ’nden]

_________________________________
[*] Allah bir yerde doğru yola iletense, nasıl saptıran olabilir? diye bir müslüman herhangi bir meali okuyorken BURADA BİR ÇELİŞKİ var, diye kuşkuya düşecek/düşmeli… O zaman demeli ki: Allah’ta ve Kur’an’da çelişki olmadığına göre; BU MEAL SAHİBİNİN ZİHNİ KARMAŞIKTIR/ÇELİŞKİLİDİR. O zaman, elindeki o mealin/çevirinin üzerini çizecek, yanına doğrusunu yazacaktır ki; kendisi ölüp gittikten sonra evindeki bu meali okuyanın da zihni karışmasın.

Ve bu Face ortamlarında özellikle Meal anlamında bu şekilde çok önemli ayetlerin yanlış algılanmalarına vesile olmamak için, gerekirse en sevdiği insanları kıracak, doğrusunu hatırlatacak AMA TEK İLAH OLAN ALLAH’INI KIRMAYACAKTIR. İşte bu konu ayetlerde; küçük bir menfaat karşılığında Allah ayetlerini değişmemek diye izah edilir.

Bir arkadaşım kırılmasın, bile yeri gelir ayetin anlamını gizlemek olarak algılanabilir.

Bu konu o kadar önemlidir ki; SIRF BU AYETİ BÖYLE ALGILADIĞIMIZ İÇİN YER GÖK İNSANOĞLUNDAN UTANIYORDUR!.. Onun için bana göre bu mesele BİR İTİKADÎ MESELEDİR. İnsanımızın bu anlamda İTİKADI BOZULMUŞTUR. Ben tüm Meal sahipleri adına insanoğlu ve insankızından özür diliyorum. Onların da bir an evvel kendilerini ve Meallerini düzeltmelerini temenni ediyorum. Çünkü onlar da bilmiyorlar… Arapça bilmek yetmiyor. Kur’an’ı çevirmek, Meal yapmak: Arapça bilgisiyle olacak iş değil: GERÇEKTEN YALNIZ ALLAH’I İLAH KABUL EDEN MÜMÜNLER OLUNMASI GEREKİYOR. O’na gereği gibi iman edilmesini istiyor Allah… (Böyle uzun uzadıya açıklayıp zamanınızı aldığım için lütfen beni bağışlayın değerli dostlarım!)

Ha İsa Allah’ın oğludur demişsiniz, ha Allah dilediği kulu saptırır demişsiniz… Bu kadar şiddetlidir. ALLAH’A YAPILMIŞ EN BÜYÜK İFTİRADIR…

 

ALLAH VE AYETLERİ HAKKINDA YALAN UYDURANDAN DAHA ZALİM KİM OLABİLİR?

«32. ALLAH HAKKINDA yalan uyduran
ve
kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim/hain
kim olabilir?
Cehennemde kâfirler için yer mi yok?» [ZÜMER SURESİ’nden]

 

DOĞRUYU GETİRENE VE ONU DOĞRULAYANA GELİNCE; İŞTE ONLAR KORUNUP SAKINANLARDIR!

«33. Doğruyu getirene ve onu doğrulayana gelince;
işte onlar, korunup sakınanlardır.
34. Onlara, Rablerinin katında diledikleri herşey vardır.
İyi davrananların mükâfatı, işte budur!
35. Allah onların önceden yaptıklarının en kötüsünü örtsün
ve onları yapmış olduklarının en güzeli ile ödüllendirsin…» [ZÜMER SURESİ’nden]

 

DOLAYISIYLA KUR’AN’DA ŞU APAÇIKTIR: ALLAH DEĞİL, İNSANLAR İNSANLARI SAPTIRIR; SAPIKLIĞA YÖNLENDİRİR:

«79. Firavun kavmini saptırdı ve onları doğru yola götürmedi.» [TAHA SURESİ’nden]

Yıllardır Ateistler karşımıza Allah’ı inkâr anlamında hep bu şekilde yapılmış Kur’an Meallerini çıkarmışlardır: “Biz böyle bir Allah’a inanmıyoruz!” diyerek. Yani aşağıda vereceğim meali kastederek:

//Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar.
Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.. ZÜMER-36// [*]

____________________________________
[*] Meal sahibini bilmiyorum, bir kardeşim face’de yayınlamıştı, bunun üzerine bu konuyu tekrar ele almak zorunda hissettim kendimi. Buradan tüm Meal Sahiplerini uyarıyorum, lütfen bu ve benzeri ayetlere verdiğiniz manaları yeni baskılarınızda değiştirin… Biz, bazı Meal sahiplerini uyarmamıza rağmen aynı hatalarında ısrar ediyorlar. Kavramlara gelenekçi zihniyetle yaklaşmalarının cezasını halkımız ve biz bu insanımıza anlatıp ikna edinceye kadar çok zaman kaybediyoruz.

 

>  Bu arada Ateistler demişken, konuyla ilgili kısa bir anımı anlatayım: Matematik Öğretmeni olan ve kendisinin hem Yahova Şahidi ve hem de Ateist olduğunu söyleyen bu kişi ile  görüşmemizde (hem Yahova Şahidi ve hem de Ateist olunabiliyor mu bilmiyorum, birkaç kişi kendi arkadaşları ve birkaç kişi de bizim arkadaşlardan yaklaşık 15 kişilik bir ortamda); bu ayet mealini delil (!) göstererek: “Ben böyle bir Allah’a inanmıyorum” büyük bir gururla söylemişti. Birkaç kişi de yanında getirmişti. Birkaç ta bizim arkadaşlardan vardı. Ramazan ve Ahmet kardeşimizle birlikte Küçük oğlum Seyyid Kutub da vardı sanırım. Tabi şimdiye kadar Hacıları, Hocaları bu şekilde güya susturuyormuş veya tartışıyormuş. Ben düşündüm, ayağa kalktım ve ceketimin önünü ilikledim: Hocam sizi kutlarım, muhteşem bir beyinsiziniz. Bu olayı yakalamak öyle basit bir mesele değil. Ben olsam, ben de böyle bir Allah’a inanmazdım, dedim. Hoca şaşırdı. Tabi hiç beklemediği bir tepkiyi verdim. Sonra izah ettim; çünkü Kur’an’da kendisini bize gereği gibi tanıtan Allah öyle bir Allah değil. Bir de (bizim hazırladığımız meali uzatarak) şu mealden okur musunuz? dedim. Okudu: Hah işte Allah bu, dedi. Allah adalet sahibidir. Kullarını kayırmamalı. Gerçi o an tartışmayı başka konulara çekti orası önemli değildi.Şunu anladım ve gördüm ki; MEALLER çok önemli, insanların yanlışa düşmelerine sebebiyet verebiliyor. Ben devamla: Sizden tüm meal sahipleri adına özür diliyorum, lütfen bizi bağışlayınız. Allah bizi affetsin, sizi böyle çelişkilere düşürdüğümüz için, dedim. Ve kendisine bizim Meal’den hediye ettim. Bizi tanıştıran Amcaoğlu’ndan daha sonra aldığım haberlere göre sürekli okuyormuş. Allah onun ve herkesin anlayışını güzelleştirsin; ama insanların bizzat kendilerinin herşeyden önce bunu kendilerinin istemesi ve bu uğurda gayretli olmaları önemlidir.

 

KONUMUZLA İLGİLİ AYETİ TEKRAR HATIRLATARAK BU KONUYU SONLANDIRALIM. (Sorusu olan olursa gücümüz nispetinde cevaplarız inşallah).

Allah’ın adıyla mealen;

«36. ALLAH kuluna kâfi/yeterli değil mi?
Seni, O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar!
Allah kimi (düzelmek istemeyip hakedeni) sapıklığında bırakırsa,
artık onun için doğru yola getiren yoktur.
37. Allah;
kimi (Rasûlleri ve düzelmek isteyenleri de) doğru yola iletirse,
artık onun için saptıran olamaz.
Allah; üstün olan, intikam alan değil midir?» [ZÜMER SURESİ’nden]

«95. De ki: “Allah doğru söylemiştir.”» [AL-İ İMRAN SURESİ’nden]

«285. (…) Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik.
Ey Rabbimiz! Senden bağışlanma dileriz.
Sonunda dönüş yalnız Senin katınadır. (…)” [BAKARA SURESİ’nden]

«7. ALLAH’ın üzerinizdeki nimetini
ve:
“İşittik, itaat ettik” dediğinizde O’na verdiğiniz
ve
sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın.
Allah’a karşı gelmekten sakının.
Şüphesiz Allah,
göğüslerin özünü (niyetleri/düşünceleri) hakkıyla bilendir.» [MAİDE SURESİ’nden]

«’Doğru yola tâbi olan kimseye selâm olsun!’» [TAHA SURESİ’nden]

 

 

______________________________________
Yukarıda verilen Meallerin Kaynağı: “İniş Sırasına Göre Kur’an, Akıl ve Bilim Işığında Türkçe Çeviri” adlı eserden alıntılanmıştır. Arzu edenler şu adresten edinebilirler:

https://www.sadikturkmen.com/kitap-siparis/

 

 

 

 .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yorumlar